RUBLE VE LİRA

05 Ara 2016

Putin’le görüşmüş,

O da herhalde  “Emrin olur abi” demiş ki,

“Rusya bizden Ruble ile mal alacakmış, bizde Rusya’dan Türk lirasıyla alacakmışız!“

*

Bu konunun 2004 de gündeme geldiğini hatırlıyorum,

Bir dizi oturumlar yapılmış ve sonunda bir yere bağlanamamış bir konuydu bu düşünce,

O tarihlerdeki çeşitli oturumlara katılan biri olarak “işlevi olmayacak bir çaba” olarak yaklaşmıştım konuya.

Her iki ülkede hayati değerde Dolara bağımlıysa, Rusya bize 5 satıp Bir alıyorsa petrolden ağzı yanmışsa güçlü dolardan neden vaz geçip esamisi okunmayan Ruble ya da Türk lirasıyla oynasın?

Tabii Türkiye de aynı gerekçeyle bu işe neden sıcak baksın?

Her ülkenin borçları dolarlaysa, Ruble ne yapsın Türk lirası ne etsin?

Nitekim, genel kanı da bu yöndeydi  ve bu tartışmalar kısa sürede unutuldu gitti.

“Putin” bu konuya sıcak bakmış.

“Sıcak bakma” dış politika dilinde anlık atlatma, kibarca reddetmedir.

Biline..

*

Şimdi öncelikli konu döviz/TL ilişkisi değil.

Tarzan zor durumda ve tribünlere malzeme gerek,

“Yastık altındaki dolarları Türk lirasına çevirin gidin altına yatırım yapın” çırpınışı da bu ihtiyaçtan,

Çünkü, para, finans, risk yönetimi konusunu bilenler onun için yok hükmünde,

İlla tribündekiler..

Tribündekiler, “Ben ne dersem yerler” düşüncesiyle böylesi temeli, dayanağı olmayan desteksiz atmalara bel bağlıyor.

Zaten tribünlerden cevap ve destek anında geliyor,

Vitrinine “250 dolar bozdurduğun makbuzu getir saç , sakal bedava” tabelasını asan gariban berber,

“300 dolar bozdur. Makbuzunu göster, kokoreç ayran beleş”  duyurusu asan büfeci desteği hazır.

*

Ekonomide para, finans ve risk yönetimi konuları o bilimin en hassas noktasıdır.

Para korkaktır, ürkektir, anında güçlüden yana olur, zayıf kaybeder.

Kısaca ünlü Gresham kanunu ”Kötü para iyi parayı kovar” diyerek adını koymuş.

Biri aylar önce “dövize yatırım yapın” dedi. Tribünler dövize döndü.

Döviz uçtu.

Baktı ki yanlış giden bir şeyler var , anında çark etti,

Önce bankaları “Tefecilikle” suçladı,

Sonra, Ortadoğu bataklığına daldı,

Ardından, dilini tutmadı AB ne salladı. AB tavır koyunca döviz uçtu.

2 koyun gitmesiyle ünlü büyük ekonomist (!)  bu kez, “Yastık altındaki dövizleri satın Türk lirasına dönüp altın alın” buyurdu.

Tribünler şaşkına dönseler de emre uydular,

Örnekte verdiğim gibi gariban berber, zavallı büfeci hemen sazan gibi emre atladılar,

Oysa şimdi dolar düşmeyecek, düşmediği gibi altın uçacak!

Her ikisini de alacak kuruşları kalmayan tribün taifesi ne yapacak?

“Ama yollar, köprüler, tüneller yapıyor” diyecek!”

*

Bir para uzmanı, finans gurusu, ya da risk yöneticisi değilim.

Para, üzerine ahkam kesmek haddim değil.

Ama şöyle kısa bir toparlama yapacağım ki, “Yastık altı , döviz , altın” muhabbeti ne kadar boş bir sallama “Para” konusunun da ne kadar önemli ve devasa bir konu olduğu görülsün.

Ve böylece belki ben de tribünden birkaç kişiyi uyarabilirim.

*

Konuya “Para” diye girdiğimizde karşımıza ekonominin olmazsa olmaz kuralı “Arz ve talep” çıkar  ve “Hooop bi dur bakalım” der.

“Arz ve talep” basit fakat temel nitelikte bir ekonomik yönlendirme biçimidir.

Talep yoğun arz edilen az ise fiyatlar yükselir. Hayır Arz yoğun talep az ise fiyatlar düşer.

Bu malda da, parada da, diğer kıymetlerde de böyledir.

“Para” konuşuyorsak madenini de banknotunu da, kıymetli kağıdını da, konuşmalı ve tabii  “Merkez Bankasını” görmezden gelmemeliyiz. Merkez Bankasını asıl işlevi ulusal para birimini bazı araçlar kullanarak fiyat istikrarı sağlamaktır.

Merkez Bankası deyince işin içine hazine, daraltılmış, genişletilmiş milli para  politikaları, “faiz, döviz, stok, borç, karşılık, açık piyasa işlemleri (APİ)” gibi terimler ve tabii kur sistemleri girer.

Merkez bankası deyince “Bankacılık sistemini” ıskalamak olmaz.

“Banka” deyince , öncelikli aradığımız “Güç ve güvendir” Bu değerleri bankacıları “Tefecilikle” itham ederseniz zayıflatırsınız. Banka sözü geçtiğinde ulusal para ve yabancı para ile “Tasarruf, kredi, faiz ve fiyat” dörtlüsünü konuşmalıyız” Bankaların para kaynakları halkın tasarrufları, merkez bankası ve yabancı kaynaklardan elde edilen sendikasyon kredileridir. Tamamı “arz/talep” ve “faiz/fiyat” ikilileriyle ilişkilidir.

Ve para deyince piyasaları unutmak olmaz. Reel sektör , kıymetli kağıtlar, finans kurumları, her türlü ticaretin yer aldığı para trafiğinin yönlendirildiği arz ve talebin en yoğun kullanıldığı alanlardır. Bu alanlar yarattıkları taleple para politikalarına yön verirler.

Günün kötü adamı paranın getirisi “Faiz”. Tabii tamamen tasarruf/kredi gücüyle orantılı bir kötü adam. Yükselirse daha kötü, düşerse “ehh idare eder” kıvamında bir oynak, kıvrak  bir değer.

Ve gündem. Kurlar; Sabiti var, dalgalısı var, çaprazı (Parite) var ve  onlarsız olmuyor. Birisini seçip ardından gitmek gerek. Ama işte bu noktada Gresham kanunu devrede. “Kötü para iyi parayı kovacaktır” İstenilen ulusal para biriminin yabancı paralar karşısında dengeli bir seyir izlemesidir. Kolay mı? değil. Ve güncel derdimiz de bu. Ve işte Merkez Bankasının “Bağımsızlığı” bu noktada çok önemli.

Bu hareketlerin içinde özlenen terimin adı “İstikrar” Ama  bu trafikte  nefret edilen terimler de var. Bunlar “Enflasyon – resesyon ( durgunluk)”.  İkisi de hoş değil ve her ikisi de yukarıda kısaca özetlediğim tüm başlıklarla ilintili. Para ise bunların her yönüyle doğrudan ilişkili.

Bu konuyla ilgilenilen bilimin bir adı Ekonomi.

Yani, “2 koyun güdebilen siyasetçi de olabilir, ekonomist de, iş adamı da” ifadesinde çoban felsefesi değil !

*

Yaa dört harfli  küçücük bir kelime “Para”.

Ama gördüğünüz gibi o kadar karmaşık, o kadar geniş bir alanda hakim ki,

Bu karmaşık düzeni hafif görüp “Yastık altından alır da ne idüğü belirsiz karanlık bir tünele koyarsanız” garip gurebaya da fakir fukaraya da yazık edersiniz.

Para denilen değer üzerine “Yastık altı muhabbeti” kıvamında yapılan yanlış yönlendirmelerle  tribünler böyle bir tehlike içindedir.

Para bir milli  değerdir, ülkenin itibarıdır, oyuncak değil,

Ülkenin Maliyesi var, hazine uzmanları var, para politikalarını yöneten Merkez Bankası var, Bankalar var, finans kurumları var, piyasalar var, borcu olan devlet var, yatırım yapmış borç içinde olan iş adamlarımız var, bankalarda az ya da çok tasarrufları olan vatandaşlarımız var, gırtlağına kadar borca girmiş işçilerimiz, memurlarımız var, parası olan var olmayan var.

Bunlar yanlış politikalara malzeme yapılacak kişiler ya da kurumlar değil. Dinlenecek esinlenecek değerli varlıklar.

“Para” konusu, Siyasilerin vesayetleri altında değil bağımsız alanda konuşulacak konulardır.

*

Bi sus, Allahaşkına bi sus!

Konuyu bilenler konuşsunlar.

Para paralığını, döviz dövizliğini bilsin.

Milletçe bir nefes alalım..