YÜRÜMEK !

16 Haz 2017

8 Kasım 1968 de Adalet Partisi Ankara Kongresinde genel başkan Süleyman Demirel o günlerde hükümeti protesto için  sıklıkla yapılan gösteri yürüyüşleri üzerine  bu günlerde neredeyse bir deyim niteliği kazanmış şu ünlü cümleyi kurmuştu.

“Yürümekle Yollar Eskimez” demişti.

Demirel o günkü yürüyüşlerden sıkıntısı yoktu. Hatta “Yollar eskimez” diyerek dalgasını geçmişti.

*

15 – 16  Haziran 1970. Disk Sendikası öncülüğünde başlatılan grevler ve direnişler İstanbul’un her noktasında işçi yürüyüşüne dönüştü. 274 sayılı İş yasadı ile 275 sayılı Sendikalar yasasıyla çatışınca ve Sendikalara üye sayıları anlamında kota getirilip baraj sistemi uygulamaya başlayınca  büyük yürüyüşlerle tepki verildi.

*

Günümüz iktidarının başının iktidar süreçlerinin 14 yılında “Paralel” adını verdikleri terör örgütüyle kol kola yürürlerken söylediği bir şarkı vardı.

“Beraber yürüdük bu yollarda…”

Kol kola yürüyüp yürütürlerken mutluydular demek!

Ama bu yürüyüşün  sonu mutlu bitmedi.

*

Şimdi ise Ana Muhalefet yürüyor.

CHP yönetimi “Hukuksuzlukta bıçak kemiğe dayandı” diyerek yollara düştü.

CHP’nin gazeteci kökenli Milletvekili Enis Berberoğlu’nun MİT davası olarak bilinen davada “Casusluk ve vatan hainliği” suçlamasıyla 25 yıla mahkum edilip Yargıtay hakkını kullanamadan tutuklanıp hapse atılması ardından başlatılan bu yürüyüş Ankara’dan İstanbul’a 430 kilometrelik bir yürüyüş olacak ve aşağı yukarı 25 gün sürecek.

Yürüyüşün teması “Adalet”

CHP ve sempatizanları 430 kilometrenin her metresin de “Adalet” arayacaklar.

*

Bahçeli bu yürüyüşe karşı.

Ağır eleştiriler getiriyor. “Ya karşı çıkan olursa” diyerek karşı düşünceyi tetiklemekten çekinmeyecek kadar delirmiş bir vaziyette karşı düşünceye yol gösteriyor.

Gelin görün ki kendisi çevresindekilere el öptüreceğim telaşıyla kısacık bir yolda dahi yürüyemeyip kapaklanıp yere düşüyor!

İktidar Partisinin “Dümen suyuna” girmiş Bahçelinin rotası belli.

Dili de, yolu da AK Parti dili ve yolu.

Partisi adına bir bilinmeze yürüyor.

*

CHP yürüyüşünün ikinci gününde ve çeşitli şehirlerden katılımlarla her saat büyüyor.

Haliyle bu yürüyüşü destekleyenler de var, tepki verenler de.

Cumhurbaşkanı doğal olarak bu yürüyüşe karşı.

Meclisteki iftar yemeğinde yaptığı konuşmada davetlilere örtülü bir şeklide CHP yürüyüşünü kast ederek “Onlara tavsiyem Anayasamızın 138.nci maddesini okumalarıdır” demiş.

Beraberce okuyalım.

Anayasa madde 138; “Hakimler görevlerinde bağımsızdırlar. Anayasaya, kanuna ve hukuka uygun vicdani kanaatlerine göre  hüküm verirler.  Hiçbir organ, makam, merci ve kişi yargı yetkisinin kullanılmasında mahkeme hakimlerine emir ve talimat veremez. Genelge gönderemez. Tavsiye ve telkinde bulunamaz”

Madde bu..

*

Anayasa Mahkemelerinin hakim üyelerini kim atıyor?

Siyasi otorite ce Cumhurbaşkanı..

HSK’nın üyelerini atayanlar kimler?

Cumhurbaşkanı ve Hükumet.

Yüksek hakimlerle çay toplayanlar kim?

Devletin ve hükumetin başı..

FETÖ’cü diyerek yakalanıp hapse atılan partili yakınların komik nedenlerle bırakılmalarına alkış tutanlar kimler?

İktidar partisini yönetenler.

Cumhurbaşkanı  iktidar  partisinin başkanı mı?

Evet,

Yani taraflı biri.

Aynen..

“Benim savcım, benim hakimim benim hukukçum” diyen kim?

Devletin başında tarafsız olacağına dair yemin etmiş ama şu anda siyasi kimlikle iktidar partisinin genel başkanı olan taraflı kişi.

Bu tabloda hukukun siyasi otoritenin güdümünde olmadığını yargıçların baskı altında kalmayacaklarını söyleyebilmek mümkün mü?

Değil.

138.nci maddenin ne söylediğini yukarıda okudunuz.

Şimdi lütfen söyleyiniz.

O maddeyi tekrar tekrar okuması gereken kişi Kılıçdaroğlu mu?

Yoksa ona o maddeyi okumasını tavsiye eden kişi mi?

*

Benden de bazı Anayasa maddeleri tavsiyeleri olacak 138.nci maddenin okunmasını tavsiye eden sayın zata.

Buyursun, Anayasamızın “Kanun önünde eşitlik” anlamındaki 10.ncu  maddeyi okusun ,

Buyursun, “Basın Hürriyeti” maddesi olan 28.nci maddeyi okusun,

Buyursun, “Toplantı ve Gösteri Yürüyüşleri” hakkındaki 33/B maddesini okusun.

Sonra 138.nci maddenin okunmasını tavsiye etsin.

*

Yargıya güven kalmadığı zaten biliniyordu.

Son yaşananlarla daha da netleşti.

Tepki bundan,

Yürüyüş bundan.

Nitekim dün TUSİAD  yargı güvensizliğine değinen çok önemli bir açıklama yaparak hukuk üzerindeki siyasi baskıdan rahatsızlık duyduklarını söyleyerek yargıya güvenin giderek düştüğünü vurguladılar.

Bugün Adalet yürüyüşünün ikinci günü,

İzliyoruz..