TÜİK , DİYANET PASLAŞMASI

02 Ara 2013

Hangi dine mensupsunuz?

Dışarı çıkarken başınızı örter misiniz?

Sarhoş olmayacak kadar içki içmek günah mıdır?

Alevi misiniz, Sünni misiniz?

Misafirlikte kadınlarla erkekler ayrı mı otursunlar?

Köpek giren eve melek girer mi?

Kendinizi ne kadar dindar hissediyorsunuz?

Aşağıdaki namazları ne sıklıkta kılarsınız?

Haftada kaç vakit namazını camide, cemaatle veya mescitte kılarsınız?

CHP Genel Başkan Yardımcısı Sezgin Tanrıkulu konuyu meclise taşımasıyla ortaya çıkan anket soruları bunlar.

Önce bu soruları TÜİK Hazırlayıp sordu sanıldı.

TÜİK konu gündeme gelince ortaya çıkıp “bu tür sorular bizim değildir” derken doğru söyledi ama, ayrıntıyı gizledi.

Aslında bu sorular TÜİK anketörlerince İzmir de sorulmuştu. Ama sorular Diyanet İşleri tarafından hazırlanarak sorulması için TÜİK’e verilen bir ankete aitti.

TÜİK’in ilk “ Sorular bize ait değil” tepkisi belli ki kendilerinin de inanarak sordukları sorular değil.

Bir şeylerin yanlış olduğunun, bu tür soruların sorulmaması gerektiğinin onlar da farkındalar ama “Ahh Başbakanlık dayanışması aahh !”

Her iki kurum da Başbakanlığa bağlı kurum olunca mecburi dayanışmanın azizliği de böyle oluyor.

 

                                                                                          ****

 

Diyanet İşleri Başkanının açıklamasından anlaşıldı ki soruları TÜİK’e verip bir ankette taşeronluk yapması istenilmiş.

Baskılar TÜİK üzerine yoğunlaşınca da çıkıp açıklama yapma ihtiyacı duyulmuş!

Peki bu soruları Diyanet İşleri sorunca her şey doğru oluyor, taşlar yerli yerine oturuyor mu?

Hayır!

Hem de kocaman bir hayır!

Bu soruların tamamının aklı başında her insan için  tek cevabı var,

SANA NE !

Nitekim, benzer cevabı bir çok yorumcu ,  yazar ve okur aynen verdiler.

Kişi özelinin özeli niteliğindeki bu din sorularını kimse kimseye soramaz. Sorulması hali suç mahiyetinde görülür ve kişi mahremiyetine tecavüz niteliğinde algılanır.

Kişi Ateist de olur, Müslüman da, Hıristiyan da, Musevi de,  ateşe de tapar, taşa da, ağaca da, toteme de, hayvana da.

İnanır, ya da inanmaz!

Allah ile kulu arasındaki sır , kimi ve neden ilgilendirir?

Diyanet işleri başkanının açıklaması çok tuhaf.

Yapılan bir Dini inanış anketiymiş!

Soruların hedefi din ile ilgili doğruları, yanlışları öğrenmekmiş ama soruların küllisi öğrenmekten daha çok nokta atışlı tespite yönelik.

Diyanetin görevi dini doğruları öğretmek ve eğitimi ve uygulaması için alt yapıyı hazırlamaktır.

Başkan toplumun din ile ilgili algılarını merak etmiş ve öğrenmek istemiş!

Siz kimi kandırıyorsunuz sayın başkan?

Sorduğunuz sorulara bir kere daha bakın, tamamı abuk sabuk, saçma sapan ve tamamen kişi özelinde, hurefe ve yobazlık içeren, ayrımcılık yapan ve fişlemeye yönelik sorular.

Din bütünleştiricidir, birleştiricidir.

Soruların alayı ayrıştırıcı , bölücü , kimlik tespitine yönelik ve kör cahil ürünü sorularsa bu tür sorulardan nasıl bir bilimsel bir sonuç bekleniyor inanın çok merak ettim.

Haa illaki bir anket yapmak isteniyorsa, “nüfus cüzdanlarının üzerinde din hanesi olsun mu, olmasın mı?” sorusunu sorun bakalım ne cevap alacaksınız?

Aslında Diyanetin görevi çok basit.

Sadece ve sadece inandığınız ya da göreviniz gereği temsil ettiğiniz dinin güzelliklerini,  doğrularını , sevgiyi , hakka saygıyı,  arkadaşlığı , kardeşliği, birlik olmayı, yardımseverliği öğretin, Cuma hutbelerinde bunları işleyin,  dinleyenler neleri yanlış bildiklerini anlarlar ve amaç vasıl olur.

Dahası, seçim öncesi bu tür bir anket acep neden ve kim içindir?

 

                                                                                       ****

 

SEKAM                 gençler üzerinde  bir araştırma yapmış.

Sonuç çok ilginç gelmiş anketi yapanlara.

Gençlerden kendisini “Ateist” olarak tanımlayanların yüzde 51’i Allah’ın varlığına “kesinlikle inandıklarını”, yüzde 18’i “inandıklarını”, yüzde 13’ü “şüpheliyim”, yüzde 9’u ise “inanmam” seçeneğini işaretlemişler.

Ateistler halk arasında, “Tanrı tanımaz – Dinsiz, inançsız” olarak ifade edilmekle beraber, felsefi anlamda da, “Tanrının varlığı yanı sıra tüm metafizik inançları ve tüm ruhani varlıkları ret eden kişiler” olarak tanımlanırlar.

Ee tabii bu tariflere göre, ülkemizdeki İnançlı Ateist’ler haber olmayacak da ne haber olacak?

SEKAM yöneticileri sonuç üzerinde yorum yapmakta zorlanmışlar.

Şaşkınlıklarından olsa gerek, “Dünyada Ateist Müslümanlar çok yaygın” demişler.

Bir de şöyle düşünseler.

Ülkemizin yüzde 98’i Müslüman.

Ancak bir kısmı muhafazakar dozda, bir kısmı (ki bunlar son zamanlarda artma eğiliminde)  fanatik tavırlı Müslüman, bir kısmı da Laik düzen içinde Müslüman görüşe sahip kişiler.

“Ateist Müslüman” şeklinde tanımlanan kişilerin son zamanlarda Müslüman ülke kaynaklı ve Müslümanlıkla uzaktan yakından ilgisi olmayan tavırlarda, ama Müslümanlık adına insan öldürmeleriyle, kafa kesmeleriyle , canlı bombalarıyla , dua ederlerken de , namaz kılarlarken de, insan keserken de “Allahu ekber” diyenleri gördükçe dinden soğuyan, giderek uzaklaşan, vecibelerini yerine getirmeyen ve “Müslümanlık buysa ben Müslüman değilim arkadaş ” noktasına gelen kişiler olduğu düşünülebilir.

Kutsal dini kirli siyasi amaçlar için kullanan, bu uğurda “kızlar – erkekler” ayırımı yapan, kadını öcü , köle gibi gösteren, küçük yaşta bebelerle evlenmeyi marifet sayan ve bunlardan siyasi menfaat bekleyen din bezirganlarının da aklı başında insanları dinden soğuttuğu da bir vakıa.

Müslümanlık adı kullanarak varılan bu olumsuz sonuç onları “Ateist’im ama Allaha inanırım “ cümlesine ironik hava verse de, o kişileri son zamanlarda bu türde gel-gitli  karmaşık bir ruh haline getirmiş  olmasını da değerlendirmeliyiz. Son zamanlarda artan ve Müslümanlıkla alakası olmayan bu tür hoş olmayan olaylar sonrasında kavram karmaşası yaşayan çok kişi tanıyorum ve bunlar sadece gençler arasında da değil her yaş ve kesimde de var.

Acaba , tepki olarak Ateistliği kullansalar da gönüllerindeki Allah sevgisi ve inancı onlara “Ateist Müslüman’ım” dedirten neden olabilir mi?

Zira verilen cevaplardaki  oranlar da bu düşünceyi destekler mahiyette.

SEKAM yöneticilerinin Ateist Müslüman” kavramına cevap ararlarken bu düşünce yapısını da dikkate almalarını öneririm.

Bir önerim de, Diyanet İşleri Başkanına.

Bu tür düşünenleri tekrar kazanmak uğruna çalışma yapacağınıza cevapları “Sana ne!” olan türde sorular sormaya devam ederseniz, “Ateist Müslümanlar” kavramını daha çok duyar olacağız!