SOYUYORUZ AMA !

04 Ara 2013

Bir süredir göz altına alınanların,

Kadın , erkek ayrımı yapılmaksızın, çıplak aranma iddiaları bir süredir gündemdeydi.

Adalet Bakanlığı sessiz kaldı.

Taaa’ki CHP Milletvekili Hüseyin Aygün’ün soru önergesi verene kadar.

2 Aralık 2013 günkü Milliyet Gazetesinin,

“Soyuyoruz ama utandırmıyoruz” manşetli haberine göre Adalet Bakanı çıplak aramayı teyit etmiş.

Ne demek, “soyuyoruz ama utandırmıyoruz?”

Bakan Ergine göre,”Ceza ve güvenlik tedbirlerinin 46. Maddesine göre kurum müdürünün tedbir amaçlı olarak gerekli görmesi halinde utanma duygusunu ihlal etmeyecek şekilde yapılmaktadır”

Merakım şu,

“Adalet Bakanlığı Ceza ve Tevkif evlerinin elinde UTANMAMETRE’mi var?”

Ben bugüne kadar böyle bir cihazın varlığından haberdar değildim.

Sayın Bakan utanma duygusunu ihlal etmeden bu işi  becerebildiğine göre o mucize cihaza sahip olmalı !

Kadın ya da erkek demeden onca insanın önünde çırılçıplak soyacaksın,

Elle, gözle taciz edeceksin,

“Utandırmadan yapıyoruz” diyeceksin.

Bakan utanmıyor olabilir,

Soyundurulanların utanıp utanmadıklarını nereden biliyor?

İnanın ben bakanın bu açıklaması sonrası utandım!

Varın gözaltındakileri, ya da hükümlüleri düşünün.

Bunun adı, insan hakkını hiçe sayıp , işkenceye kulp uydurmaktır, kulp!

 

                                                                                        ****

 

NAMUS  CİNAYETİ  İTİBAR  VE STATÜ’YMÜŞ!

 

Ne ülkeyiz yahu!

Cinayet işle, itibar , statü kazan!

Avukat Kadir Gündoğan bir araştırma yapmış.

Araştırmanın odak noktası , kadın.

Çıkış noktası ise, “Töre ve Namus” cinayetleri,

Türkiye çapında 12 İlde, 22 Ceza ve Tevkif evinde 110 denek üzerinde yaptığı görüşmeyi “Aklı Olmayanın, Aklı Töre” isimli kitapta toplamış.

Faillerin töre ve namus kavramlarına bakışlarını , cinayet nedeniyle pişman olup olmadıklarını ve suçluların sosyokültürel durumlarını ortaya koymuş.

Mesleği üzerine sadece para kazanmak değil, araştırma yapanlar da her zaman favorim olmuşlardır.

Avukat Kadir Gündoğan da sadece avukatlıkla yetinmemiş, mesleği ile ilgili bir önemli bir konuda araştırma yapmış ve paylaşmış.

Ne güzel.

Ama araştırma sonuçları güzel değil.

Yüz yüze görülen 110 failden 94’ü erkek , 16’sı ise namusunu temizlemek için cinayet işleyen kadın.

Görüşülenlerin çok önemli bir bölümü “Cinayet İşlediklerinden pişman değil”

Kan davası cinayetiyle cezaevinden bulunanların yüzde 74’ü “Yine öldürürüm”  derken , namus nedeniyle cinayet işleyenlerin yüzde 57’si “pişman olmadığını” söylemişler.

Araştırmanın en çarpıcı yanı şu.

Cinayet faillerinin yüzde 81’i cinayet sonrasında aile içinde itibarlarının arttığını, yüzde 46’sı ise töre cinayet sebebiyle cezaevinde olduklarından statülerinin arttığını ifade etmişler.

Faillerin yüzde 60’ı töre cinayetlerini ”bir aile görevi olarak gördüklerini”, yüzde 73’ü ise  “cinayetleri işlememeleri halinde ailelerinden ve akraba çevrelerinden tepki göreceklerine inandıklarını” söylüyorlar.

Araştırmaya katılanların yüzde 69’u “fiili taciz ve teşebbüs varsa  cinayet gereklidir” derlerken, yüzde 37’si “Aldatma cinayet için yeterlidir” demekteler.

Neden cinayet sorusunun başka cevapları da var.

“Öldürmezsek , ceza evine girerse cinayet zorlaşır” diyen de var,

“Kanunlar yetersiz, tecavüz edenin hapis değil öldürülmesi gerekir” diyenler de.

“Biz bu cinayetleri gerçekleştirmez de namusumuzu temizlemezsek, bize namussuz da derler, şerefsiz  de” diyenler çoğunlukta.

Basit bir şüphe dahi sorgusuz, sualsiz cinayet nedeni.

Cinayet işleyenlerin yüzde 22’si 30-34 yaşlarında. Yüzde 52’sinin gelir düzeyi 700 TL altında. Yüzde 71’i oruç tutuyor. “Uğruna can verilecekler şeref ve namus” diyenler çoğunlukta. Yüzde 23’si Türkiye’de Adalet olmadığını düşünüyor.

Avukat Kadir Gündoğan’ın ellerine, aklına , emeğine sağlık.

Mesleği ile ilgili çok yerinde ve faydalı bir örnek çalışma yapmış.

 

                                                                                    ****

 

Şimdi mesele şu.

Başta Kadın Dernekleri olmak üzere , Barolar, sosyologlar, psikologlar, Adalet Bakanlığı yetkilileri, Ceza Evleri yöneticileri bu kitabı bir baş ucu kitabı gibi görüp verilen çarpıcı cevaplar üzerinde  analiz, yorum yapıp yapmayacakları.

Bu muhakkak yapılmalı.

O kitap kütüphanelerin tozlu raflarında kalacaksa çok yazık.

Toplumumuzun giderek hukuk , kanun tanımaz halde kendi özel hukukunu devreye koyduğu şu günlerde bu araştırmaya çok ihtiyaç var.

Türkiye’nin ilkel toplum yapısı bu bilgiler dahilinde acilen masaya yatırılmalı.

Odak noktası kadın olan bu çalışmada  elde edilecek her bilgi daha kadın cinayetlerini önlemede çok değerli bilgiler olacak.

“Töre ve namus” diyerek cinayetten itibar ve statü kazanan düşüncenin yanlış olduğu anlatılacak  ve bu paralelde hem katil adaylarının gelecekleri hem de cinayete konu olan kadının hayatı kurtarılacak.