YİNE TEĞET MAVRASI ..

04 Ara 2016

Maliye Bakanı atakta,

Demek ki ters giden bir şeyler var.

*

“Vergi Barışı” atağı bunlardan biriydi,

Şimdi de, “Varlık Barışı”ndan bir şeyler umuyor ki yeni bir atak başlatmış.

Hedefi yurt dışındaki varlıklar.

Bu ihtiyaçtan Maliye Bakanı Ağbal bakın ne diyor?

“Vatandaşlarımız  yurt dışındaki paralarını, dövizlerini, hisse senetlerini, tahvillerini gönül rahatlığıyla getirsinler. Onlara her türlü kolaylık gösterilecek, vergi alınmayacak”

*

Yani?

Kaynak sorulmayacak,

“Nereden buldun açıkla” denilmeyecek,

Kara para da olsa , uyuşturucu parası da olsa, beyaz kadın , çocuk ticareti de olsa, silah kaçakçılığı geliri de olsa, ülkeden kaçırılan değerler de olsa hiçbir şey sorulmayacak. Yeter ki gelsin.

“Demek ki ters giden bir şeyler var” demem bu açmazdan.

Maliye bakanı derin bir çaresizlik içindeki “Kirli işlerden” medet umar hale gelmiş.

*

Ağababası da panikte.

“Yastık altındaki dövizleri bozdurun gidin altına yatırın” demesi bundan.

Yamağı Binali, “Dolardan bize ne, dolsa ne yazar dolmasa ne..?” çıkışı aynı sıkıntıdan.

Peki bu sıkıntının adı ne?

Açıkça söylemiyorlar, kıvrandıkça kıvranıyorlar.

Dilleri “Bu ekonomik krizdir” demeye varmıyor.

*

Amerika kaynaklı 2008 krizinin rüzgarları kapılarımıza dayandığında 2 koyun gütme uzmanı derin ekonomist ne demişti?

“Dert etmeyin teğet geçecek!”

Teğet geçecek olayın adı neydi?

“Ekonomik kriz”

O dönemde Kemal Derviş’in  mirası olan “Güçlü Ekonomiye Geçiş Planı”ın nimetlerinden faydalandığından “Teğet” kelimesini kullanabilmişti. Ancak o planın mirası 2010 da bitmiş ve ardından açık edilmese de her geçen gün artan ekonomik krizlerle uğraşır olmuştuk.

Ekonomi yönetimi benzer bir plan yapamayınca 2 koyun gütmesiyle övünen ünlü  siyaset bilimci ve ekonomist (!) devreye girip dün Babacan’ı bugün de Şimşek’i devre dışı bırakınca bugünkü kriz kaçınılmaz oldu.

Bugün de aynı lafı ettiğine göre, hiç lamı cimi yok, “derin bir ekonomik krizin eşiğinde hatta içindeyiz”

Şimdi oturup “Teğet geçip geçmediğini tartışmayacağım”

Ama şu söyleyeceğim.

Yaşanan kriz bize özgü.

“Teğet geçse dahi ağır  hasar bıraktığı çok açık. Bugün yaşananlar önceki  teğet’in eksik bıraktıkları..”

 O nedenle şimdiki krizimizi yaşamaktayız.

*

Gelin bu krizin , “Teğet geçip geçmeyeceğine bakalım”

Piyasalara odaklanalım.

Reel sektör artan kurlarla büyük borç içinde yakalandığından o dövizleri TL bazında ödeme maliyeti dövizin arttığı oranda çoğaldı. İşleri zor. İflaslar kapıda.

Küçük esnaf siftah yapamaz, kirasını ödeyemez halde,

Çekler, senetler ödenemiyor, icra takipleri dorukta,

AB ile bozulan ilişkiler ardından, bankalarımızın dış kaynaklı kredi bulmaları zor. Ayrıca artan kurlar ve önceki kredilerin ödenme zorluğu reel sektör benzeri bir kaos yaratmakta. Bu kaos döviz tedarikinin iç piyasadan sağlanacağından faizlerin düşmesi değil, yükselmesi gündemde,

Zam üzerine zamların gelmesi halkı bezdirmiş durumda,

Yüksek enflasyon hemen şuracıkta,

“Dış piyasalardan mal soran da yok, bize mal satmaya niyetlenen de yok” İhracat tüm şişirmelere rağmen ekside,

Ülkeye güven bitmiş, terör dorukta bu korkuyla gelen yok, turizm bitmiş,

Müteahhitlik hizmetleri umutsuz,

Yatırım yapan yok,

Önceden yatırım yapanlar kaçma arayışında.

Durgunluk kapının eşiğinde.

Ardından üretim yavaşlaması, durması ve işten çıkarmalar,

Harç borç içindeki işsizler ordusunda yaşanan psikolojik bozukluklar. Toplum “Tüketin” çağrılarına kanıp gırtlağa kadar borçla alınan evlerini arabalarını kaybetme riski altında.  Aile parçalanmaları, boşanmalar, cinayetler ,intiharlar ekonomik krizin sosyal yanındaki olasılıklar.

Mody’s , Ekonomi umutsuz, hasta konumuna konulmuş, ve “Türkiye’yi değerlendirilme takviminden çıkarmış”

Artık, “Hastamız ne yerse yesin” noktasına mı gelmiş?

“Ne haliniz varsa görün..” mü demek istemiş?

Varın sizler karar verin.

*

2001 krizini hatırlayanlar “Anayasa kitapçığının atılması” dışında yaşananlardan çok sayıda ortak noktalar bulabilirsiniz.

Hatta, “Hayır bu kez de ortada anayasa var ama atılan kitapçığı değil, kendisi” diyenleriniz dahi çıkabilir.

Misal; Ülkede yaşanan güvensizlik hali ve dış alemdeki yalnızlığımız,

Misal; Hükumetteki panik hali,

Misal; Dövizin kontrolsüz yükselmesi, faizlerin artması, bankaların sarsılmaları, iş adamlarının savrulmaları.

Hepsinin emaresi kapımıza dayanmış durumda.

Başbakan her ne kadar “Ekonomi tıkırında” dese de,

Rol modeli , “Teğet geçecek” tekerlemesini tekrarlasa da,

“Dövizleri satın altına dönün” aklını verse de,

Almaya çalıştıkları sözde tedbirler aksini söylüyor,

Özetle ekonomide vaziyet kelek!

*

Çözüm,

Bir taraftan, “Yastık altındaki dövizlerinizi bozdurun gidin altın alın” derken diğer taraftan “Teğet geçecek”  ikilemine düşmek değil,

“Dolardan bize ne dolsa ne yazar dolmasa ne..?” makarası yapmak hiç değil,

“Vergi barışı- varlık barışı” gibi ataklara bel bağlamak değil,

Ona buna “Heeey , hööyt” diyerek efelenmek değil,

Önce dillerini tutacaklar, demokrasiye hukuka, insana, medyaya değer verecekler, sonra dünya alemle barışacaklar,

İç alemde tribünlere odaklı kirli siyaseti bırakacaklar,

Ülkede güven tesis edecekler, dış alemde itibarımızı yükseltecekler,

Ardından kirli siyaseti unutacaklar ve ekonomi alanında akıllı adımlar atacaklar..