USTA ÇIRAK ÇIKINCA …

11 Eyl 2013

SÜREK  AVI “                                                                                                11  Eylül  2013  ( 43 )

 

USTA  ÇIRAK  ÇIKINCA …

Dış Politikayı bilenler, “Uzlaşma Sanatı” olarak tarif ederler.

“Komşularla sıfır sorun” deyip de alayı ile papaz olanlar ise,

Bu tarifi yapanları “Monşer” diyerek aşağılarlar.

Serlerinde külhanbeylik olanlar,

Dış politikayı, “ Hedle , hötle” yönlendireceklerini sanırlar.

Birleşmiş Milletlere kızarlar,

“Dünya 5’ten ibaret değildir” diyerek posta koyarlar!

Gidip , G – 20 toplantısına katılırlar,

“Ne iş olsa yaparım abi” manasında, “Her türlü Koalisyonda yer alırız” diyerek,

“Değerli Yalnızlıklarından” kurtulmak isterler.

St. Petersburg’da, bir gün önce, “Savaaaşş!” diye haykıranlar,

Ertesi gün , Buenos Aires’te “Savaşma , seviş” dediklerinde,

Dikkate alınmazlar,

Kaybederler!

 

                                                                                                  ****

 

Dış Politika için , “Uzlaşma Sanatıdır” diyen monşerler,

Bu sanatın “polemikle değil, diyalogla yapılabileceğini” de söylerler.

O diyalogdan kasıt, en çaresiz an’da dahi bir kıvılcım, bir anlaşma ışığı görebilmek umududur.

“Dış politika bir nevi alış veriştir” sözü yanlış değildir..

Bu alışverişin dış politikadaki adı, “Mütekabiliyet esasıdır”.

Türkçede , “Karşılıklılık prensibi” olarak betimleyeceğimiz bu beceride,

“Diyalog içinde olduğun ülkeden ne alırsan al, karşılığında muhakkak bir şey verirsin” mantığı işler.

Bu  konudaki çabalar kapalı kapılar arkasında gizli yürütülür.

“Heeeyt – höööyt , savaşalım, asalım, keselim , başına yıkalım, rejimi değiştirelim” türündeki efelenmelerle değil. 

 

                                                                                                    ****

 

Usta, “asalım keselim, başına yıkalım” acemiliğinde Üç gün  G-20 toplantısında kaldı.

Çeşitli toplantıları izledi, bazı ülke başkan ve başbakanlarıyla görüştü.

G-20 sonuç bildirgesindeki açıklama, “Karşılıksız kalmamalı” türünde iki kelimelik basit , politik bir  cümle oldu.

Ancaaak , G-20’nin Suriye’ye ilgisinin bu kadar dar kapsamda olmadığı Usta oradan ayrıldıktan 3  gün sonra ortaya çıktı.

Dün basına düşen önemli bir haberde,

Obama ve Putin’in baş başa yaptıkları toplantı sonrasında,

“Diyaloga devam ve Suriye’deki kimyasal stoklarının Rusya’ya teslim edilmesi halinde Operasyondan vaz geçilebileceği ve Esat’ın bu teklifi kabul ettiği, Obama’nın sıcak baktığı” açıklaması tüm dünya medyasında haber oldu.

Bu önemli haberde yukarıda bahsettiğim dış siyaset kurallarının hepsi vardı.

-Diyalog ve uzlaşma sanatı,

-Mütekabiliyet esası (Karşılıklılık prensibi)

-Gizlilik, Sır vermeme.

 

  • Diyalog ve uzlaşma sanatı savaşı olasılığını azaltmıştı.
  • Karşılıklılık prensibiyle de, kimyasal stokları elinden alınırken, operasyon yapılmama garantisi veriliyordu.

               Kısaca , Alış veriş tamamdı!

  • Gizlilik , sır vermeme, dediğim beceriyle de  o toplantıya katılan ve orada Üç gün kalan Usta dahi konuyu medyadan öğreniyordu!

 

                                                                                                ****

 

Demek ki , White TV’nin  müsamere kıvamındaki hikayesinden usta çıkmıyor!

Trabzonspor yönetiminin hediyesi formanın arkasına “53 numaralı Dünya Lideri” yazdırmakla da  usta falan olunacağı yok.

Kendi kendine ya da çevrendeki yağdanlıklar marifetiyle kendini usta sananlar,

Üyesi olduğu bir uluslar arası grupta bile böyle çırak çıkarılıyorsa,

Zaman zaman neden “Usta çırak çıktı” dediğimi anladınız sanırım?

Dış siyasetin ana kurallarına uymamak,

Dış siyasette taraf olmak gibi bir yanlışın içine düşmek,

Bir taraftan “Komşularla Sıfır Sorun” derken, diğer taraftan hepsiyle kavgalı olmak,

Dış siyasetin olmazsa olmaz kuralı olan diyalog prensibini görmezden gelmek,

Dış siyasetin bir uzlaşma sanatı olduğunu bilmemek.

Savaşın en son seçim olduğunu hiçbir savaşın kazananı olmayacağı gerçeğini es geçmek.

Bırakın ustalığı, çıraklık bile değil, acemilik  belirtileridir.

Bu acemiliğin  faturası ise,

Dış alemden dışlanarak yalnız kalmaktır!

“Değerli Yalnızlıkmış!”

Böylesi cehalet karşısında,

Gülsem mi, ağlasam mı bilemiyorum?