YENİDEN YARGILAMAK !

07 Oca 2014

Bu cümle bugünlerde dilimizden düşmüyor.

Dün, “Ben bu davaların savcısıyım” diyen kişi,

Bugün, Savcılar, “Cumhuriyet Tarihinin En Büyük Yolsuzluk ve Rüşvet Davasına”  mahdumunun adı karışınca çark etti.

Savcıları  paralel devletin adamı olmakla suçladı.

Tarzan zor durumda kalınca ortaya bir “Paralel Devlet” yapısı atıldı,

Yetmedi,

Onları , dün “savcısıyım” dediği davalar üzerinde “Kumpas kurmakla” itham etti.

Oysa,

Bir süre önce paralel devlet dediği ve kumpas kurmakla suçladığı  gizli ortakları için,

“Ne istediniz de vermedik, ne istediniz de yapmadık” şeklinde serzenişte bulunmuştu.

“Sap döner , keser döner gün gelir hesap döner” misali,

Gün geldi,

Keser de, hesap da döndü!

Dün, “her istediklerini verdiğini, her istediklerini yaptığını” söylediği gizli ortaklarına,

Kısa süre önce, “İnlerinize gireceğim, inlerinize!” tehdidini salladı.

Eski ortağı dişli çıkınca,

“Yaa medet bir yardım” derken Barolar Başkanı Feyzioğlu imdadına yetişti.

Hemen kameraların önüne çıktı,

“Yeniden yargılamalara sıcak bakıyorum!”

Dünün savcısı!

Bugün Savcılığını yaptığı o davaların avukatı olmuş “Yolsuzluk, rüşvet ve mahdum” skandalı ikinci plana atılmıştı!

 

                                                                                              ****

 

Gelelim sıcak bakılan yeniden yargılanmalara.

Davalar malum.

Sahte delillerini yalancı şahitlerin, dijital saptırmaların, uyduruk belgelerin havalarda uçuştuğu 5-6 yıl süresinde ilgili mahkemelerce dikkate alınmayan bu savunmalar sonrası haksız verilmiş malum cezalar.

Bunlar defalarca dile getirilip, “Bir hukuk katliamı işlenmektedir” denilmesine rağmen,

O davaların savcısı olduğunu söyleyen kişi, “Artık mahkeme safhası başlamıştır, Türk Yargısına güveneceğiz” demekteydi.

Ammaaa , İş zülfü - yare dokunup konu gelip ucu mahduma dayanınca,

“Feyzioğlu’nun teklifi üzerine Adalet Bakanıma talimat verdim davaların yeniden görülmesine uzak değilim” demekte.

Yani o mahkemeleri gerçekleştiren savcıların ve  hakimlerin verdikleri kararlara bugün güvenmiyor!

Bu çok ilginç bir gelişme.

Bir diğer ilginçlik ise,

O davaların yeniden görülmesine mesnet siyasi başdanışmanı ve Ankara milletvekili olan Yalçın Akdoğan’ın  Star gazetesinde yazdığı  köşe yazısındaki bir paragraf.

O paragrafın can alıcı cümlesi ise “Kumpas kurmak!”

“O davaların savcısıyım” diyen kişinin, davaların yeniden görülmesine sıcak bakması gerçekten adalet aranması mı,  yoksa ortam gereği mi sıcak bakıldı yakında göreceğiz!

 

                                                                                         ****

 

Velev ki, o davalar ve benzeri davalar yeniden görülecek.

Mahkeme hakimi önce o yazının sahibini mahkemeye şahit olarak çağırarak,

“Gel bakalım yazında bahsettiğin kumpaslar nelermiş bir bir anlat ve delillerini mahkemeye sun” demeyecek mi?

Ne diyecek o zaman hazret?

Kumpasları bir bir anlatır  ve dahi ispatlarsa,

Hakim , “11 yıldır bu kişilerin içinizde paralel devlet oluşturduğunu söyleyen sizler bu kumpaslara neden göz yumdunuz, mahkeme süresince neden ihbarda bulunmadınız, bunları bildiğiniz halde açığa çıkarmamakla sizler de bu kumpasa yardım ve yataklık ettiniz, sizi bu suçlarla tutukluyorum!” demeyecek mi?

Gerçek hukuk varsa demeli.

Ya da, “Hayır yazım gereğinden fazla abartılarak yorumlandı başka yerlere çekildi” derse,

Bu sefer de kamuoyunu yanıltmak, yalan haber yazmaktan başı belaya girmeyecek mi?

Davalar yeniden görülürse yazar, başdanışman ve vekilin başına gelecekler bunlar!

*

Hakim bu kişiyle de yetinmeyecek elbette.

Önce, “Ne istediniz de vermedik , ne istediniz de yapmadık” şeklinde konuşan,

Sonrada onlar için “İçimizdeki Paralel devlet“ diyen kişiyi de mahkemeye şahit olarak davet edip,

“İçinizde paralel devlet olarak tanımladığınız örgüt için ne istediler de verdiniz, neler istediler de yaptınız birer birer mahkemeye anlatın” demeli.  

Dün “konu mahkeme safhasındadır, Türk Yargısına güvencimiz tamdır” diyen kişi (ki o kişi o davaların bugün tekrar görülmesini isteyen kişidir), bu soru karşısında neler söyleyebilir?

Tüm kumpasları, neler istenildiğini, neler verildiğini teker teker anlatsa biliyor ki, “ suç örgütüne bilerek ve isteyerek yardım ve yataklık suçuyla suçlanacak ve belki de yargılanacak!”

Tabii  dokunulmazlığı olduğundan şimdilik yırtacak ama o suç bir kere alnına yazılacak.

Alnında böyle bir leke olan kişi ne kadar hükümetin başında kalabilir o da ayrı bir soru.

Ya da , Tüm bu tehlikeleri görüp, suskun kalacak.

O zaman da kamuoyunu yanıltan, yalan  söyleyen, bilgi saklayan , iftira atan kişi olarak ülkede gerginlik yaratmak suçu ile baş başa kalacak .

Bu durumda yeniden yargılanmaya sıcak bakmak, her iki kilit kişi için de “Kırk katır mı, kırk satır mı?” seçeneğinde bir süreçtir.

 

                                                                                         ****

 

Davaların yeniden görülmesi şüphesiz  bir heyecan yaratıyor, üzerlerine suç isnat edilenleri de, kamuoyunu da umutlandırıyor ama,

Bu davadaki kilit isimler kimler ve konumları çok önemli.

“Kumpasın detaylarını ( sahte delillerin , şahitlerin, dijital eklemelerin, kasıtlı bilirkişi raporlarının, çakma belgeler ) ve “ne istedilerse verdik, ne istedilerse yaptık” cümlesindeki gizemi açık şekilde anlatacak 2 çok önemli kişi var ortada.

Ne kadar anlatabilirler, ne kadar susarlar, her iki şekilde de durumları ne olur?

Anlattıklarının bir itiraf şeklinde algılanması sonrasında suça ortaklık yapmaktan suçlamadan nasıl sıyırırlar?

Bu kişilerden başka şahitler dahi ortaya çıksa dahi,

Onların da , “Bugüne kadar neden sustunuz?” suçlamalarıyla karşılaşacakları aşikar.

Amenna, “Yeniden Yargılansınlar “

Yargılansınlar da, bu arada Yeniden Yargılanma öne çıkarılarak “Yolsuzluk ve Rüşvet skandalı” Deniz Feneri’ davasının akıbetine uğrayarak arada kaynamasın !