SEFERBERLİK ..

16 Ara 2016

Devlet büyüğümüz devlet büyükleri içinde en küçükleri olan muhtarlar makamını toplamış yine külliyesinde,

Anlatıyor da anlatıyor.

Devlet büyüklerinin en küçükleri de alkışladıkça alkışlıyorlar.

Vee konuşmanın önemli cümlesini kuruyor en büyük devlet büyüğümüz,

“Teröre karşı milli seferberlik ilan ediyorum!”

Büyüklerin küçükleri elleri patlarcasına alkışlıyorlar..

*

Seferberlik!?

“Nedir, ne değildir, hangi şartta ilan edilir, ilan ediliş prosedürü nedir?

Devletin en büyüklerinin en küçükleri seferberlik denilen ilanın iyi bir şey olmadığını babalarından, dedelerinden duymuş olmalılar ki,

Alkış faslından sonra uyanıyorlar!

Ama , Devlet büyüklerinin en büyüğü bir kelam etmiş,

İşi sağlama almak gerek,

“Ne olur ne olmaz” düşüncesiyle cılız alkışlamalar devam ediyor.

*

Şöyle kısaca takılalım seferberlik kelimesine.

2941 sayılı seferberlik savaş hali kanununun 3. Maddesinde şöyle tarif ediliyor.

“Devletin tüm güç ve kaynaklarının, başta askeri güç olmak üzere savaşın ihtiyaçlarını karşılayacak şekilde hazırlanılması ,toplanıp, tertiplenmesi ve kullanılmasına ilişkin tüm faaliyetlerin uygulandığı hak ve tavırların kanunlarla kısmen veya tamamen sınırlandığı haldir”

Peki , ilanındaki prosedür nedir?

Önce , “Cumhurbaşkanı başkanlığında Bakanlar kurulu ve Milli güvenlik kurulu toplanıp “Seferberlik ilanı kararı almalıdır”

Sonra, ” Bu karar gerekçeleriyle Meclise getirilip tartışılıp oylanmalıdır”

“Oylama sonucuna göre ilan edilmeli ya da edilmemelidir”

Bitti mi?

Hayır,

“Seferberlik savaş” hali gerektirir.

“Savaş hali için karşınızda devlet niteliğini taşıyan bir hasım yani bir muhatap olmalıdır.

“O ülkeye savaş ilan edilip, gerekçeniz Birleşmiş Milletlere bildirilmeli ve kabul görmelidir..”

*

Görüldüğü gibi seferberlik ilan etmek öyle kürsüye çıkıp muhtarları karşına alıp, “Seferberlik ilan ediyorum” demekle olmuyor.

Seferberlik ilanı kapsamında; İçinde devleti koruyup kollamakla görevli bir iktidar, ana ve yavru muhalefet, milletin vekilleri, olan bir parlamenter yapı olmalı. Seferberlik öncesi savaş ilan edilmiş bir devlet gerek.  Devlete savaş ilan kararı alacak bakanlar kurulu ve milli güvenlik kurulunda gerekçeleri tartışma gerek. O kararın Milletin meclisinden oylanması gerek. Ayrıca Birleşmiş Milletler bazında bazı yaptırımları olan uzuuun bir silsile var.

Bu kurumları ve tarifindeki faktörleri By-Pass ederek  “Ben ilan ettim oldu” kıvamındaki seferberlik olsa olsa tek adam hezeyanı olur ki, hem hoş kaçmaz, hem de ilan edeni gülünç duruma düşürür.

*

Ülkede  topyekun savaş hali var mı?

Canımızı sıkan birçok olay yaşanıyor ama savaş hali, “Hayır”

İlan eden kişi durumu nasıl açıklıyor?

“3 terör örgütüyle mücadele ediyoruz”

Bu tavır terör örgütlerini devlet statüsü verip savaş ilan etmek terör örgütlerine meşruiyet kazandırmak anlamına gelir ki bu durum üzerinde düşünülmesi gereken bir zafiyet değil mi?

Terör örgütüyle savaşılmaz , mücadele edilir,

Bu mücadele yurt genelinde yapılabilir,

Mücadelenin ana çıkış noktası istihbarattır. Devlet istihbaratı bu manada güçlendirilebilir,

Güçlü istihbarat terör örgütlerinin kaynaklarının kurutulmasını sağlar, sızmaları önler, niyetlerinin önceden belli olmasını sağlar.

Seviyeli bir dış politika yürütülür ki terör örgütleri dış destek bulamasınlar. Ne yaparlarsa yapsınlar her ülkeye “Eyyy “ efelenmesiyle değil diyalog , müzakere ve nihayet uzlaşma mantığıyla yaklaşılabilir.

İktidar, muhalefet bu mücadelede ortak hareket edebilir,

Dış alemde terör örgütlerinin verdikleri zarar geniş sadece siyasiler bazında değil bilim adamlarıyla, akademisyenleriyle , sanatçılarıyla sporcularıyla iş adamlarıyla her platformda  anlatılabilir,

Terör örgütlerine destek verdiğinden şüphelenilen ülkelere yaptırım konulabilir,

Halk olası terör hareketlerine karşı uyarılabilir.

*

Terörle mücadeleyi “Seferberlik” kıvamına getirmek yanlış yanlışla düzeltme çabasıdır.

“Açılım Süreci” deyip yola çıkıldığında alkışlanan zihniyet, bir süre sonra kafasına göre takılıp “Süreç” alanını kimseyle paylaşmayıp  olan biteni muhalefeti de meclisi de dışlayarak Üç-Beş kişinin bilgileri tahtında tutunca sonuç ortada.

Kalkıp, “Milli seferberlik ilan ettim” demek işi yine bireye indirmek olunca,

Süreç aşamasındaki aynı hata tekrarlanıyor.

*

Başbakan yok hükmünde. Hükumet diye bir kurum zaten yok,

Meclis nerede? Muhalefeti  takan yok,

Tek muhatabı muhtarlar,

Seferberlik kanunu devre dışı, prosedürünü takan yok,

Birleşmiş Milletlere ne gerek?

Dış politika çoktaaaan unutulmuş!

“Yalnızların yalnızı” oyununda  “Beeeen” egosu dorukta.

*

Eleştiriler gelince,

“Canım mesela dedik” kıvamında bir açıklama geliyor,

“Semboliktir bu sembolik” diyen müritleri çıkıyor ortaya.

Oysa,

Bu millet seferberliğin ne olduğunu pek ala bilir,

Böyle tehlikeli kelimeler duyduğun da haklı olarak endişelenir.

“Terörle topyekun mücadele etmeliyiz” demek en uygun tanımken neden seferberlik?

Halk gelinen noktayı, “Seferberlik” kıvamında açıklayanlara sorar endişe içinde,

“Acaba bilmediğimiz bir şeyler mi var?”

 

2017  İÇİN EKONOMİ BAZLI UYARILAR

 

İlk 10 aydaki artışla batık krediler 60 milyar liraya ulaştı.

*

Takipteki kredi kartları ve tüketici kredi borçlarında takibe düşenler sayısı son 3 ayda yüzde 17 arttı.

*

Özel sektörün dış borcu, 207 milyar doları aştı.

*

Kapanan banka şubeleri çok sayıda beyaz yakalıyı işsiz bıraktı.

*

Büyüme verileri eksilerde gezinmeye başladı.

*

Turizm geçen seneyi aratacak.

*

İhracat 2014 verilerini dahi yakalayamayacak.

*

Vergi tahakkuk ediyor ama ödenmiyor.

*

FED  faizi arttırdı. Döviz uçtu. Yetmedi 2017 yılı içinde 3 defa daha arttıracağının sinyalini verdi.

*

FED açıklaması sonrasında dolar daha da uçacak korkusuyla piyasalar bu korkuyu şimdiden satın aldı.

*

2017 yılı bütçesini yapacaklara uyarımdır.