ORGANİK HOŞAF ..

09 Ağu 2017

“Bu organik bolluğunda hoşaf da ne alaka?” diyebilirsiniz .

“Sıcaklardan yazarınıza bir haller mi oldu?” merakına düşebilirsiniz,

Açıklayacağım elbet hele biraz sabır!

*

Hani şu TRT var ya TRT ..

Elektrik, su gibi faturalarımızdan zorla alınan paracıklarımızla beslenen ve iktidar partisinin borazancılığını yapan  devlet kurumu .

İşte o kurum yöneticileri oturmuşlar bir yarışma düzenlemişler,

Adını da “Bir Fikrin mi Var?” koymuşlar,

Yarışma yapılmasına “Evet” O yarışmanın adına da “Eyvallah”

“Girişimciliği teşvik” etmek istemişler. “Harika”

*

Ammaaa yarışma sonucuna “Hayır”

Bakın neden hayır?

Duyurular yapılmış, katılımcılar müracaat etmişler, Jüri oluşturulmuş,

Fikirleri olanlar, projeleri bulunanlar jüriye sunmuşlar,

Sonunda 3 fikir finale  kalmış. “Nelerdir bu fikirler?” derseniz, buyurun,

Batmayan deniz gözlüğü projesi”

“Portatif Fizik tedavi cihazı projesi”

Veee,  “Organik Hoşaf Projesi”

*

Bu arada “Organik Hoşaf projesi” finale layık görülürken “Alzheimer hastalarına akıllı çip projesi” finale kalamadığını not edelim.  

“Organik Hoşaf Projesi ne?”

Organik olduğu söylenilen erikten yapılmış hoşaf işte!

Peki 3 finalistten kazanan hangisi?

Orası da muğlak.

Muğlak olduğu kadar da  tuhaf..

Bazı gazetelere göre kazanan “Organik Hoşaf Projesi”

Bazı gazetelere göre ise 3 finalist arasında olmayan “Hız Ayarlı Yol Projesi”

“Alzheimer üzerine müthiş bir çip projesi” finale bile kalamazken,

 Hatta “Portatif Fizik Tedavi cihazı projesi ” gibi bir proje  finaldeyken jürinin hoşaftan pek ala anladığı çok açık olmalı ki “Organik Hoşaf 2 milyon liralık birincilik ödülünü kapmış”..

“TUBİTAK’ın “Papaz eriğini imam eriğine çevirme projesinin” pabucunu dama atacak kıymetteki  bu proje umarım iki değerli devlet kurumunun arasını açmaz!

*

Bazı gazetelere göre kazandığı söylenen “Hız Ayarlı Yol Projesinin” finalde olmamasına rağmen nasıl kazandığı benim gibi sizlerin de merak ettiğinizi tahmin ediyorum..

Açıklaması hayli zor. TRT yönetimi zor projelerin altından kalkmayı bilir!

O karmaşayı da kısa sürede netleştirecektir..

*

“Robotlarda yapay zekanın” konuşulduğu bu günlerde “Organik Hoşaf Projesi” gibi müthiş bir girişime imza atan  TRT’ye maşallah!

Artık , TRT’nin bizlerden zorla aldığı paraların hakkını verdiğinden emin olduğunuzu düşünüyorum!

 

BANKA  FELAKETİ !

 

Hemen “bu nasıl bir başlık?” demeyin, bekleyin izah edeyim.

Bankaların geçen yıla göre karlarını yüzde 33 arttırarak 25.4 milyar lira kar açıklamaları üzerine C.Başkanı Trabzon’da yaptığı konuşmada bankaları hedef alarak; “Bankalar karlarını ikiye katladılar. Bu bir felaket” demiş.

*

Gelin bu söylemdeki yanlışlara girmeden bankaların dağıttıkları kredi detaylarına bakalım.

-Kurumsal Krediler; Geçen yıl 58 milyar lira kredi dağıtılmışken bu yıl bu alanda dağıttıkları kredi tam 148 milyar lira. Artış ise geçen yılın 3 katı.

-Bireysel Krediler; 2016’da 10 milyar lirayken bu yılın ilk 6 ayında 39 milyar liraya çıkarken 4 kata yakın artış göstermiş.

-Konut Kredileri; Geçen yıl 7 milyar lira kredi kullanımına karşılık bu yılın ilk 6 ayında bu rakam 19 milyar liraya ulaşmış. Artış 3 kat.

-İhtiyaç kredileri; Geçen yıl 3 milyar lirayken bu yılın ilk 6 ayında 17 milyar liraya çıkmış. Artış tam 6 kat.

-2016 da kullanılan kredi toplamı 98 milyar liradan bu yılın ilk 6 ayında 208 milyar liraya çıkmış. Artış yüzde 110.

*

Veriler çok şeyler söylüyor ve diyor ki;

Halkın ve kurumların bankalarda yarattıkları kredi talebi hayli yüksek.

Bankalarının sınırlı kaynaklarına rağmen  o kredilere verdiği cevaplar haliyle katılımcı.

Evet yüksek riskler içerse de bu iki gelişme ekonomiye güveni gösterir. Bu iyi bir şey.

Risk yüksekse kar da o oranda yüksek olacaktır.

Ekonominin temel kuralı olan Arz/talep kuralı bu ilişkide tam anlamıyla işliyor.

Tasarruf az ise bankalara  maliyeti yüksek olur. Nitekim öyle görünüyor.

Dış kaynaklardan edinilen krediler uluslararası normlarda olsa da iş ülke riskine geldiğinde  o normlardan farklılıklar gösterir.

Kredi talep eden ülke adını duyduklarında sigortacılara bir haller olur.

Ayrıca dövizle alınan kredinin TL bazında verilmesinin getireceği kur farkı riski büyük sorun,

Likidin az ve maliyetli olduğu banka ortamlarında krediye talep yüksekse o kredilerin faizleri de yüksek olacaktır haliyle.

Ve o veriler bir şey daha söylüyor. “O da kredi talebinde buluna kurum ve kişilerin sıfırı tükettikleri gerçeği” Bu hoş değil.

Kredi ihtiyacı olanların kaynakları bankalarla sınırlıysa arz/talep kuralı bu noktada da devreye girecektir tabii.

*

Likit temin zorluğu, kıyasıya rekabet,  geri dönüş riskleri, kur farkları tehlikesi, sigorta masrafları, personel maliyetleri,  genel giderler, yüksek faizler ve yüksek maliyetler ve fiyat.

Ve ayrıca varlıklarının sınırlı bir kısmını kredi olarak verebilme sıkıntısı..

Tüm bu faktörler arz/talep ilişkisi içinde harmanlanınca tek sigorta yüksek kar olacaktır.

25.4 milyar lira kar 3 -5 bankanın değil yaklaşık 70 bankanın karıdır ayrıca.

*

Kısaca banka karları bahane.

Mesele ,kürsülerde karşısında onu dinleyenleri memnun ederek prim yapmak.

Hani “2 koyun güdebilen ekonomist de olur, siyasetçi de” diyor ya,

Banka karları için de “Felaket” tanımı aynı değerde olmalı.

Ekonomin temel kuralı olan arz/talep ilişkisini bilmeyen ekonomi üzerine konuşmamalı..