TATİL BİTTİ

17 Ağu 2013

TATİL  BİTTİ

Hani,

hastanede yatıyor, hastalığı nüksetti, durumu iyi değil,

Türünde atıp  tutanlar var ya!

Ayynen çuvalladılar.

Okuyanlarınız bilirler,

Birkaç gün önce ‘’Tatildeymiş’’ diye bir yazı yazdım,

O da tatilini bitirdi geldi.

Çok şükür turp gibi.

Ohhh,

Hem kendi dinlendi,

Hem de bizler!

 

                                                                                  ****

 

Malum milletçe tatil özürlüyüz.

Tatile çıkmayı bilmeyiz,

Çıksak da ,

Yüzerken bile telefonla konuşur,

Yemek yerken gazetelerin spor ya da magazin sayfalarını okur,

Kumda yatarken ya TV izler ya da iş konuşuruz!

Ama elin oğlu öyle değil,

Tatile gittiğinde telefonlarını  açmaz,

Bilgisayarını kapatır.

Gazete okumaz, TV seyretmez.

İş gündeminde değildir.

İzoledir yani!

Tabii usta da halktan birisi ya!

Boş durmamış, çalışmış.

Misafir kaldığı Bodrumda,

Giymiş  tişörtünü ,  şortunu,

Sandaletlerini takmış  ayağına,

‘’I Lowe NY’’  yazan şapkası başında!

Atlamış  arkadaşının  teknesine,

Yanına da eski TOKİ’ci yeni, Çevre ve Şehircilik Bakanı Bayraktarı  almış.

Kıyıları teftişe çıkmış.,

‘’O koy senin , bu koy benim’’  misali dolaşmış.

Dolaşınca da bin pişman olmuş.

Bitmiş güzelim kıyılar,

Talan edilmiş turistik değerler,

Tarumar olmuş  denizle ,yeşilin buluştuğu koylar.

Teşhis bu,

Karar da şu!

‘’Durum felaket yıkacağız’’

 

                                                                                 ****

 

‘’Durum felaket yıkacağız ’’ şeklinde nitelendirilen yerler sadece  o kıyılar mı?

Yoksa,

Ülkemizin üç tarafını çeviren tüm kıyılarımızda aynı ucubelik  yaygın mı?

Dahası!

Büyük şehirlerimizde yıllarca süren  inşaat katliamlarının ,

Milli mimariyle alakası olmayan , denetimsiz , şekilsiz, yakışıksız, ucube ötesi yapılanmalarındaki perişanlığa ne demeli?

Ayrıca , bunlar yeni değil ki!

‘’Felaket’’ diye adlandırdığı çarpıklık , yıllardır böyle.

Haaa.. ,  şimdi   gelelim zurnanın ‘’zırt’’ dediği yere.

‘’Çarpıklık, çirkinlik, felaket, tarumar, talan’’ şeklinde sıfatlar bularak kızdığı dönemin,

11 yılı Başbakanlıkta ,

8  yılı da İstanbul Büyük Şehir Belediye Başkanlığında geçmiş.

Toplam 19 yıldır şehir ve ülke yönetiminde olan bir kişinin,

Bu rezilliği yeni fark etmesi bir görev ayıbı olarak görülebilecek kadar basit bir konu değildir.

Hani,  ‘’Tatildeymiş’’ başlıklı yazımda,

Tatilin faydalarından bahsetmiştim ya,

Bakın nasıl işe yaradı tatil.

19 yıl sonra da olsa  göremediği gerçekleri gördü!

 

                                                                                  ****

 

‘’Durum felaket yıkacağız’’

Bu kendi ifadesi.

O zaman gelin bu  felaketi yaratan nedenlere bakalım teker teker.

Birinci neden, Rant!

Bilmem diğerlerini saymama gerek var mı?

Napolyon Waterleoo savaşı sonrası komutanlarını toplar ve onlara ‘’Bana savaşı neden kaybettiğimizi 10 maddede anlatın’’ der.

İlk konuşan komutan,’’Cephanemiz bitti’’  şeklinde başlayınca sözünü keser,

‘’Tamam anlaşıldı diğer 9 maddeye gerek yok’’ der.

‘’Rant’’ deyince diğerlerini saymama bilmem gerek var mı?

Son  19 yılın Cumhuriyet tarihimizin en yaygın siyasi ve ticari rant dönemi olmadığını söyleyecek bir kişi çıkar mı?

Seçim önceleri verilen tavizler,

Yandaşlara peşkeş çekilen kıymetli araziler,

Belediyelerin görmezden geldiği imar ve iskan rezilliği,

Çevrilen onca Ali-Cengiz oyunları,

Arazi talanları,

Akdeniz’in en güzel yerine Nükleer Santral yapmak için  olmadık dümen çevirmek,

Kıyıları seçimde kaybedince kıyı imarının o belediyelerden alınıp bakanlığa verilmesi sonrasında,

Kıyıdan 100 metre uzakta olan İnşaat yasağını kıyıdan 50 metreye indirilmesinin ve  alayının nedeni, siyasi ve ticari Rant değil mi?  

 

                                                                                 ****

 

Hani başbakan,

‘’Durum felaket yıkacağız’’ buyurdu ya,

Çevre ve Şehircilik bakanı da geri durmamış,

‘’Çanakkale’den İskenderun’a kadar tarayacağız, kaçak, salaş, imarsız, iskansız  yerleri tek tek yıkacağız!’’  demiş.

 Breh , breh!

Yıkacaklarmış!

Elinizi  tutan yok, yıkın ellerinizden  öpeyim  yeminle.

Ama bir  bakın bakalım sayın başbakan ve dahi sayın bakan.

Dediğiniz gibi,

İmarlı, iskanlı, kaçak  veya salaş olmayan kaç yer bulacaksınız oralarda?

Sözünüzde duracak da yıkacaksanız da…

Yıktığınız da ortada tek bina ve  tesis kalmayacak, bunun bilincinde misiniz?

Alayının kaçak , salaş , imarsız ve iskansız olduğunu fark ettiğinizde,

Yine de ‘’Yıkalım’’ diyebilecek misiniz?

Hem de önünüzde bir muhtemel referandum , 3 de seçim varken!