ORANTISIZ POLİS GÜCÜ VE SPOR

22 Ağu 2013

En son gittiğim maç 2005 yılında Fenerbahçe – Milan maçıydı.

Arkadaşlar ‘’Arsenal maçına gidiyoruz’’ deyince ‘’Hayır’’ diyemedim.

2 saatlik İstanbul trafiğiyle  savaş sonrası Fenerbahçe stadına vasıl olduk!

Hemen naz yapmayın amacım spor yazarlığı yapmak değil,

Oradaki ortamı anlatmak.

                                                                                                    ****

İlk fark ettiğim hayli yoğun Polis gücü.

Çevik Kuvvet tüm kadrosuyla orada,

Binlercesi stadın etrafını  abluka altına almış.

Bariyerler, kasklar, kalkanlar, coplar, biber gazı silahları , gaz tüpleri,

Veee tabii,

TOMA hazretleri!

On’larca saat ayakta beklemeye mahkum edilmiş genç polislerin yüzlerinde yorgunluk,

Yüz ifadelerinde ‘’ Ne işimiz var bizim burada?” sorusu.

Aynı soru benim kafamda da, maç izlemeye gelmiş binlerce spor severin kafasında da var.

Hani, Fenerbahçe stadında olduğumuzu bilmesek,

Kendimizi Taksim de, Gezi Park da sanacağız.

Stadın dışarısı böyle,

Ya içi?

                                                                                             ****

 

Stada girerken polis araması rutin işlerden.

Tamam da stadın içerisinde, yemek yenilen yerlerde, tuvaletlerde,

Veee dahi tribünlerde,

Onca polisin işi ne?

Tamamı sivil,

Kolsuz polis ceketlisi olanı da var, olmayanı da.

Ellerinde telsizlerle talimat dağıtan amirler,

O talimatları yerine getirmeye çalışan memurlar.

Seyirci bu polis yoğunluğundan rahatsız.

 

                                                                                                 ****

Arkadaşlara takılıyorum,

‘’Saha içinde neden polis yok?’’

Öyle ya,

Her yerde varlarsa,

Orada da olmalılar.

‘’UEFA kuralları müsaade etmiyor’’ cevabı alıyorum.

Eee tabi demokratik ülkelerin kurumlarının polisle işi yok,

Stadın içinde polisin ne işi var?

‘’Tamam da arkadaş, tribünlerdekiler ne?”

Cevap daha ilginç,

‘’Onlar sivil UEFA görmez!’’

 UEFA’nın bu  yutturmacayı  görüp görmediğini bilemem,

Ama içeride , dışarıda binlerce polis gözünün,

Kameralarının , her tür dinleme ve izleme cihazlarının gördüğü çok açık!

 

                                                                                             ****

 

Bir anonsa kulak kabartıyorum.

‘’UEFA tarafından risk faktörü yüksek maç kategorisinde olan Fenerbahçe Arsenal maçında…’’ diye başlıyor anons.

UEFA’nın ‘’Risk faktörü yüksek!” endişesi,

Asıl işi Toplumsal  ya da terör olaylarını bastırmak olan Çevik Kuvvet polisinin stadın etrafına , içine o kadar yoğun ve silahlı olarak yığılmasından olmasın sakın!

Gördüklerime bakırsa , kuvvetle muhtemeldir.

 

                                                                                         ****

Dakika 34.

Stat inliyor.

‘’Her yer Taksim, her yer direniş’’

Arkasında, ‘’Sık bakalım , sık bakalım….” tekerlemesi şarkı düzeninde geliyor.

Geliyor da , gerek slogan atan, gerek şarkı söyleyen tüm gözler sağda solda polis aramakta,

Herkeste ‘’Gelip beni alırlar, götürürler’’ mi endişesi var.

O an polislere bakıyorum,

Onlar da endişeli.

Bu endişeden ne yapacaklarını şaşırmış durumda , sessiz, hareketsiz kalıyorlar.

Onbinlerin içerisinde ne yapabilirler ki?

Belki benim gördüklerim öyle, görmediğim yerde gereğini yapanlar var mı bilmiyorum.

Demem  o’ki,

Bir spor etkinliğine bu kadar polis yığarsanız,

O etki spor amacını aşar , kitlesel tepkiye dönüşür ve patlar!

Çok tehlikeli sonuçlara varabilecek olası bir global rezilliği kimse istemez ama,

‘’Çanak açmak’’ da ne ?

 

                                                                                               ****

 

“Bir spor etkinliğinde neden siyasi içerikli slogan atılır?” diye soranlarınız olabilir.

Ülke bir yasaklar ülkesine dönüştürülmüşse,

Eleştiriye zerre kadar tahammül edilemiyorsa,

Saha içinde , İşine gelen slogan ve şovlara müsaade edilip,

Gelmeyenlere, polis , gaz, şiddet,  TOMA servis ediliyorsa,

Spor alanına gelen her seyirci elektronik çipli ortamlarda fişleniyorsa,

Statlarda neredeyse her seyirciye bir polis tahsis ediliyorsa,

Stadın içi , dışı binlerce Çevik Kuvvet polisiyle abluka altına alınıyorsa,

Kimse kusura bakmasın,

’Bu tepki de, UEFA’nın endişelenmesi de’’ normaldir diyeceğim.

 

                                                                                                    ****

 

2005 de gittiğimiz Milan maçında Dört gol yemiştik,

Akşamki maçta da 3 gol yeyince, ‘’Artık önümüzdeki maçlara bakacağız’’ deyip evimize döndük.

Ama maçtan aklımda kalan 3 gol değil,

O orantısız polis yığınları ve olası tehlikesinden duyduğum endişeydi!

Bu kafa ile gidilirse yakında tribünlerde ne spordan bir esinti, ne seyirci, ne de ‘’Önümüzdeki maçlar‘’  kalır!

Birisi , ‘’Dünya Futbol Şampiyonası ve Olimpiyat Oyunları’’ mı demişti?