ŞAMARCILAR !

30 Kas 2013

Bir gün, biri diğerine,

Öbür gün, diğeri ötekine,

Basıyor şamarı!

Konuyu tahmin ettiniz tabii,

Hükümet , cemaat kavgası.

Gerekçesi ise sözde Dershaneler!

Kavga nedeninin gerçekten dershaneler olduğuna kaçınız inanıyor merak ederim.

Çoğunuzun inanmadığını bilsem de yine de kavganın asıl nedenini söyleyeyim ,

Seçim, daha doğrusu seçimler yaklaşıyor,

Yaklaştıkça güç kavgası seçim sath-ı mailine düşüyor.

Sath-ı mail, yani eğik ve kaygan düzlem,

Siyasi adıyla, ayak kaydırmaca, iktidarı kapmaca meydanı!

 

                                                                                                    ****

Dalalım konuya.

Milli Eğitimin hali ortada,

Son 3 yılda 5 Milli Eğitim Bakanı değiştirildiğine göre,

Çuvallanmış durumda.

Aslında çuvallama son 3 yıldır değil çoook öncelerden bu yana var.

O nedenle de dershane ihtiyacı doğmuş,

Ehh, biraz eğitim eksikliği, daha çok da cukka cazibesi bu çarpık yapıyı hazırlamış.

Çarpık yapıdaki hakim güç cemaat denilen bir başka çarpıklıkta şekillenmiş.

Cumhuriyet değerlerine ters, laiklik ilkesine aykırı bu yapı özellikle bu iktidar dönemimde palazlanmış.

Ülke yönetiminde , ticaretinde , siyasetinde, hukuk ve polis üzerinde önemsenecek bir güç haline gelmiş.

Bu ortamı da onlara  Usta iktidarı  hazırlamış.

“Bugüne kadar cemaat mensupları ne istediler de geri çevirdim” cümlesi de bu desteğin en açık itirafı!

Cemaat  denilen tuhaf yapı üzerine o kadar çok yazılıp çizildiğinden sizlerin de bu konudaki her adımı pek ala bildiğinizi düşünerek konunun geçmişine girmek istemiyorum.

Ama bugünlerdeki gelişmeleri beraberce tartışmak  arzusundayım.

 

                                                                                                 ****

 

Hükümet cemaat kapışmasının MİT Müsteşarının yargılanması istemiyle başladığını hatırlarsınız.

Usta’nın, “Eğer mani olup Müsteşarımı koruma altına almasaydım sıra bana gelecekti” cümlesi de kavganın ne denli büyük olduğunun bir başka itirafı!

Gezi olayları sırasında iktidarın polis üzerindeki kontrolsüzlüğü de cemaat denilen yapıyı karşısına almak için bir neden tabii!

O tarihten bu yana görülen gelişmelerin gelip dershanelerin kapatılarak cemaatin parasal gücüne darbe vurulmak istenilmesine kadar vardı.

Oysa,

Mevcut Milli Eğitim sistemi iyileştirilip dershanelere gerek kalmayacak ortam hazırlansaydı, dershaneler  ihtiyaçsızlıktan  doğal olarak kapanacaklardı.

Bu yol tercih edilmedi, kavga yolu seçildi.

Asıl neden  elbette dershane değildi ama kavgaya da bir yerden başlamak gerekti!

İktidar, “garip gureba dershaneye gidemiyordu, eşitlik bozuluyordu” derken cemaat aksini savunmakta ve tüm imkanlarıyla iktidara yüklenmekte.

Her ne kadar karşılıklı göndermeler düne kadar ölçülü olsa da konu gelip “Kardeşlerimizden şamar yiyoruz” noktasına dayanınca taktikler de değişti.

Tam bu sırada tanıdık bir yol denendi ve bavul belgeleri devreye girdi.

Bu cemaatin ilk çıkışıydı ve arkasının geleceğinin de belirtisiydi.

Bavuldaki belgelerin gerçek olup olmadığı tartışılmıyor ve gerçekliği kabul ediliyor.

Nedir bavuldan çıkan belge?

2004 yılında MGK da alınan bir karar gereği “Cemaatin okulları , yurtları, Işık evleri yapılanmaları, yurt içi yurt dışı faaliyetleri ve ticaretinin takibe alınarak cemaati çökertecek bir eylem planı hazırlanması”

Altında, Başbakanın, Cumhurbaşkanının ve kuvvet komutanlarının imzaları var ve bu belgenin Başbakanlık arşivinde olduğu ifade edilmekte.

Karar sadece kağıt üzerinde kalmış işleme alınmamış, yok hükmündeymiş!

Altında imzaları bulunan siyasilerin gerekçeleri bu.

Ama MGK kararı altında imzaları bulunan kuvvet komutanları, TSK nın olası iç ve dış tehlikeler için yaptıkları rutin Plan Seminerleri nedeniyle farklı davalarda darbeci suçlamalarıyla müebbet hapis cezalarıyla hapishanelerde sürünmekteler. Hatta yurt dışında görevde olup plan seminerinde sadece ismi olanlar dahi mahkum!

Altında imzaları bulunan siyasiler  “o karara imza attık ama uygulamadık” derlerken,

“TSK mensupları da plan seminerlerini kağıt üzerinde yaptılar, onlar da  uygulamadılar ama hapislerde sürünüyorlar “ sorusuna cevap veremiyorlar!

Bunun tanımı  nedir sizce?

Uygulama anlamında aleni bir  “Çifte Standart”

Siyasi manada, “İki yüzlülük”

İnsani anlamda, “Vicdansızlık, öç alma”

Ülke adına, “Hainlik”

Veee maalesef , gündem bu!

                                                                                         ****

 

Evet Seçim Sath-ı Maili böyle bir ortamda start aldı.

Nereye varır bilinmez.

Ancak, önceki seçimde yaşananlar hatırlandıkça,

Ve dahi son gelişmelere bakılırsa,

Hayli kirli, hayli belden aşağı vurulan bir Seçim Sath-ı Maili olacağı çok aşikar.

Atatürk Türkiye’sinde olan bitenler bunlar,

Türkiye Cumhuriyetinde yaşananlar bunlar,

O Cumhuriyetin demokratik, hukuk, Laik tanımında görünenler bunlar.

Bir Anayasa yapmayı beceremeyenler,

İktidar Gücü için birbirlerini yemekte pek mahirler.

Öyle ki,

“Mesele güç ise, vatan teferruat!”

Hainliğin  Sloganı bu!

Ve ne yazık ki ,  Türkiye’m bunları seyrediyor!

İşte o seyredenlerin seçimde önlerine konulacak sandıkta ne yapacaklarını bu kirli kavga belirleyecek!

Akıl, ülke sevgisi ve ülkenin gerçek geleceği bu kirli kavgaya prim vermeyenlerin akıllarında şekil bulacak,

Veee,

Bugün birbirlerine şamar atanlara sandıkta öyle bir şamar atacaklar ki….!