İSO: “Reel sektörün borç ödeme zorluğu, bankacılığı doğrudan etkiler”

17 Eyl 2015

İSO Yönetim Kurulu Başkanı Erdal Bahçıvan, Meslek Komiteleri Ortak Toplantısı'nda yaptığı konuşmada, özel sektörün omuzlarındaki yaklaşık 280 milyar dolarlık borcun dikkate alınarak finansal istikrarı daha da bozacak siyasal istikrarsızlıktan kaçınılması gerektiğine dikkat çekti. Bahçıvan: “Reel sektörü temsil eden sanayi ile bankacılık kesimi aynı gemidedir. Bu zorlu süreci el birliğiyle yönetme başarısını göstermelidir. Reel sektörün borç ödemede yaşayacağı zorluklar bankacılık sistemini de doğrudan etkileyecektir.”

Sanayi ve ekonomiye ilişkin güncel konuların ele alındığı İstanbul Sanayi Odası (İSO) Meslek Komiteleri Ortak Toplantısı, Ekonomi Bakanı Nihat Zeybekci’nin katılımı ile gerçekleştirildi. Toplantının açılış konuşmasını İSO Yönetim Kurulu Başkanı Erdal Bahçıvan, Türkiye’nin barış ve huzurunu bozmaya yönelik kışkırtıcı hamlelere tanıklık edilen bir dönemden geçildiğine dikkat çekerek, “Tüm şehitlerimizi Allah’tan rahmetle anıyoruz. Yaşadığımız terör saldırıları ve tahriklerin amacına ulaşamayacağına inanıyoruz. Bir tek evladımızın dahi canı söz konusu olduğunda ekonomi dahil her şey tabii ki geri planda kalır. En önemlisi vatandaşlarımızın can güvenliğidir. Kamu düzenini sağlamaya çalışırken toplumsal bağlarımızı zayıflatacak tutum ve davranışlardan kaçınılmalıdır. Bu kritik süreçte, demokrasiye olan inancımızı kaybetmeden, birbirimizi ötekileştirmek yerine anlamaya çalışarak toplumsal barış ve bütünlüğümüzü korumaya her zamankinden daha fazla gayret etmeliyiz” dedi.

Türkiye küresel dalgalanmalarda etkilenen ilk üç ülkeden biri

Türkiye ekonomisinin en önemli sektörünün sanayi olduğunu vurgulayan Bahçıvan, özel sektörün omuzlarındaki yaklaşık 280 milyar dolarlık borcun dikkate alınması ve finansal istikrarı daha da bozacak siyasal istikrarsızlıktan kaçınılması gerektiğine dikkat çekti. Bahçıvan, şunları söyledi: “Türkiye’de reel sektörün borçlarının yarıya yakını yabancı para cinsindendir. Türkiye, reel sektörün sahip olduğu bu risk nedeniyle Meksika ve Endonezya ile birlikte küresel finans piyasalarındaki dalgalanmalardan en çok etkilenen üç ülkeden birisi. Bu noktada çok önemli bir işbirliğine ihtiyacımız var. Reel sektörü temsil eden bizler ile bankacılık kesimi aynı gemide olduğunu unutmayarak bu zorlu süreci el birliğiyle yönetme başarısını göstermelidir. Bu başarıyı göstermek zorundayız. Zira reel sektörün borç ödemede yaşayacağı zorluklar bankacılık sistemini de doğrudan etkileyecektir.”

Sanayinin büyümeye katkısı arttı

Türkiye’nin içinde olduğu zorlu koşullara rağmen ekonominin ve sanayinin çarkları dönmeye devam ettiğini belirten Bahçıvan, “Sanayi sektörümüz ilk çeyrekteki yüzde 1,1’lik zayıf performansın ardından ikinci çeyrekte yüzde 4,6 ile çok daha hızlı büyümüştür. Böylece sanayi sektörümüzün yıllık büyüme oranına katkısı ilk çeyrekte yalnızca 0,3 puanken ikinci çeyrekte 1,3’e yükseldi. Bununla birlikte rekabetin gittikçe zorlaştığı dünyada sanayicilerin,  her zamankinden daha çok dayanışma ve diyaloga ihtiyacı var” diye konuştu.

Bu yılın başından itibaren ihracatta yaşanan daralmaya da dikkat çeken Bahçıvan, Türkiye’nin 2023 yılı için belirlenen 500 milyar dolarlık ihracat hedefinin böyle giderse yakalanamayacağını vurguladı. Türkiye’nin gelecek döneme yeni uzun vadeli bir ekonomi hikayesi ile girmesinin son derece önemli hale geldiğine dikkat çeken Bahçıvan, “Öncelikli Yapısal Dönüşüm Programları olmak üzere geniş bir yapısal reform paketinin uygulamaya geçirilmesi, sanayicilerimizin ve özel sektörümüzün en önemli beklentilerinden biri” dedi.

AB ve ABD arasındaki anlaşmadan en çok Türkiye etkilenecek

ABD ile AB arasında gerçekleşecek olan ve dünyanın en büyük ve kapsamlı serbest ticaret alanını oluşturacak olan “Transatlantik Ticaret ve Yatırım Ortaklığı”ndan (TTIP) Gümrük Birliği nedeniyle en çok Türkiye’nin etkileneceğini vurgulayan Bahçıvan, şunları söyledi:

“TTIP dünya ekonomisinin yüzde 40’ını, dünya ticaretinin ise 3’te 1’ini oluşturan iki ekonomi arasında, mal ve hizmet ticaretinin artırılmasının yanı sıra, standartların uyumlaştırılması, yatırım ve ticaretin önündeki engellerin kaldırılması gibi düzenlemelerin yapılmasını da hedefliyor. Gümrük Birliği’nin, Serbest Ticaret Antlaşmaları’nın olumsuz etkisini bertaraf edecek şekilde modernleştirilerek kapsamının değişen ticari koşullara uygun olarak genişletilmesine odaklanmalıyız.”