26 AĞUSTOS

13 Ağu 2017

Bu tarih sizlere ilk olarak ne hatırlatır?

“Büyük taarruzun başladığı günü”

100 kişiye sorsanız kahır ekseriyeti bu cevabı verecektir.

26 Ağustos kurtuluş savaşımızda büyük taarruzun başladığı gündür,

30 Ağustos ise o taarruzun zafere dönüştüğü gündür.

Ve Türkiye Cumhuriyeti devletinde o günlerin her ikisi de anılır, törenler yapılır.

Hatta 30 Ağustos resmi tatil günüdür.

Türk Silahlı Kuvvetler haftası o günlere denk gelir, mensupları o günde terfilerini alırlar yeni görevlerini öğrenirler.

*

Gelin görün ki bu yıl bu kutlamalarda sorun var.

Bu yıl Başkentte 26 Ağustos ve 30 Ağustos kutlamaları yapılamayacak,

Zira Vali bey OHAL’i gerekçe göstererek her türlü anma, kutlama gibi aktiviteleri ay sonuna kadar yasakladı.

Fakaaat!

Aynı gün tarihi değerde bir başka zaferimiz var,

1071 Malazgirt Meydan Muharebesi.

“O gün Türklerin Anadolu’ya geçtikleri tarihtir bu ve yıllardır Malazgirt’te kutlanır”

Aynı gün 26 Ağustos Büyük taarruzun başladığı gün ve bayramı olan 30 Ağustos kutlamaları yasaklanırken 26 Ağustos Malazgirt savaşı kutlanacak.

Hem de devletin en başı himayelerinde..

Yol kenarlarında Billboard’larda görüyorsunuzdur.

“Fetih” adı altında o kutlamaların duyuruları yapılıyor. Malazgirt’e seferler düzenleniyor.

Selçuk hanı Alpaslan’ın Bizans komutanı Romen Dyojen ile 1071 DE Malazgirt’te yaptığı meydan muharebesi tarihimizin önemli bir taşıdır.

Bu muharebe , 50 bin kişilik Selçuklu ordusuyla 200 bin kişilik Bizans ordusunun tamamen “ hilal” taktiği ve üstün savaş stratejiyle dünya savaş tarihine geçen ve Türklere Anadolu’nun kapılarını açan bir savaş olarak geçer.

Anılmalı mıdır?

“Elbette anılmalıdır”

*

Fakat 26 Ağustos büyük taarruzun başladığı ve 30 Ağustosta zaferle  bittiği Cumhuriyet tarihimizin ve bugünkü Türkiye Cumhuriyetin varlığının ilan edildiği günün kutlamaları yasaklanırken Malazgirt meydan muharebesi  kutlamalarla anılmaktadır.

Üstelik ülkede birlik ve beraberliği sağlayacak kişinin himayelerinde.

26 Ağustos büyük taarruz ve sonucu 30 Ağustos zaferi o kişiye ne anlam ifade etmelidir?

Yasaklayanların, itibarsızlaştıranların bugünkü varlığını. O zafer kazanılmasaydı bugün Malazgirt’i dahi kutlayamayacaktınız eyy gafiller!

Gelin görün ki , her iki değerli günü birlik beraberlik içinde ve aynı coşkuyla kutlamamızda ne gibi bir sakınca görülür, bilemem.

Bir bildikleri olduğu bir hesaplarının bulunduğu muhakkak,

Bildiklerinin ve  yaptıkları hesapların Cumhuriyet adına olmadığı da muhakkak!

 

THY KARDA MI ZARARDA MI?

 

Belli ki THY yönetimi bazı veriler açıklamış.

6 aylık yolcu sayılarını geçen yılla mukayese etmiş, kargo taşımacılığı hakkında bilgiler vermiş, yolcu sayılarının arttığına değinmiş ve gelirlerinden bahsetmiş.

Kaynak  , Türk Hava Yolları Genel Müdürlüğü.

*

Gelin görün ki kaynak aynı veriler aynı olmasına rağmen gazetelerde yorumlar çok farklı.

Milliyet “THY Uçtu gitti” manşeti atarken alt haberinde kar ettiği bilgisini vermiş,

Sabah “THY uçuşa geçti” haberini birinci sayfadan vermiş.

Ama Cumhuriyet ve Sözcü gazeteleri doğrudan “THY zarar etti” manşeti altında “186 milyon lira zararları var” bilgisini paylaşmışlar.

Hürriyet gazetesi kar ve zarara değinmezken “4.6 milyar dolar gelir elde etti” diyerek ifade oyunu yapmış.

“Gelir” elbette kar/zarar ifade eden bir tanım değil.

Oysa “Giderlerinden” bahsetse ehh bir şeyler anlayacağız.

Ama yok.

*

Bu konuda bir çok gazete haberi okudum.

THY’nin geçen yıla göre yolcu sayısı ve kargo taşımacılığında daha iyi olduğu anlaşılıyor.

Gidişatın memnuniyet verici olduğu da ortada.

Ama şu kadar kar etti veya bu kadar zararı var denilecek bilgiler yok.

Ama gazeteler hükumete yakınlıklarına göre yorumlar yapınca haber ortada kalıyor.

Neticede milli hava yolumuzdur.  Başarısı ülke itibariyle doğrudan ilintilidir.

İsteriz ki itibarımız yüksek olsun milli hava yolumuz da bizleri mutlu etsin.

*

Bu yazıyı neden yazdım.

THY’nin kar zararı elbette haber ,

Gelin görün ki bölünmüş medyamızın hali de ortada.

Haber aynı yorumlar ve haberi sunuş  farklı.

Sizce hangisi gazetecilik yapıyor?

 

TURİZM  , İHRACAT ve  TATİL

 

“Kurban bayramı tatili 10 gün olsun mu, olmasın mı?”

Son günlerin tartışması bu.

Turizmciler “10 gün olsun” derken İhracatçılar “Gün kaybediyoruz üretim ve yüklemeleri zamanında yapamıyoruz döviz kaybediyoruz, çalışmamız gerek” diyorlar.

İşe siyaset karışıyor.

İlgili bakanlar sessiz, Başbakan çaresiz,

Üst akıl ağırlığını koyuyor,

“Kurban Bayramı 10 gün olsun”

“Ferman” ya da “Buyruk” ne derseniz deyin  büyük yerden gelince herkes sus pus oluveriyor.

*

Dövize hayli ihtiyacımızın  olduğu bu günlerde “Çalışmamız çoook çalışmamız gerek”

Bayram tatili 10 günlük tatilde  yerli turistler devreye gireceğinden ülkeye döviz katkısı olmayacak,

Ama tatil 4 günle sınırlı kalırsa İhracatçı döviz getirecek.

Malını zamanında yükleyeceğinden Pazar kaybetmeyecek,

Belli ki “Turizm lobisi” üst aklı ikna etmiş…

Bayram  tatili 10 gün olacak.