VİZE, NASIL MÜJDEYSE !

17 Ara 2013

Usta daha önce söz verdiği “Müjdeli” açıklamasını dün yaptı!

Türkiye’den AB ülkelerine kaçak giren göçmenlerin geri alınması karşılığında “Vize Muafiyeti sağlanması” amaçlı “Geri Kabul Anlaşması”  imza töreninde konuşan Usta, bu anlaşmayı “AB ile Vize kalkıyor” havasında müjdeli bir haber olarak verdi.

Bu konudaki detayları 7 Aralık ve 15 Aralıkta yazdığım yazılarla sizlerle paylaşmıştım.

Burada da özetleyeyim.

Malum, yıllardır AB ile aramızda vize sorunu var.

AB bu konuda hayli katı ve İnsan Hakları ve seyahat özgürlüğüne aykırı tavrı yıllardır sürmekte.

Yaklaşık 10 yıldır Türkiye’nin deniz ve kara sınırlarından AB ülkelerine kaçak göçmen trafiği olduğu da bir gerçek.

AB yetkilileri bunu da kullanarak vize şartlarını daha da ağırlaştırmaktalar.

Uzun zamandır adı “Geri Kabul Anlaşması” olan bir anlaşma üzerinde AB ve Türk yetkililer tartışıyorlar.

AB yetkilileri, “Bu sürede AB sınırlarına ülkenizden sızmış kaçak göçmenleri geri alacağınıza söz verin biz de size vize kolaylığı gösterelim” demekteydiler.

Bizler de, “Evet  dersek bu sadece kolaylık ile sınırlı kalır , vizelerin bütünüyle kaldırılmasını kapsamaz” düşüncesiyle ret etmekteydik.

Artık ne olmuşsa 9.5 yıldır, “Hayır” dediğimiz bu anlaşmaya “Evet” demişiz!

İşte dün Ankara da imzalanan  anlaşmanın özeti bu ve bunun neresi müjde merak ederim.

 

                                                                                     ****

 

Ee , önümüzde seçim var.

Seçimde de elinde ciddi kozu kalmayan hükümetin halkın hassas olduğu konularda atılım yapması gerek!

Öyle görünüyor ki, “Vize” konusunda hayli hassas olan halkın bu zafiyetinden medet umulmakta.

Umutları böyle de, bu vize çıkışının faturası nedir ondan bahseden yok.

Buyurun paylaşayım.

Anlaşma gereği geri alınacağı (!) ifade edilen kaçak göçmen sayısı belli değil, her sene 300 bin kişinin Türkiye üzerinde  AB ülkelerine sızdıklarından bahsediliyorsa korkarım bu sayı  milyonları bulabilir.

Hesaplanan mali portresi ise 1.2 Trilyon Euro.

Olası , AB katkısı sadece 100 milyon Euro’cuk!

Dünyanın her yönünden gelmiş milyonlarca kaçak göçmeni geri alacak , barındıracak ve becerebilirsek ülkelerine geri göndereceğiz.

Geri gönderme konusunda da, bazı sorunlar var.

Geri göndereceğiniz ülkeyle “Geri Kabul Anlaşması” imzalamış olmanız şart. Bu anlaşmalar da az sayıda ülke ile imzalandığından bu iş zor!

Ya ,“Siyasi sığınmacıyım” derse?

Bir başka ülkeye de göndermeyeceğimize göre o da yaş!

Bunun devasa mali portresinin altından kalkabilirsek sokaklarımızda milyonlarca Afrikalı , Bengaldeşli , Afgan , Iraklı,  İranlı, Sudanlı ve benzeri ülke vatandaşları dolaşacak demek!

Bu sayılara  sokaklarımızda dolaşmakta olan 700 bin Suriye’liyi de ilave edersek yaşanacak tabloyu bir düşünün.

İşte bunları 3.5 yıl içerisinde gerçekleştirebilirsek o zaman AB bize vize kolaylığı gösterecekmiş!

Veee bunun adı MÜJDE’ymiş !

Usta , 76 milyonun gözünün içine baka baka ,“Vize kalktı” havası veriyor,

Alakası yok !

Egemen Bağış, “AB vizesi cepte” diyor,

Kocaman bir yalan!

Yandaş basın, “Dün anneciğim Türkler geliyor diyen Krizdeki  Avrupa bugün   zengin , çok para harcayan Türk turistleri bekliyor -  AB sınırı artık Hakkari’de bitiyor – Vize masrafı 100 milyon Euro cebimizde kalacak” şeklinde yazacak kadar kamuoyunu yanıltma peşinde ki,

Sayfa  sayfa , ekran ekran bu palavraları atmaktalar!

 

                                                                                        ****

Şimdi sorularım şunlar ;

1.2 Trilyon Euro bedelli ve milyonları geri kabul etme içerikli bu çok ağır mali yaptırımın altından kalkabilir miyiz?

Altından kalktık diyelim sokaklarımızdaki kontrolsüz, işsiz , çulsuz, farklı kültürdeki milyonlarla baş edebilecek miyiz?

Velev ki, hepsinin altından kalktık, AB sözünü tutacak mı?

Diyelim ki,  AB sözünü tuttu!

Bu kadar ağır yükün yanında sadece , İş adamları , Akademisyenler ve Sporcularla sınırlı vize kolaylığı toplumun genelinde ne ifade edecek?

Gelişmeler Usta’nın dediği “Bu anlaşma bir milattır, Vizesiz Avrupa Kapıları Açılıyor” cümlesiyle ifade edilecek değerde müjdeli bir gelişme midir?

Yoksa,

Halkı aptal yerine koyan nafile bir seçim yatırımı mıdır?

 

                                                                                       ****

 

BU NE  KİN, BU NE NEFRET ?

 

AKP Parti sözcüsü Hüseyin Çelik için 13 Aralık da  “SÖZDE SÖZCÜ” başlıklı bir yazı yazmış,

“Bu kişi parti sözcüsü mü , yoksa tetikçisi mi?” diye sormuştum.

Artık tetikçiliğinden hiç şüphem yok!

Bakın neden yok.

28 Şubat sanığı eski Jandarma Komutanı Orgeneral Teoman Koman, hapishanede sağlık problemleri sonrasında hayatını kaybetti.

Hüseyin Çelik olacak sözcü ya da tetikçi Koman’ın ölümü üzerine bir açıklama yapmış.

“Hesap vermeden gitti!” demiş.

Her dem insani değerlerden , ahlaktan ,  Müslümanlıktan bahseden kişinin söylediği hem ayıp, hem de günah dolu cümlenin tamamı şöyle.

Sözlerine her ne kadar ailesine başsağlığı dileyerek başlasa da nefreti, kini, ağır basmış ve “Yarın kılınacak cenaze namazında imam “mevtayı nasıl bilirsiniz?” diye sorduğunda elbette iyi biliriz diyenler olacaktır ama ne var ki Koman hesap vermeden gitti, neyse ki mahkeme-i Kübra var!”

Pes doğrusu,

Sözcünün (!) merhumun ardından ettiği sözlere bakınız.

Cümlesinde, kin , nefret, intikam, öç alma ve rövanşizm duygularının alayı var.

“Tetikçi mi?” diye sormakta haksız mıydım?

Esas onca nefreti bünyesinde barındırıp bir rahmetlinin ardından böylesi ağır sözler eden kişi acaba hem vicdanında, hem de  mahkeme-i kübrada nasıl hesap verecek?