YAŞAMA KARIŞMIYORLARMIŞ !

09 Eki 2013

Unvanı,

Parti sözcüsü.

Ama dinlediğinizde,

Parti tetikçisi olduğunu anlamanız zor değil.

Ustası  ekranlara çıkıyor,

‘’Şarıbül Leyli Ven Nehar” (Kafa kıyak –ayyaş) geziyorlar” dediği an,

Anında görüntü veriyor.

“İçecekseniz ağzınıza için!”

CHP hapisteki milletvekilleri için hak arıyor,

Sözcü anında  ekranda ,

“Milletvekilliği hapisten adam çıkarma yöntemi olmamalı” buyuruyor.

Terör örgütü canlar alıyor,

Muhalefet durumun  aciliyetinden  Meclisin toplanmasını istiyor,

O yine ekranlarda,

“Üç –Beş Mehmet öldü diye Meclis mi toplanırmış!” şeklinde çıkışıyor.

Usta’sı Mısırlı Esma için ağlıyor,

“Muhalefet Esma ya ağla ama ülkendekiler de ağla” manasında  uyarıyor,

Sen misin uyaran?

“Sığırlar ağlamazlar”  diyerek Usta’sını eleştirenlere hakaret ediyor.

 

                                                                                   ****

 

TV Yarışma Programları ekran diliyle  Prime-Time denilen saatlerde yapılır.

Sözcü belli ki, prime time aşinası!

Bir kanalda  programa denk mi geliyor, özellikle mi takip ediyor, bilemiyorum.

Bakıyor ekrandaki program sunucusu kızımız açık, saçık.

Sözcüye göre hayli dekolte!

“Vaay türban konuşmalarının dorukta olduğu şu günlerde ve hem de bize yakın ekranlarında ha!” şeklinde düşünüyor olmalı ki,

Hemen ekranlara çıkıyor,

“O’oo.., hayır  bu olamaz, Hollwood’da bile dekoltenin dozu vardır, orada bile uçuk derler” diyor.

Yetinmiyor, devam ediyor.

“Sunucu öyle kıyafet giymiş ki, olmaz böyle şey, bu sunucu hanım o aşırı gece dekoltesiyle bir yere gitse kabul görebilir mi?”

Zaten gecenin bir vakti,

Ama o hızını alamıyor,

“Televizyonlarda kıyafet seçiminin bir  hassasiyeti vardır, kimsenin kıyafetine karıştığımız yok”!

 

                                                                                   ****

Cümleye bakınız,

“Kimsenin kıyafetine karıştığımız yok!”

Peki şu cümleyi bir yerden hatırlıyor musunuz?

“Kimim Yaşamına Karıştık?”

Hatırlayacaksınız , çocuk sayısına, sezaryene,  kürtaja, içkiye, sigaraya, beyaz ekmeğe, tuza, türbana, heykele, dizi senaryosuna karışanın sözleriydi  bunlar.

Ya , o alan  yaşam alanı değil  kul , köle alanı,

Ya da, yaptıkları karışmak değil, hizaya getirmek!

Sözcü, TV ekranında gördüğü sunucunun kıyafetinden rahatsız olmuşsa,

Elindeki uzaktan kumanda aleti üzerinde  , “Zapping” denilen  hareket için bir düğme var,

Basar  o düğmeye, değiştirir  kanalı olur biter.

Bitmiyor,

Kaşımak gerekli !

Gerekli ki,

Sıra bugün Türbana geldiği gibi, yarın da genel kıyafete gelsin.

Bu bilinçle fırsat   yakaladığın an,

TV kanalına da, programcısına da, sunucusuna da , kamuoyuna da  ayar versin.

Toplumu hizaya getirmek  işte böyle oluyor,

Sonuç da veriyor.

 

                                                                                    ****

 

Dekolte sunuculu  yandaş kanal  mesajı almış olmalı ki,

Yeni bir sunucu aradığı söyleniyor.

Yapımcının , “sunucumuzun dizi programı vardı, zaten çakışıyordu, ayrıca performansını da, kıyafetini de  beğenmemiştik”  şeklindeki zavallılığına  bakılırsa önümüzdeki programda başka sunucu olacağı kesin.

Yapımcının  tırsması da yerseniz  böyle!

Sunucu kızımız ise sessiz, ortalıkta yok.

Tam, “Ortalıkta yok” yazdığım an TV den sunucu kızımız için “kovuldu” haberi geçiyor.

Parti sözcüsünün buyruğu yerini bulmuştur.

O, kanalı seyredenler  artık  ilk programda dekolte değil , istenilen kıyafetteki  sunucuyu seyredecekler.

“Ayar vermek” böyle bir şey işte.

Ayar verme denilerek süslenen fiilin  adı  aslında, “Korku  salmak”.

O da şekilde görüldüğü gibi ,

Kişinin ekmeğiyle oynayarak, “Kovulmak” gibi ağır bir ithama maruz  bırakmak dahil,

Kimsenin Yaşam hakkına , kılık kıyafetine karışmayarak” oluyor!

 

                                                                                    ****

 

Şimdi anladınız mı?

Yazımın başında neden “sözcü gibi görünse de, tetikçi  olduğunu anlamanız zor değil” dediğimi?

Daha dün,  “Demokratikleşme Paketi” diye bir paket  açıklıyorlarsa,

O paketten hemen  sonraki  gün ,

Yaşama, kılık kıyafete karışmak/karışmamak  gibi laflar ediyorlarsa,

Ve dahi,

Sonucu, baskıya , korku salmaya, ekmekle oynamaya varıyorsa,

Şu soruyu sormak şart oluyor,

“ Demokrasileri  böyleyse,  Diktaları nasıldır acep  ?”