SÜREÇ ‘E FORMAT ATMAK !

16 Eyl 2013

Biliyorsunuz ,

Bir tarafta Süreç denilen bir ucube var,

Diğer tarafta da “Demokratikleşme Paketi”  denilen bir  meçhul!

Her ikisi hakkında da pek bir şey bilindiği yok,

Yok , çünkü usta bilinsin istemiyor!

Aslında,  süreç ve demokratikleşme paketi birbiriyle ilintili.

Adı süreç olan bir bilinmeze,

Adı “Demokratikleşme Paketi” denilen bir başka muamma destek verecek!

Süreç,  uzun süredir gündemde başı bozuk dolaşmakta,

Demokratikleşme paketi  ise hazırmış.

Vee o paket,

Her ne kadar  iktidar tarafından inkar edilse de,

Belli ki , İmralı’ya da sunulmuş.

Belli, ki diyorum,

Çünkü, İmralı’dan pakete ayar var.

“Sürece Format Atalım” demiş, İmralı’daki otorite!

Format?

 

                                                                                   ****

 

Format atmak bilgisayarlarla ilgili teknolojik bir  fiil.

Basit  anlatımıyla, “Bilgisayarınızdaki bilgileri bir yerde yedekleyip, fabrika ayarlarına dönmek” şeklinde ifade edilebilir.

Kısaca, “Sil baştan” yapmak da denilebilir!

İmralı’daki otorite “Sürece format atalım “ diyorsa,

“Demokratikleşme paketi de, sürecin bu hali de hikayedir,  sil baştan yapalım!”

Beğenmemiş yani …

Eee., sorarsan olacak bu tabii.

Madem sordun, buyur cevap ver…

 

                                                                                    ****

 

Usta, “Süreci baltalayanlar bedeli öder” manasında bir cümle kurmuş.

Eleştirmeyeceksin yani!

Süreç konusunda ne olup bittiğini bilen nadir bakanlardan Beşir Atalay ise,

“Süreçte sabırlı ve temkinli olmak lazım” buyurmuş.

Süreç denilen ucubede de, demokratikleşme denilen pakette de ne olduğunu bilmiyorsak,

Ne eleştirisi, ne sabrı , ne  temkini ?

Ayrıca bize  bir şey kalmıyor,

Bakın İmralı’daki ayar da veriyor, eleştiriyor da, sabır ve temkin de göstermiyor.

“Format atın, sil baştan yaparak, fabrika ayarlarınıza dönün” diyor…

Eeyy, usta ve taifesi, göreviniz belli artık,

Biz meşgul etmeyelim!

 

                                                                                   ****

 

Suriye için 4 milyar Türk Lirası,

Yani 2 milyar dolar harcamışız.

Bu benim atıp tuttuğum rakam değil,

Usta’nın açıkladığı rakam.

Gelin bu rakama ihracat ve müteahhitlik hizmet gelirleriyle ,Turizm gelirlerini de ilave edelim.

Haa.., bir de çevre ülkelerdeki dolaylı kayıplarımızı koyalım.

Yaklaşık 20 -22 milyar dolar.

2 Milyar dolar da iç yardımlardan,

Yanlış Suriye politikasının ülkemize maliyeti toplam da 22- 24 milyar dolar.

Bunun adı “Hovardalık” değil de nedir?

Dahası var.

Her kürsü gördüğü yerde,

“Beeeş Yüüüzz Biiinnn Suriyeliii sığınmacıyaaa kucaaak açtııık” diyen bir usta var !

O beeeşşş Yüüüzzz Biinnn Suriyeli,

Her fırsatta , polisimize karşı çıkmakta,

Mahalleleri basıp hegemonya kurmakta,

İnsanlarımızı soymakta , ev kiralarını,  marketten aldıklarının bedelini ödememekte,

Hırsızlık yapmakta, dilenmekte,

Hatta ,  yaralamakta  ve öldürmekte!

Bu fiillerin alayı sadece sınır bölgelerimizde değil,

Özellikle büyük şehirlerin göbeğinde yapılmakta.

Şimdi ustaya sorum şu.

“İnsani bir görev mi yaptık, yoksa halkımızın rızkından çalarak başımıza bela mı aldık?”

 

                                                                                    ****

 

Öyle ya,

Yukarıdaki rakamlara ve sonuçlarına bakarsak,

Belanın püsküllüsünü kendi halkının başına sarmanın adına,

“İnsanlık” diyorsanız, hemen sorayım,

“Sığınmacı” dediğiniz  ne idüğü belirsiz  güruh  insan da,

Rızık’larını peşkeş çektiğiniz kendi vatandaşlarınız  ne?

Bakın  bugün ne yazıyor medya?

“2023 hedefi için gerekli  350 milyar dolar yatırım için kaynak bulunamıyor”

Ben sıkıntıların sadece bir tanesini örnekledim.

Sizden ricam bir taraftan format yaparken, diğer taraftan da oturup,

“O,  22-24 milyar dolar kayıpla kendi halkınız için neler yapabilirdiniz bir hesaplayın  bakalım?”

Öyle ya,

“2 koyun güdebilen iş adamı da olur, siyasetçi de” diyen sizsiniz!