SAĞLIKSIZ SAĞLIK POLİTİKAMIZ.

25 Eki 2013

Ne dedi Usta?

“Babamla SSK ya sabahın köründe gider, saatlerce bekler, muayene olmadan dönerdik, veya profesörlerin muayenehanelerine gitmeye zorlanırdık , benim vatandaşım artık eczanelerden kovulmuyor, hangisine gitse parasını ödemeden ilacını alıyor, artık bunlar olmayacaaak!”

Ne dedi Sağlık Bakanı Müezzinoğlu?

“Sağlık Politikamız rol model olarak alınıyor!”

Şimdi bu deyişleri  baz alarak sağlık politikamıza bakalım.

 

                                                                                           ****

 

Sağlık  denilince,

Hasta , doktor, hastane, ilaç ve eczane zincirini konuşmak durumundayız.

Vatandaş hastalandığında bir kolaylığa sahip.

Hemen Aile Hekimini arayacak, randevusunu alacak gidip muayene olacak  veya internetten hastane sitesine girecek randevu ayarlayacak ve o saatte hastanede olacak.

Ya da,  imkanı varsa özel hastaneye gidip muayene olacak.

Daha da bilinçli  ve maddi imkanları müsaitse sağlık sigortası yaptırıp masraflarını oradan alacak.

Sabrınız varsa aile hekimlerine telefonla ulaşmak mümkün. Önce 2 TL olan muayene ücreti bugün 8 lira olmuş.

Faydalı mı?

Evet faydalı bir uygulama.

Ancak, hastanın aile hekimine bakışı şu: Telefonu açarım gel tansiyonumu ölç derim , topukları poposuna vura vura gelecek, adam tıp okumuş eşek gibi gelecek , haa gelmezse ne diyor Başbakanım git şikayet et, tabii edeceğim”.

Aile hekimleri henüz evlere servis vermiyorlarsa da , bu tür sapkın düşüncelerde olanlar görülse de , yine de sağlık sisteminin en sağlıklı çalışan yanı bu.

Hastanelerden randevu almak: Telefon ya internetle ulaşabilir de randevu alabilirseniz ne ala. Bir doktor iyi performans gösterirse günde 45 hastaya bakmalı. Sistem bu şekilde kurulmuş. Bir hastaya 8 dakika, bir de araya randevusuz girerse 5 dakika. “Hoş geldiniz, sıkıntınız ne, öksürün, derin nefes alın, haftaya bir daha gelin teşhis koyalım, sıradakiiii!

Budur!

Bu çarpıklığın Televizyonlarda Kamu spotu dahi var.

Hastanelerde kuyruklar uzun , aciller yoğun. Acile giden bir hastaya o arada ölmezse sıra ancak 5 -6 saat sonra geliyor.

Bir başka saptırmayla da deniliyor ki, “Git özel hastanede muayene ol paranı devlet ödesin!”

Öyle deniliyor ama Türk Tabipler Birliği aynı görüşte değil. “Ancak anlaşmalı hastanelerde o da bir devlet hastanesinden nakil alma ve bedelini ödeme şartı var, üstelik özel hastane bedelinin 2 katını hasta ödeyecek”

Ödeyememe halinde rehin almadan tutun, senet sepet imzalamaya , icra ve hapis cezalarına varan bir çözüm (!) var gündemde.

Ee., hani devlet nerede?

İlaç bedeli bir başka sorun. Hasta ilaç bedelini ödeyecek, devlet de ona ödeyecek. Sistem böyle de önce devlet her ilacı ödemiyor, ayrıca devlet hastaya yazılan ilacın piyasadaki en ucuzunu baz alarak ödeme yapınca hasta farkı cepten ödüyor.  

Tabii bir de o ilacı bulabilirse.

 

                                                                                       ****

 

Devlet hastanelerinde sağlık personeline hasta ve yakınlarının şiddeti malum. Özellikle üniversite hastanelerinde uzman doktor kalmadı. Ameliyatlar yapılamıyor, eğitim verilemiyor, hastaneler öğrencilere ve pratisyenlere kalmış. Kapı önlerinde uzun kuyruklar ve 3 ay 5 ay sonrasına verilen ameliyat tarihleri. Devrim yapıldığı  söylenen devlet hastanelerinin durumları böyle. Profesörleri geri getirme çabaları var ama henüz bir sonuca varılmış değil. Bu hastaneler ayrıca tesis , ödenek yokluğu , ekip ve ekipman açılarından da dökülüyor.

Dünkü Posta gazetesinde ibretlik bir haber vardı. “Lösemi hastası bir kızımız için ilik nakli şart. Bunun için 5 bin kişiden kan örneği alınmış. 2 Üniversite hastanesinde tahlilleri yapılıp acele ilik nakli yapılacak. Gelin görün ki bu hastanelerde o tahlilleri yapacak ne personel, ne ilaç, ne de cihaz var. Çünkü ödenekleri yok ve kızımızın durumu her geçen gün kötüye gidiyor”.

Bu Devlet hastanelerinin durumlarını anlatan çok sayıdaki acı  örnekten sadece bir tanesi .

Hastanelerde doktorlara şiddet bir başka sorun. “Senin paran benim vergilerimle ödeniyor” düşüncesinden yola çıkılarak doktora şiddetin her türlüsü yaygın ve önlenemiyor.

Özel hastaneler üzerinde baskı var. 1 Ocaktan itibaren ruhsat verilmeyecek bu tür hastanelere . Yani mevcut kapasite dondurulacak. Bu durum özel hastanelerin satışlarına kadar varacak ve kapıda bekleyen fırsatçılar kelepir hastane kapatacak ve  sanırım istenilen de bu. Ama bu günlerde  gelişen bir başka durum daha var. Özel hastaneleri özellikle belli kesimlerin ellerinde tutulmaya yönelik bir çaba var ve bu konuda başarılı da olunuyor.

Son günlerde televizyonlarda yoğun tantanalarla Şehir Hastaneleri açılış törenlerinden geçilmiyor.

İnsan sağlığı , hayatı dahi siyasi amaç ve çıkarlara  alet edilmiş gidiliyor.

 

                                                                                     ****

 

İlaç sorunlar  ve eczane kavgaları gün yok ki gazetelerde haber olmasın.

Devrim niteliğindeki sağlık politikası denilerek bazı ilaçların fiyatlarının yüksek bulunup ilaç fiyatları Sağlık Bakanlığı tarafından düşürüldü. Düşürülünce de çok sayıdaki  ilaç fabrikaları “kar kalmadı” gerekçesiyle üretimden kaldırdılar. Hayati önemde ilaçlar dahi bulunamıyor. Eczaneler de aynı gerekçeyle o ilacı satmıyorlar. İthalat da “kar’sızlık” nedeniyle yapılmıyor. Ayrıca Sağlık Bakanlığı 2009 da  Euro kurunu 1.99 TL bazında dondurmuş. Oysa bugün Euro 2.75 TL. bu kurla ithal halinde Euro bazında 0.76 TL ( (% 38.5) zarar söz konusu olduğundan İthalatı yapılmıyor.

Olan hasta vatandaşlarımız oluyor ve ağır hastalar, kanser hastaları  karaborsacıların kucağına gönderilerek 5 liralık ilaca 2 Bin , 3 Bin TL ödemek zorunda bırakıyorlar.

Sahte ilaç almak tehlikesi de cabası!

Muhabir karaborsacıdan ilaç alan hasta sahibine “Karaborsacıları kolayca bulabiliyor musunuz?” diye soruyor.

Cevap , “Ooo çok kolay, sen paradan bahset!”

İlaç yokluğu ve ithal rezilliği o kadar çarpık bir hal almış ki sormayın.

Eczane ve ilaç anlamında tek olumlu yaklaşım reçetelerin elektronik ortamda hazırlanması ve ilaç sarfiyatının önlenmesi.

Tabii internetin çalıştığı sürece…

Dün sabah Fox TV’nin haberi: Bir sürü insanımızı, çoluk , çocuğu köpek ısırmış ya da kedi tırmalamış. kuduz aşısı olacaklar. Hastane hastane dolaşıyorlar kuduz aşısı yok.

Cevap ”İthal edilmedi”.

Doktorlar çaresiz,  “Bize sormayın, gidin şikayet edin” demekteler.

Konumuz kuduz aşısı ve yüzlerce kişi günlerce can korkusuyla hastane hastane koşuşturmasın da ne yapsın?

Haydarpaşa Numune Hastanesine,  “aşı geldi” haberi geliyor, yüze yakın kişi oraya koşuyor.

Doktor, “ Sadece 30 aşı geldi, 30 kişiden fazlası beklemesin” diyor.

Diyor da, kuduz mikrobu bu ifadeyi anlıyor mu?

Hani ilaçlar bedava, yani devlet tarafından ödeniyor deniliyor ya , buyurun yaşanmış bir  hikaye: Vatandaş Fatih Sultan Mehmet hastanesi Ortopedi servisine gidiyor. Doktor “ilaçları al gel iğneni ben yapacağım” diyor. En yakın eczaneye gittiğinde 570 TL tutan ilaçları için eczacı ”Bu ilaçları devlet ödemiyor , siz ödeyeceksiniz” diyor. Vatandaş , “Bir Suriyeli bu ilaçları alsa ne olacak?” diye soruyor, eczacı, “ Onlarınkini Belediyeler , Valilikler ve Kaymakamlıklar ödüyor” cevabını alıyor. Çaresiz 570 lirayı ödeyip gözyaşları içinde eczaneden çıkıyor . Sosyal medyada da paylaşılan ve hasta adı, hastanesi , doktoru. eczanesi hatta ilaç fişi belli olan bu aynıyla vaki olayı sizlerle paylaşmak istedim. Yorum sizlerin.

 

                                                                                          ****

 

Hasılı, “Artık sabahın köründe gidip kuyruklarda beklemiyorsunuz, doktorların muayenehanelerine gitmeye zorlanmıyorsunuz, hastalarımız eczanelerden kovulmuyor, ilaç bedellerini devlet ödüyor – sağlık politikamız rol model oldu” diyerek sağlıkta devrim yapmış havası verenlerin yalanları da böylece ortalığa dökülüyor.

Cilalı, süslü , püslü her derde deva bir sağlık politikamızdan bahsediliyor ama,

Sağlıksız  sağlık politikamızın hali özetle böyle.

Kıssadan hissesi ise şöyle,

Paran varsa,

“Yaşa!”

Yoksa?

Ya , “sürün” ,

Ya da,  “Öl !”