VİZE ÇİLESİ

25 Eyl 2013

Dilimin ucundakini hemen söyleyeyim de,  rahatlayayım.

Bunun adı, “paranla rezil” olmaktır.

Yalnızlıktır, dışlanmaktır,

Ve dahi ayıptır, utançtır!

Hatırlayacaksınız, dünkü Dış Politikamızla ilgili yazımda,

“Ülke itibarından”  bahsetmiştim.

Uluslar arası itibarı , yönetimdeki hükümetler  olumlu dış politikalarıyla sağlamalıdırlar.

Sağlayabildiler mi?

“Hayır!”

Sağlayabilecekler  mi?

“Hayır!”

 

                                                                                  ****

 

50 yıldır AB kapısında bekleşiyoruz,

Acemi politikacıların acemi tavırları sonucu bizden sonra gelenler o kapıdan kolayca girerlerken,

Biz hala oradayız.

13 yıldır uygulamada olan Gümrük Birliği Anlaşmamız var,

Mallarımız ticari alanlarda serbestçe dolaşabiliyorlar,

Gelin görün ki,

O malları ihraç edecek iş adamlarımız vizeye tabi,

Müşterisini ziyaret edecek, gelişmeleri görecek , rakiplerini tanıyacak,

“Hayııırrrr  giremezsin!”

O malları taşıyacak kamyonların şoförleri de öyle,

Alabildikleri sınırlı vizeyle ancak bir sefer yapabiliyorlar, hatta yetişemiyorlar ceza ödüyorlar.

Kamyonları dahi hem kotalı, hem de geçiş ücretli.

“Şu sayıdan fazla kamyonun AB topraklarına giremez, fazlasını AB kamyonları taşısın!” yani.

Ayrıca,

Turist olarak ya da yakınını görmeye gidecek, sıradan vatandaşımız,

Kongreye, seminere katılacak, akademisyenimiz,

Müsabakaya gidecek, sporcumuz,

Sanatını icara etmeye gidecek , sanatçımız,

Tedavi için gidecek, hastamız,

Öğrenime gidecek, öğrencimiz,

Hepsi Vize denilen utanç duvarını aşmak zorunda.

 

                                                                                 ****

 

Velev ki, o duvar bir şekilde açıldı, vizenizi aldınız,

Yeterli mi?

Hayır değil!

Her hangi bir AB ülkesi hava alanında daha uçaktan inerken körükte sizleri bekleyen 2 ya da 3 görevlinin  iki dudağının arasında o ülkeye girip giremeyeceğiniz,

Yüzünüze dahi bakmadan , göz ucuyla Pasaportunuza bakıp “Hayır giremezsiniz uçağınıza geri dönün” yetkisine sahip o görevliler.

Onca konsolosluklara gidip gelip, aşağılanmalar,

Onca evrak, onca para, onca çile, vee onca utanç!

Bu hoş olmayan durumun  sorumluları AB yetkilileri midir?

Türk hükümetleri midir?

Cevap her ikisi de!

AB bazı kriterler koydu önümüze yıllar önce,

Bir taraftan , “Hazırlan gel bakalım” derken,

Diğer taraftan “Ucu açık” bir süre verdi.

“Ucu açık” süre bir anlamda “Çıkmaz ayın son Çarşambası”  demek olsa da,

Usta , bu tuhaf açıklamaya imza atıp yurda döndüğünde kahraman gibi karşılandı.

Ama AB serüveni de o an bitti .

O andan bu yana sadece  “AB Baş Müzakereci Bakanı” adı altında bir bakan atadı, onun dışında AB’ne tam üye olabilmek adına hiçbir şey yapmadı.

Serbest Ticaret Anlaşmaları ekonomik anlamda başımıza bela olurken, vize ayıbı ortada dururken, 35 fasıl konusunda bir hareket yokken o hükümet,  sadece kendi çıkarına olan bazı yaptırımları vitrinine koyabilmek amacı için AB’ni araç olarak kullandı o kadar!

Amaç bu olunca,

Vize çilesinde bunalan vatandaşlarının dertleri  kimin umurundaydı?

 

                                                                                  ****

 

Bir süre önce Leyla Durukan isimli bir vatandaşımız vize konusunda Avrupa Adalet Divanına başvurmuş  ve vize uygulanmasının insan haklarına ters düştüğünü vurgulamıştı.

Avrupa Adalet Divanı kararı,  “Vize muafiyetinden Faydalanamayacaksınız” şeklinde çıkınca Baş Müzakereci Bakan Suudi Arabistan milli gecesinde elinde kılıçla konuştu .

“Vize kararı adaletsiz bir karardır” dedi.

Oysa,

AB Türk vatandaşlarına vize konusunda yıllar öncesinde  taviz verebilirdi.

AB , Türkiye’yi yıllardır  uyarmaktaydı.

“Sınırlarınıza hakim olun,  göçmenlere, kaçaklara , kaçakçılara,  insan ticaretine mani olun, Ülkenizi Avrupa kolayca girebilmek için zıplama tahtası yaptırmayın ki biz de sizin vatandaşlarınıza kolaylık gösterelim” demekteydi.

Bu uyarıyı kim ne kadar dinledi?

Dinlemek şöyle dursun , kaçak , göçek, insan ticareti giderek arttı!

Hatta, Yunanistan boyuna, posuna  bakmadan sınırımıza duvar inşa etmeye kalktı.

Almanya daha dün ,  “Suriyeli mültecilere asla vize verilmeyeceğini” açıkladı.

Onca , Suriyeli mülteci  vize  için hangi ülkenin Almanya Konsolosluğuna müracaat ediyorlardı?

Türkiye!

2 milyar dolar yardım, barınma, beslenme, yetmedi, bir de vize talebi haa?

Suriye sevgisinin Faturası, sayelerinde  yine kendi vatandaşına , iş adamına, şoförüne, akademisyenine, hastasına , sanatçısına, öğrencisine çıkmıştı.

Yaaa,  Egemen arkadaş!

Sen hala elinde kılıçla ahkam kes!