TAK FİŞİ BİTİR İŞİ !

09 Ara 2013

Bir zamanlar bu argo tekerlemeyle her işin yapılabileceği anlatılırdı.

Günler geçti darbeler oldu, darbeler ardından tek parti iktidarı geldi.

Dinleme , izleme , ortam yoklama ve fişleme gibi pek bilmediğimiz terimler duyar olduk.

Fişleme, yani kayıt altına alma tarihi hayli eski olsa da, tanışmamız, 12 Eylül ve 12 Eylül’ün ürünü olan mevcut iktidar sürecinde oldu.

Böcek , kaset , CD , gizli belge, gizli tanık ve fişleme muhabbeti 32 kısım tekmili birden sahne aldı.

Bunun en somut örneği son seçimler öncesi yaşandı. Bavulla servis edilen belgelerle, kasetlerle siyasi rakipler saf dışı bırakıldı, servis edenler alkışlandı!

Seçim sonrasında, ortaya bir başka bavul bırakıldı. Ergenekon, Balyoz gibi davalarda doruğa çıkan dinleme, sahte belgeli, gizli tanıklı , dinleme, izleme furyasında, TSK tasfiye edildi.

Vee tabii yine alkışlar duyuldu!

“Fiş takılmış iş bitirilmişti!”

 

                                                                                              ****

 

Fişleme tarihi çook eskilere dayanır.

Osmanlı döneminde , Sultan Abdülhamit’in hafiyeleri, Jurnalcileri, ecdadın fişçileriydiler.

Cumhuriyet döneminde, “Bu kış Komünizm  gelecek” diyenlerin komünist avı yapan fişlemecileriyle, 27 Mayısta polisin zamanın imkanlarıyla yaptığı izlemeler mizah kitaplarına, komedi tiyatrolarına hayli malzeme vererek tarih sayfalarındaki istihbarat oyunları içinde yerlerini aldılar.

Taaa’ki ( 12 Eylül dönemi hariç) günümüze kadar, bu tür haberlere pek itibar edilmedi.

12 Eylül 1980’nin hemen öncesi bir polis telsiz anonsunda polisten kaçan birisi, “Kırmızı gömlekli bir genç” şeklinde tarif edilince Beyazıt Meydanı ve çevresinde 32 kırmızı gömlekli kişinin göz altına alındığını ve içlerinde dertlerini anlatabilenlerin 20 -30 gün tutuklu kaldıklarını hatırlarım.

Gelelim günümüze.

Devamlı , 12 Eylül’ü eleştiren ama o darbenin mahsulü olduklarından dem vurmayanlar,

Günün teknolojik imkanlarıyla , dinleme, izleme ve fişlemede sınır tanımıyorlar.

 

                                                                                             ****

 

Dinleme , izleme , ortam yoklaması, böcek, kaset, ihbarcı vatandaş, CD ve fişleme gibi istihbarat işlevleri, teknolojinin sunduğu son tekniklerle Devletin bekası ve güvenliği için yapılıyorsa,

Hiçbir sözüm yok, her yol mubahtır!

Casusluk dediğimiz bu faaliyetler, Devletin Askeri İstihbarat servisleri, Polis İstihbarat Servisleri ve MİT çatıları altında olur ve devletin devamlılığı için kullanılırlar.

Ammaaa,

Devletin bu tür istihbarat imkanları siyasi iktidarların siyasi amaçları için kullanılıyor ve elde edilen bilgilerden bir siyasi menfaat sağlanıyorsa o zaman yanlış giden bir şeyler olmalı.

Yanlışlar demeti siyasi iktidarlarca kişinin özelinin özeli niteliğindeki siyasi görüşü, hangi siyasi görüşteki kişilerle temasta oldukları, dini inanışları, mezhepleri, iş ortamlarıı gibi bilgilerin not edilmesine kadar varıyor ve ileride bir şekilde kullanmayı amaçlıyorsa “Fişleme” adını alıyor ve yazımızın konusunu oluşturuyor.

Gelin görün ki , devletin imkanları bu kadarla da sınırlı kalmıyor,

Bu imkanlar , sadece siyasi iktidarca değil, devleti yıkmaya yönelik bir takım  topluluklar, gruplar, çeteler , örgütler, cemaatler gibi illegal güçlerce de kullanılıyorsa “Yanlış giden bir şeyler olmalı”  tanımım çook eksik kalır ve durum hayli vahim bir hal alır.

İşte bugünlerde o vahim durumu yaşamaktayız.

 

                                                                                         ****

 

Dershane kavgaları ardından, ortaya yine bir bavul bırakıldı!

Bavuldan Taraf Gazetesinde yayınlanan 2004  tarihli MGK kararı çıktı.  Sonrasındaki fişleme tartışmalarıyla tırmanan ve yukarıda tanımladığım vahim tablonun aktörleri olan iktidar ve cemaat denilen yapılanma kavgaya tutuştu.

Dün bavul servis edenleri alkışlayanlar, bu kez zülfü –yare dokununca casusluk ve vatan hainliği ile suçladılar!

Görüldü ki, Devletin tüm İstihbarat imkanları her iki taraf içinde yol geçen hanı misali, bolca kullanılmakta, kayıt altına alınmakta yeri ve zamanı geldiğinde servis edilmek üzere depolanmakta.

Bavuldan çıkan belgeye göre, 2004 de MGK da imzalanan bir belgede, adı cemaat olan yapı için bitirme planı yapılmış.

Altında imzası bulunan hükümet o belgeyi sözde gizleyerek gün gelir de kullanırım düşüncesiyle elinin altında tutmuş ve geçen süreçte cemaatle menfaati icabı iyi geçinmiş.

Ama işi bitirilecek cemaat  denilen yapı da konuyu biliyor ve aptala yatıyormuş!

Konu özetle bu.

 

                                                                                         ****

Tartışmalar gelişip bavullar açılınca öğreniyoruz ki,

Siyasi iktidar elindeki devlet imkanlarıyla önüne geleni dinlemiş, izlemiş, fişlemiş.

İddia da böyle, durum da bu merkezde!

Hedefi yine Cemaat!

Dershane tartışmaları başlayınca, belli ki Hükümetin başı cemaatle köprüleri atmış.

“Bu basın özgürlüğü değil devletin sırlarını açıklamaktır, casusluktur , vatan hainliğidir, anayasal suçtur” diyerek, savcılara , hakimlere talimat verir hale gelmiş!

Bununla da yetinmemiş, “Bu belgeleri sızdıranları açıklarsak yer yerinden oynar” şeklindeki ifadesiyle bildiğini gizleyerek kendisi de bir anayasal suç işlemiş.

Vahim dediğim tablonun bir cephesi böyle.

Diğer cephesinde ise bazı belgeleri ve fişlemeleri servis ettiğine göre devletin istihbarat imkanlarına hükümet kadar cemaat denilen yapı da hakim!

İstediği belge ve bilgilere kolayca erişebiliyor ve elindeki imkanlarla servis edebiliyorsa, yeri ve zamanı geldiğinde kullanmak için stokluyorsa,

Bu mevcut tabloyu daha da vahim yapan bir haldir.

 

                                                                                             ****

 

Gün itibariyle içinde bulunduğumuz tablo maalesef bu ve vahim ötesi!

Bir süredir, dinlenirim korkusuyla telefonla konuşmaya, dost bildikleri ile tartışmaya, hatta bir araya gelmeye dahi korkar bir toplum yaratıldığı malum.

Son gelişmeler ise toplumun bu korkularını haklı çıkaran bir olgu!

Ortalık, “Hafiyesi Mahmut”lardan geçilmiyor, telefonlar güvensiz, Internet sakat, böceklerin her türlüsü serviste, Yargı olan biteni seyrediyor, basının çoğu yandaş, geri kalanının eli kolu bağlı, iş adamları ceplerinden teslim alınmışlar, iki kişi bir araya gelmeye korkar halde.

Hasılı, “Fiş takılmış iş bitirilmiş!”

Bitirilmiş de,

Kimin fişi , kimde ?