GİTTİĞİNİZ YOL …

02 Tem 2017

Belli ki 18 gündür süregelen “Adalet Yürüyüşünü “ kaldıramadılar.

Bu yürüyüşe önceleri, “Trenle gitseydiniz” şeklinde takılıp, “Aman fazla yürüyüp kendini heder etmesin. Kılıçdaroğlu bize lazım” diyerek komiklik yapanları görüyorduk.

Hele hele üst akılları çıkıp da “Bu yürüyüşe biz incelik gösterdik lütfettik” diyerek kendisini hukukun üzerinde gören bir tavra girince anladık ki CHP doğru yoldadır.

Yürüyüşe her geçen gün yeni renkle katılıp, farklı düşüncelerden destekler gelince İktidar ve üst aklının dili kirlenmeye başladı.

*

“Gittikleri yol Kandil’in ve Pensilvanya’nın yoludur” demesi adalet arayışına gelen  yoğun desteğin verdiği rahatsızlıktandır.

Aklınca yürüyenleri terörist yapacak, elindeki giderek eriyen  biatçı kitlesi de  inanacak..

*

“Kendini yollara vurup İstanbul’a giden CHP’nin başındaki şahıs” ifadesi de aynı sıkıntıdan olsa gerek!

Bu cümledeki beklentisi ise yürüyenlere “Kim olduğunu benim bile bilmediğim hatta kıymet vermediğim birinin peşinden boşuna gidiyorsunuz” algısı vermek..

Farkındaysanız, alenen,

“Adalet istiyorsanız ya terörist ya Fetö’cüsünüz, ya da boş bir şahsın peşinden boşuna yürüyorsunuz!” diyor.

Yapılan çaresizlikten kara çalmaktır. Siyaseti çirkinleştirmektir.

Yürüyüşün başındaki “Şahıs” dediği lideri itibarsızlaştırmaktır.

Kısaca siyasette yetersiz kaldığının belirtisi fikir yoksunluğu ve belden aşağı vurmaktır.

Yönettiği ülkede adaletin kalmadığını insanların o nedenle yürüdüklerini pek ala biliyor olmasına rağmen konuyu saptırması içinde bulunduğu derin aczin dışa vurumudur.

*

“Gittiğiniz yol ..” diyerek yolu saptıranlar acaba “Bu adamlar neden yürüyorlar. Adaletimiz gerçekten mi yok. Nerede hata yaptık” diyerek lütfedip bir arayışa girseler hem kendi gittikleri yanlış yolu görecekler hem de ana muhalefetin gittiği yolu.

*

Yürüyüş kolu hedefine yaklaştıkça provokasyon tehlikesi artıyor.

İktidara ve özellikle İç İşleri Bakanlığına düşen ortamı germek değil  bu tehlikeyi önleyecek tedbirleri almaktır.

 

BİKİNİLİ  KRALİYET  AİLESİ

 

İngiltere Kraliyet ailesinden bahsetmiyorum.

Bahsettiği krallık Suudi Arabistan Krallığıdır.

Prensler, prensesler eşleri çocukları atlamışlar krallığa ait 160 milyon dolarlık “Mogambo” adındaki yata  “Rotamız Mikanos” demişler. Ardında yeni rotalarını  Bodrum’a çevirip gelmişler Torba koyuna demirlemişler.

*

Bahsettiğim “prensler , prensesler , eşleri ve çocukları Suudlu kraliyet ailesi” demiştim.

Hani şeriatla yönetilen, kadınları çarşaflara kapatılan, gözlerinin dahi görülmesi yasak olan,

Kocasının ya da babasının izni olmadan hatta onlar yanlarında olmadan evlerinden çıkamayan kadınlar ülkesi,

Sokakta yürürlerken kocasıyla el ele yürüyemeyen,

Kadınların araç kullanmalarına izin verilmeyen,

İstedikleri her mesleği yapmalarına müsaade edilmeyen,

Bir ofiste çalışmaları yasaklanan,

Suç işlediklerinde taşlanma cezasıyla infaz edilen,

Başları örtülü,

Vücutları kapalı,

Elleri eldivenli o Müslüman kadınlar,

Giysileri fayrap edip açılmışlar da açılmışlar!

O yatta bonkör bikinileriyle ele güne açık bir haldeler.

*

Suudi Arabistan’da günah olan Mikanos’ta ve Bodrum da değil herhalde!

Ülkemizdeki Suudi Arabistan hayranlarına sunulur..

 

İHRACATTA  RAMAZAN  FRENİ

 

Haziran ayı ihracat verileri açıklanmış.

2016 Haziran ayına göre yüzde 1.8’lik küçük bir artış varken bir önceki ayın altında kalınmış.

“Rekorlar kırıyoruz” demek varken hüsran yaşanmış .

Acil bir gerekçe lazım ki üst akıl “Ne iş?” demesin..

O gerekçe hemen bulunmuş.

“Ramazan ayı nedeniyle frene basılmış”

*

“Höst” derim bu açıklamayı yapana.

Arkadaş mallarını ihraç ettiğin ülkelerin yüzde 95’i Müslüman olmayan ülkeler.

Ne alaka bu gerekçe?

“Sen mal satmak istedin de adamlar “Siz şimdi bu sıcaklarda oruç tutacaksınız . Sizleri yormayalım gidin yatın sonraki aylarda açığı kapatırız mı dediler?”

*

İşin aslını neden söylemiyorsunuz?

Haziran ve Temmuz ayları ihracatın en düşük olduğu aylardır ve yıllardır böyledir.

Müşterileriniz de onların müşteriler de bu aylarda tatillerini kullanırlar,

İç üretim de onlara uymak zorunda kalır..

İhracatımız yükselecekse Ağustos ayının ikinci yarısında hareketlenir ve Eylül ve takip eden aylarda yoğunlaşacaksa yoğunlaşır.

Neymiş?

“Ramazan ayı nedeniyle düşük kalmış!”

Hani “ufak at da civcivler yesin” denilir ya,

İnanın bu palavrayı civcivler bile yemez..