SÖZÜM KILIÇDAROĞLUNA !

13 Oca 2014

Bilmem farkında mısınız?

Siz muhalefet liderisiniz,

Göreviniz, İktidarın yanlışlarını, görüp eleştirmek elbette,

Ama  eleştiriyi yaparken de alternatif çözümler üretmek ve bunu kamuoyu ile paylaşmak gibi bir göreviniz daha var!

Son zamanlarda yakın takibimdesiniz,

İktidar çuvallamış,

Hata üzerine hata yapmaya başlamış,

Bir ayağı çukurda!

Kısaca, size muhalefet ve dahası iktidar için harika bir ortam hazırlamış,

Siz ne yapıyorsunuz?

Hala eskimiş malzemelerden medet umuyorsunuz,

Hala Ayakkabı kutularından bahsediyorsunuz,

Kıkır , kıkır gülüyorsunuz, güldürüyorsunuz,

Hala o kutulardaki milyon dolarlardasınız,

“Malı götürmüşleeer” diyorsunuz,

Sizi seyredenlerle beraber kahkahalar atıyorsunuz,

Hala, “Onlar yürütme yaa, yürütmeyi iyi biliyorlar”  diyerek kelime oyunlarından dalga geçiyorsunuz.

Amenna,

Bunları da yapacaksınız ,

Ama artık hem eskidi, hem bayatladı bu konular!

Kamuoyu bunları ziyadesiyle öğrendi ne mal olduklarını da biliyor!

Biraz yaratıcı olun Allahaşkına!

 

                                                                                                  ****

 

Yerel seçimlere şurada sayılı günler kaldı.

Belediye Başkan  adaylarınızı da açıkladınız,

Kürsülerde, iktidar - Cemaat kavgasına kıkır kıkır güleceğinize,

Artık projelerinizden bahsediniz,

O projelerin kaynaklarını soracaklar, onları açıklayınız,

Bazı Belediye seçimlerini kazanırsanız, eski iktidar kadrolarıyla nasıl baş edeceğinizi planlayınız,

Onlar ki, kazandığınız seçimi size zehir edip bir sonraki seçimde kaybetmenize neden olacak mayınlardır.

Yolsuzluk, rüşvet şimdilik Usta’nın umurunda değil,

Onları dondurucuya koymuş,

Gizli ortağının derdine düşmüş,

Bu telaşla Hukuka ayar çekme peşinde,

HSYK’nu dağıtıyor,

Yargıtay’a ayar vermeye hazırlanıyor,

Anayasa Mahkemesini tehdit ediyor,

Kısaca, hukuksuzluğu bir başka hukuksuzlukla halletmeye çalışıyor.

Kürsülerde bunlara kıkır , kıkır güleceğinize,

Ayakkabı kutularıyla, milyon dolarlarla, para sayma makineleri, kasalarla uğraşacağınıza,

Hukuka kürsülerden sahip çıkıp, yaptıkları yanlışların ciddiyetini anlatınız.

Bu konular gülünecek konular değil ülke adına ağlanacak halledir.

Çünkü, yarın iktidar olsanız da, olmasanız da bugünkü o ayarlar başınızı ağrıtacaktır!

HSYK’un tek adamlık yeni  yasası Meclisten sonra Cumhurbaşkanına gidecektir.

Siz Cumhurbaşkanına o yasadan önce gidip etkilemeye çalışmalısınız!

Anayasamıza aykırılığını anlatmalısınız!

Öyle ya,

Cumhurbaşkanı o karar üzerinde hem hayatının ve hem de ülkenin geleceğinin kararını verecektir.

Ne düşündüğünü önceden bilmek ve kendisini etkilemek muhalefetin başı olarak hem hakkınız hem de görevinizdir.

Sonra da ne konuştuğunuzu kamuoyuyla paylaşmalısınız ki,

İş işten geçince muhalefet uyudu demesinler.

Lütfen bu konulara odaklanınız,

Yerel Seçimlerdeki aday adaylarınız projelerini anlatsınlar.

Ayrıca, bakın Usta biraz darbe alınca,

Bazı Medya nasıl da karşı duruş sergiledi.

Bu sizi daha sık ekranlara çıkarmalarından belli değil mi?

Değerlendirin bu fırsatları.

Ama başbakanın dümen suyunda gidip, hep aynı şeyleri söyleyip, ayakkabı kutularından, kasalardan, para sayma makinelerinden bahsederek , “kih, kih, kih” gülerek değil,

Projelerinizi anlatarak, hukuka sahip çıkarak yapın bunları.

Meclisi , meydanları, kitleleri bugünlerde sarsmayacak da ne zaman sarsacaksınız?

 

                                                                                 

BİRAZ  SOSYALLEŞ  BE  USTA !

Merkel, kayak yaparken ayağını kırmış,

Obama, basket hastası, üçlük kralı.

Putin, daha cevval,

Yüzüyor, karate yapıyor , atlıyor, kayıyor, dans ediyor,

Fransa Cumhurbaşkanı Hollande’ye bakın,

Zamparanın önde gideni.

Başında kask motosiklet üzerinde tam bir Kazanova!

Ya selefi Sarkozy?

Eşi kendisini boynuzlayınca ,

Acil ihtiyaçtan , kendine bir manken manita yapmıştı,

Magazin basınına günlerce malzeme verdi.

İtalya’nın çıtırcısı Yetmiş yedilik Berlusconi’ye hiç girmeyeyim isterseniz,

Uçanla , kaçan ancak kurtuluyor elinden.

Hollanda Başbakanı Mark Rutte Başbakanlığa bisikletle gidip geliyor,

İsveç Başbakanı Fredrik  Reinfeldt  daha da sosyal,

Makamına otobüsle gitmekte sakınca görmüyor.

Avusturya başbakanı Heinz Fischer, kayak ve wals tutkunu.

Bu tür haberlerin hastasıyım.

Hatta bu tür örnekleri duyduğumda kıskanmıyor değilim.

Hepsi hayatın bir parçası,

Günümüz deyişiyle sosyalleşmenin içinde olan yaşam parçaları.

Ya, bizim ki?

Bir gün sosyalleşip ata binmek istedi,

At bizlerden akıllı çıktı, üzerinden attı,

Birkaç da gazozuna penaltı atışlarını biliyoruz,

Ötesi yok!

Bilmediği sporu yapıp başını, bacağını kırsın demiyorum,

Haaa gidip manita da yapsın demiyorum!

Allahı var iyi bir aile yaşamı sergiliyor, Allah mesut bahtiyar etsin,

2500 korumayla Cuma namazını hangi camide kılacak haberinden başka,  hep siyaset, hep siyaset bayıyor vallahi!

Her gün salya sümük, efelik, kabadayılık, ona buna bulaşmak,

Ortamı germek, bölmek, savcılara “Daha seninle işimiz bitmedi” diyerek tehditler savurmak,

Darbeyle yatıp darbeyle kalkmak,

Bunlar sosyalleşme değil, sosyal ortamı tarumar etmektir!

Hani, bir konsere gidebilir, tiyatro seyredebilir, sanatçılara fırça atmak yerine tebriklerini sunabilir,

Arada bir Taksi duraklarına uğrayıp şoförlerle çay, simit, ehh biraz sosyalleşme ama,

Ahh orada dahi politika yapmasa!

Çok şey mi istedim acaba?