YÜRÜYELİM ARKADAŞLAR ..

17 Haz 2017

CHP’nin adalet aradığı yürüyüşünün bugün üçüncü günü.

Yürümeyi planladığı 430 kilometrelik yolda adaleti bulacaklarını umarak yaklaşık 25 gün yürüyecekler.

“Dağ başını duman almış yürüyelim arkadaşlar/ Güneş ufuktan şimdi doğar yürüyelim arkadaşlar..”

O güneş “Adalet” olsa gerek..

*

Bu yürüyüş adaleti katledenlerce çomaklanmaya çalışılıyor.

İktidar partisi üst akılları ve rütbe silsilesine göre Kılıçdaroğlu’na giydirmekle meşguller.

*

Dün Kılıçdaroğlu’na anayasamızın 138.nci maddesini okumasını tavsiye eden kişi o maddeyi kendisi okusa asla böyle bir kelam eder miydi?

Öyle ya,

Hukukun bağımsız olduğundan hiçbir makam, kişi ve merciin hukuk üzerinde otorite kurup o kurumu kullanamaz” denilen o maddeyi kenara koyup Anayasa mahkemesinin verdiği bir karar üzerine ,

“O kararı tanımıyorum, mahkemeye de saygı duymuyorum” diyen kişiydi.

Diğer örnekleri yazmaya kalksam yerim  yetmez.

*

1000 Ali ilginç ve komik bir başbakan..

Kılıçdaroğlunun başlattığı “Adalet” yürüyüşü için bakın ne demiş.

“Mübarek Ramazan gününde yollarda yürüyeceğine hızlı trenle gitseydi. Niye eziyet ediyor kendine!”

Tarihe düşük profilli başbakan olarak geçen 1000 Ali’den adalet anlayışı beklemek profiliyle paralel olsa gerek..

*

Adalet Bakanı Bozdağ’ın tepkisi şöyle; “Kılıçdaroğlu Türk yargısını baskı altına almak istiyor. E -5’te hukuk aranmaz. Kılıçdaroğlu suç işliyor”

Farkındaysanız tüm iktidar mensupları hükumet sanki  siyasi otoritenin baskısı altında değilmiş gibi  “Yürümekle yargının baskı altına alındığını vurguluyorlar”

Lütfen dünkü yazıma bakınız.  O yazımda yargının nasıl baskı altına alındığını örnekleriyle yazmıştım.

Tamamen siyasi otoritenin vesayeti altındaki yargı alanın uyandırılmasına tahammülleri yok.

*

Soyadı “Soylu” olan bir İç İşleri bakanı var.

Konuya şahsi yaklaşmış. “Sizin yüzünüzden fazla mesai yapıyorum” diyerek şikayet etmiş.

Bakın hele!

Biat ettiklerinin Cuma namazlarına  kilometrelerce yolları kapatarak, 30 araç 3 bin polisle gittiğindeki fazla mesaiyi görmeyen gözler adalet aranan bir yürüyüşün emniyeti için alınan  tedbirlerden şikayetçi..

*

Burhan Kuzu adında bir garip anayasa profesörü (!) var.

“Kılıçdaroğlu Bolu tüneline geldiğinde ne yapacak? O tüneli Cumhurbaşkanımız yaptı. Ama dağdan geçmesine gerek yok o izin verir!”

Eyy Burhan Kuzu !

Alemsin, komiksin , cahilin önce gidenisin ve sen nasıl bir profesörsün?

Cumhurbaşkanı sanki o tüneli cebinden yapmış. Sanki babasının malı olan o tünelden geçmek Cumhurbaşkanın iznine tabiymiş gibi sallıyorsun..

*

Özetle hükumet cephesi  adı “Adalet arıyorum” olan yürüyüşe karşı.

“Sokakta adalet aranmaz?” ortak tepkilerine Kılıçdaroğlunun cevabı yerinde..

“Yürümeye karşınız ama 15 Temmuz kalkışmasını o sokaklarda yürüyenler önledi.”

*

Otoriter yönetimler  yollardan, yürümelerden, gösterilerden, alanlardan , meydanlardan tırsarlar.

Bakın tarihe. Tüm o tür rejimler benzer  tepkilerle yola getirilmişlerdir…

Korkuları , tepkileri bundan.

 

AL  SANA  HUKUK

 

Konumuz yine adalet, yine hukuk..

Cumhurbaşkanının son Amerika ziyaretinde çıkan olaylara karışan 12 koruması için Amerika’da “Tutuklama “kararı çıkarılmış.

Erdoğan tepkili..

“Hani hukuk nerede. Bu ne biçim hukuk?” diye sorup duruyor..

Gelin bize aşağıdaki örneklerle “Bu ne biçim hukuk?” diye soralım.

*

Damat Kavurmacı Tuskon davasından tutuklanarak içeri alındı..

*

Damat Kavurmacı bir süre sonra dandik bir hastaneden alınan “Sara hastası” raporuyla serbest bırakıldı.

*

Damat Kavurmacı TUSKON iddianamesini kabul eden mahkemece tekrar tutuklandı..

*

Damat Kavurmacı …… ….. !!??

( Devamı var..)

*

Arınç’ın damadı FETÖ’cü olmak suçuyla tutuklanıp hapse tıkıldı.

*

Arınç’ın damadı 3 gün sonra “Sabit ikametgahı var” gerekçesiyle serbest bırakıldı..

*

Arınç’ın damadı ….  …  !?

( Devamı var)

*

Yüzlerce gazeteci uyduruk suçlamalarla FETÖ’cü ilan edilip hapislerde aylardır süründürülüyorlar.

İçlerinde  çok ağır hasta olanlar da var, ölenler de. Devlet hastanelerinden onlarca raporları olmalarına rağmen aylarca iddianameleri yazılmıyor, serbest bırakılmıyorlar..

*

İçerideki gazeteciler ne göçebe ne de evsizler. Hepsinin belli sabit adresleri çalıştıkları gazeteler , televizyonlar var. Karton kutu içerisinde yaşayanlar yok.

*

CHP’nin gazeteci kökenli Milletvekili Enis Berberoğlu MİT Tırları davasında herkesin bildiği bilgileri paylaştığı için “Askeri ve siyasi casusluk ve vatan hainliği” gibi çok ağır bir suçlamayla 25 yıla  mahkum olurken,

Hükumette Başbakan Yardımcısı konumundaki Türkeş televizyonlarda “O tırlar vallahi de billahi de Bayır bucak Türkmenlerine gitmiyordu. Bundan  adım gibi  eminim” diyerek bangır bangır bağırırken devleti yönetiyor.

*

Alın size hukuk örnekleri.

Birisi neden o hukuku Amerikalarda arıyor ki?