YILIN İLK GÜNÜ

01 Oca 2014

Bir yazar olarak yeni yılın ilk günü için yazmak zordur.

Öyle ya,

Yazar akşamdan kalma olduğu gibi,

Okuru da farklı havada değildir,

Belki çoğu hala uyuyordur,

Uyandığını farz etseniz, uyku mahmurluğu ile,

Önce yazınıza mı bakar?

Milli piyango çekiliş listesine mi?

Falına mı?

TV’nin siyah beyaz döneminde yılbaşı gecesinin  tek derdi olan  “Zeki Müren mi çıkacak, yoksa Dansöz mü?” merakımız günümüzde “Victoria’s Secret kızlarına” fit olunca ve dahi akşamın mahmurluğu içinde daha uyanamadan yazıya dalarsa  yılın ilk hatasını yapar.

Ben de öyle yaptım.

Yazımın tarihine 2014 değil, 2013 yazdım.

İlk beklentimi gördüm, şaşırmadım!

Zamlar çöktü tepemize!

İlk üzüntümü yaşadım,

Yılın ilk günkü gazetelerinde gündem yine “Kumpas, HSYK na hesap soracağız, Bize 42 noktada darbe planlandı, yasama da yürütmede biziz, Ayakkabı kutusu gösteren kadın göz altına alındı” manşetlerinde olunca keyfim kaçmadı değil.

Yıla böyle bir ruh halinde “merhaba” dedim.

Bugün 1 Ocak , yarın 31 Aralık!

Yılın son günü “Vaayy be ne çabuk geçti” diyeceğimiz 365 gün,

Yaşam dediğimiz bu değil mi?

 

                                                                                            ****

 

Dün 2013 yılının muhasebesini yaptım.

2013 yılında gündem oluşturmuş konuları sizlerle paylaştım.

Sağ olunuz çoğunuz kayıtsız kalmadınız,

Interaktif bir duruş sergileyip düşüncelerinizi benimle paylaştınız.

Bu paylaşımlarınızdan 2013 yılından memnun olmadığınız anlamını çıkarmam zor olmadı.

Olmadı ama 2014 beklentilerinizde de sizleri umutsuz gördüğüme üzüldüm.

Demek ki, toplumca bir rahatsızlığımız var,

Bu rahatsızlık gerek ekonomik, gerek sosyal manada topluma yansımış durumda.

O zaman dünkü eski yıl muhasebesine bu yıl için de bir açılış bilançosu yaparak başlayalım.

 

                                                                                          ****

 

Açılım Süreci denilen ucube ucubeliğini koruyor ve nereye varacak belli değil.

Dış Politikamızdaki yalnızlığımız devam ediyor.

Gezi ruhu hala canlı ve Usta bundan çok rahatsız.

Suriye derin dondurucuda ama Suriye’den kaçanlar başımıza problem olmaya devam etmekte.

“Esat kalacak , Usta gidecek” söylemleri şaka yollu söylense de, gerçek payı yok değil.

Usta, arada bir 4 parmağını göstererek Mursi hareketi çekse de, galiba Mısır’ı  unuttu.

CHP İstanbul atağını yaptı aynı coşkuda başka ataklar bekleniyor.

ABD ile ilişkiler limoni,

İsrail ile ikircikli ortam hala gündemde,

“Kumpas”la ilgili cümleyi  kuran siyasi danışman “Mahkemeler yeniden görülsün” baskısı sonrası “Çevir Kazı Yanması” misali çark etmiş durumda,

Ama kumpas kuranlara yardım ve yataklık edenler (İktidar partisi) konuyu acilen kapatma çabasında,

Bu çabaları “Saflık etmişiz anlayamamışız, bazı yanlışlar yapmışız” türünde basit savunmalarla geçiştirmeye çalışsalar da umarım muhalefet peşlerini bırakmaz.

Kumpas kurulan mahkemeler davaların yeniden görülmesi için hakim değişikliği istediler,

Bu istem mahkemelerin yeniden görülebileceğinin işareti.

İktidar – Cemaat kavgası karşılıklı gönderme, yalvarıp yakarmalarla sürüyor,

O kadar ki her ikisi de birbirine ihtiyatla yaklaşıyor. Bu ihtiyat birbirlerine ne kadar zarar verebilecekleri konusunda hesap yapmakta zorlandıklarının göstergesi.

Hükümette istifalar devam edecek gibi,

Yolsuzluk , rüşvet ve istifalar ardından İktidarın Yargı üzerinde güç kurma çabası yargı mensuplarına yönelik ağır sözler, suçlamalar ve tehditlerle sürmekte, özellikle HSYK üzerindeki saldırıları anlaşılır gibi değil.

Tüm yandaş basın ağız birliği etmişçesine “17 Aralık çıkışı biz karşı planlanan bir darbedir” manşetleriyle kamu oyu oluşturma çabalarındalar.

Tek adamlık baskısı, ve sonucundaki Polis devleti yapısı balkondan ayakkabı kutusu gösteren kadının polis tarafından evinin basılarak göz altına alınması derecesine gelmiş durumda.

Hükümet , yolsuzluk ve rüşvet iddialarıyla bakanların çocuklarının tutuklandıkları dava öncesi ve 2. Dosyanın Emniyette kaybolması ardından iktidar hukuk tanımaz bir şekilde   iddia sahibi savcıya yönelik ve genel anlamda yargının her kesimi üzerinde yoğun baskı kurmuş durumda.

Bu tavırları açıkça “Suçluyuz bu haltı yedik” anlamını taşısa da bakalım nereye varacak?

AB konusu gündem de yok,

AB den Türkiye İlerleme Raporu her an açıklanabilir.

Kurlar dizginlenebilmiş değil,

Kurların bu hali dış borcu olan özel şirketleri ki bu rakam yıl toplamında 165 milyar dolar, yakın ödeme süresi olanlar 125 milyar dolar olan borçlar. Ayrıca devlet borçları da var ve artan kurlar bu borçların TL maliyetlerini hayli arttıran bir faktör.

Dahası, Cari açık 90 milyar dolara dayanmış durumda ve bu hiç de hoş değil !

Veee seçim sath-ı maili!

Yani, seçim ortamının eğik ve kaygan düzlemi.

Bir çok ahlaksız, etik olmayan olaya gebe bir dönem.

Bu dönem ayrıca , politikacıların kan dolaşımlarının sizin benim gibi normal akışında değil ters çalıştığı tehlikeli bir dönem!

Açılış bilançomuz böyle.

Afyonunuz patladıysa,

Sabah kahvenizi içip uyku mahmurluğundan kurtuldunuzsa,

Milli piyangodan da bir şey yoksa,

Fal işiniz de tamamsa,

Sıra benim yazımı okumaya geldiyse,

Lütfen bu bilançoda, 2014 tahminlerinde bana yardımcı olun.

 

                                                                                     ****

 

(*) Tüm sosyal medya dostlarıma ve okurlarıma tekrar sağlıklı, başarılı, mutlu, yoğun demokrasili, laik algısı yüksek, hukuk düzeni adil, kazancı bol bir yeni yıl dilerim.