ANAYASA VE SİSTEM

11 Ara 2016

Tabii Anayasa değişikliği bahane,

Amaç, Cumhurbaşkanlığı unvanı arkasına gizlenmiş “Başkanlık Sistemi”

Aslında , “Sistem” kelimesinin uluorta kullanılmasına gıcık oluyorum.

Başıbozukluğun adı sistem olabilir mi?

*

Mesela; “Adalet Sistemi” deniliyor.

Gelin görün ki, kerrakesinden çıkmış, önce cemaatin şimdi iktidarın dümen suyuna girerek siyasallaşmış bir kurumdan bahsediyoruz.

Sistem bu yapının neresinde?

*

Misal; “Milli Eğitim Sistemi” diyoruz.

Oysa Milli yok, Eğitim hiç yok. Laik Cumhuriyetin eğitimi dini ritüeller içine sıkıştırılmış İmam Hatip ucubesinde bir yerlere götürülmeye çalışılıyor.

Hani sistem?

*

O zaman gelin “Sistem nedir?” diye bilenlere soralım.

“Yol, yordam, yöntem, düzen, düzenek, kurallar silsilesi, plan, program, tutarlı bir yapı, ögeler arasında uyum birliktelik, ilişkiler bileşkeleri , bütün” şeklinde tarif edilebilir.

Fark ettiğiniz gibi tarifteki betimlemelerin tamamı içinde “yanlış, kötü” fiiller barındırmayan  sonucunda fayda sağlayan “Doğru, düzgün, güzel ve hoş” tanımlar var.

Günümüzdeki “Hukuk sistemi veya Milli Eğitim sistemi” gibi tanımların içinde bu tarife uyar bir yapı var mı?

*

Şimdilerde “Başkanlık Sistemi” diyorlar ama dakika bir gol bir misali, bu tanımı “Cumhurbaşkanlığı ardına” saklıyorlar.

Gizli kapaklı bir çaba ile içindelerse  sistemden bahsetmek mümkün mü?

*

MHP lideri Bahçeli zor durumda. Olası bir seçimde barajı aşması olası görünmüyor. Üstelik partisi içinde bölünmeler kazan kaldıranlar var. Sistemsizlik dorukta ve başrolde kendisi var. Bir şeyler yapması gerek. Sıkıntılar içinde kıvranan İktidar “Anayasa ve Başkanlık sistemi” dediği isteğinden neredeyse vaz geçip rafa koymuşken Bahçeli imdatlarına yetişiyor.

Tabii sazan gibi atlayıp gündemi anında değiştiriyorlar.

Görüşmeler, tavizler ve nihayet ortaya bir taslak çıktığı söyleniyor.

Taslak dün meclise getirildi.

Bahçelinin sıkıntısından yeniden doğmuş Başkanlık isteğinde “Sistem” tarifindeki esintilerin zerresi var mı?

*

Anayasa Değişikliği Kanun Teklifi Tasarısı önce Anayasa Komisyonunda sonra  Mecliste Genel Kurulda tartışılacak. Ardından oylanacak.

Oylamada 330 “Evet“ çıkarsa  milletçe Referanduma yoğunlaşacağız.

Bu konuda tek muhalefet CHP.

Bakın ne demiş Kılıçdaroğlu?

“Oylama yüzde 92’nin altında çıkarsa tanımayız”

Yüzde 92 ne?

Mevcut iktidarın beğenmediğini söylediği  ama işine gelen noktalara hiç dokunmadığı 12 Eylül Anayasasının aldığı “Kabul” oyu oranı.

Kılıçdaroğlu’nun bu ifadesi biraz tuhaf kaçsa da, kendilerinin de beğenmediklerini söyledikleri anayasaya millet yüzde 92 oy vermişse, misal beğendiğin anayasa yüzde 51 evet oyu almışsa ,

Konuşulacak bazı şeyler olmalı.

“Evet” demeyen diğer yüzde 49’un durumu konuşulmalı,

Anayasa değişikliğinde 367 aranması gibi.

Referandumda da salt çoğunluk değil ,“Evet oylarında Oy kullanan sayının Dörtte Üç gücü aranmalı..

“Başkanlık Sistemi” denilecekse çoğunluk bu şekilde anlaşılmalı ki sonucun adı “Sistem” olabilsin.

*

Anayasa değişikliği konuşuyoruz ama içeriğinde ne var birkaç kişi dışında bilen yok.

Yani sistemsizlik diz boyu!

Kulaktan kulağa aktarılan bilgiler hiç de hoş değil,

“Tamamen bir belli kişiyi başkan yapıp tehlikeli yetkilerle donatıp daha tehlikeli tek adam yaratmak” ifadesi en çok duyulanı.

“Hem başkan ve hem de Parti başkanı olacak” deniliyor.

“Yasama, Yürütme ve Yargı gücü elinde olacak” duyumlarımızın en tehlikelisi,

İçinde demokrasi olmadığı hukukun adının geçmediği, insan hakları, basın özgürlüğü gibi kavramların bir kişinin dudakları arasında olduğu söylemleri dorukta.

Milletvekili listelerini yapacağı, bakanları atayacağı, Yüksek mahkeme üyelerinin yarısını başkan olarak yarısını da yürütmenin başı olarak atayabileceği,  Üniversite rektörlerini ve bürokrat atamalarının onun yetkisinde olacağı, kararname  çıkaracağı ve parlamentoyu fesh edebileceği gibi tehlikeli yetkilerle donatılacağı gelen bilgiler içinde,

Hesap sorulamayacağı da var bu söylentiler arasında.

Ve bu duyumların  adı “Başkanlık Sistemi”

“E, hani sistem, nerede?” derseniz,

Duyumlarda zerresi yok.

*

Bir de cilalamalar var,

 “Başkanlık Sistemi”

Koalisyonları bitirecekmiş,

Darbeleri önleyecekmiş,

Ekonomiyi düzeltecekmiş,

Doları hizaya getirecekmiş!

Henüz “Kanser belasına çare olacak” denildiğini duymadım ama yakındır.

Gülünesi cilalamamalardan nasıl bir sistem çıkardınız?

*

Meclis Genel Kurulunda tartışılma safhası, oylama safhası, belki bir erken seçim ve olası Başkanlık!

Bu sistemsizlikle,  bu karmaşayla, bu bilinmez tehlikeli gelişmeyle mücadeleye hazır mısın Türkiye?

Bir OY’un var,

Gözünü aç ve o Oy’nu dikkatli kullan,

Zira başka Oy kullanma imkanın olmayabilir.

 

MİLLİ GELİRDE KAYIT DIŞI VERİLERİ

 

Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) üçüncü çeyrek büyüme verilende züğürt Yahudi’nin eski hesaplara dönmesi misali bir hesap değişikliği yapmış.

Hesaplamalarda “Kayıt Dışı verilerini” kullanacakmış!

Ama bizler “Kayıt dışı” başlığıyla değil, “Gözlemlenemeyen Ekonomi Hesabı” başlığında görecekmişiz verileri.

*

İhracat verilerini şişir, süsle,

İhracat düştüğünde “Kaçak altın” ticaretini ihracat verileri için “İhracatçı Birliklerine kaydı zorunlu olmayan maddeler” başlığında sokuştur.

Turizm verilerini at tut. Gümrük kapılarından giren çıkan herkesi “Turist” diye kaydet,

İşsizlik verilerinde iş aramayanları görmezden gel.

“Şimdi de Kayıt Dışılık haa!”

*

Krizlerin ardında “Bu krizleri çok şükür kayıt dışılık sayesinde atlattık” diyen başbakanlar hatırlıyorum.

Dünyanın aklı başında hiçbir ülkesinde böyle bir cümle kurulmaz ama kuranları görüp kayıt dışılığı körükleyenleri prim verenleri unutmadık.

*

Bitiştir bu bitiş eyy TÜİK yetkilileri.

Bile bile “Ayıplı veri” paylaşmaktır bu.

Biliyorum bu cesareti kendi başınıza gösteremezsiniz,

“Hayır” diyemeyeceğiniz deriiin bir yerden emir gelmiştir.