KARA KITANIN CAZİBESİ, AFRİKA

08 Ağu 2013

Zenginlik , fakirlik, yokluk, beşeri , fiziki alt yapı ve üst yapıdaki  zayıflıklar karmaşasından ezilen, sömürülen insanlardan oluşan 55 ülkeli, 32.2 milyon kilometre karelik  bir koca  kıta. Bu yapısıyla, dünya ülkelerinin hem ilgisini çeken, hem de uzak tutan bir garip tavır.

Özellikle 18-19. yy da Avrupalıların zengin hammadde, altın, elmas, uranyum, krom, platin, kobalt, petrol gibi değerli madenleriyle sömürgecilik anlayışında ilgi duyulan Afrika, son ekonomik kriz sonrasında (2008) zayıflayan batılı pazarlara alternatif Pazar olarak ilgi çekmiştir.

Yoksulluk, bulaşıcı  hastalıklar, siyasi çatışmalar, katliamlara varan iç savaşlar ve  kıtlık ise ilgiyi uzak durma noktasına getiren faktörlerin başında gelmektedir.

Sömürme ve büyük Pazar olmasına dönük aşırı ilgi, hastalıkların, iç savaşların, kıtlığın yarattığı uzak durma fiili, Afrika kıtasının gelişmesini engelleyen faktörleri oluşturmuştur.

 

Ekonomi;

 

Dünya topraklarının % 24’ünü, Yaklaşık 1 milyarlık nüfusuyla, dünya nüfusunun %14’ünü,Dünyanın orman örtüsünün %25’ni, tarıma elverişli topraklarının %23’nü bünyesinde taşıyan dünyanın 2. Büyük kıtası.

Doğal yapısı, tarıma elverişli ve nüfusunun %70’i tarımla uğraşan insanlar topluluğu.Ancak, bu kadar geniş tarıma elverişli toprak ve nüfus yapısının teknik donanımı olmaması, yetersiz sulama, kuraklık, kıtlık , değişen tarım ürünlerine entegre olamama, Afrika tarımını mısır, fıstık, pamuk,tütün, kakao, kahve, çay gibi ürünlerle sınırlı tutmakta.

Diğer taraftan Avrupa ve Amerika gibi tarım alanında gelişmiş ülkelerin kendi çiftçilerine verdikleri tarımsal ekonomik destekler , ilkel teknikler , eğitim ve tarım bilincinden uzak çiftçiler Afrika tarım ürünlerinin dünya pazarlarında rekabet edebilmelerine engel çıkarmakta.

Madencilik açısından hayli zengin olan Afrika bu alanda batılıların ilgisini 18. yy’dan bu yana hep çekmiştir.

Bu zenginlikleri dünya rezervleriyle  göre ,Kobalt ve platinin % 90’na,Petrolün %15’ne,Altın rezervlerinin %50’ne, Krom rezervlerinin %98’ne, manganez rezervinin %65’ne, Elmas rezervlerinin %30’na, uranyum madeninin Üçte ikisine sahip olmalarıyla anlatılabilir.

Afrika’yı ekonomik anlamda cazip kılan değerleri ; Nüfusu , El değmemiş hammadde ve maden stokları , Ucuz işçiliği ve dört tarafının deniz olması nedeniyle dünya pazarlarına kolay erişilmesi şeklinde sayabiliriz.

 

İhracat / İthalat ;

 

55 Afrika ülkesinin dünya ile ticareti toplam 1 trilyon 96 milyon,dolar. Bu rakamın 595 milyar 5 milyon, 798 bin doları ihracatı, 501 milyar, 076 milyon dolar, 600 doları ise ithalatına ait.Dünya ticaretinin ilk 3 ülkesi İhracatta da, İthalatta da ABD , Çin ve Fransa.

Toplam 595 milyar dolarlık İhracatının ABD ayağı 2008 yılında 117.2 milyar dolarken 2011 yılında 94.2 milyar dolara gerilemiş. Çin ile  ihracat ilişkisi 2008 yılında 56 milyar dolardan 2011 yılında 93.2 milyar dolara ulaşmış. Burada dikkati çeker nokta Afrika için 2008 -2011 döneminde Çin , Amerika’ya göre daha tercih edilir olması. Bu gelişmenin nedeninin Çin’in son 4 yıl içerisinde Afrikada yaptığı yatırımlar ve bu yatırımların ürünleri , maden ve hammadde niteliği taşıyan malları Çin ana kıtasındaki üretimi için Çine gönderilmesi şeklinde öne çıkıyor.

Üçüncü büyük ticari partneri Fransa. Afrika 2008 yılında Fransa’ya 40.1 milyar dolarlık mal ihraç ederken, bu rakam 2011 de 37 milyar dolara gerilemiş.

Toplamda 501 milyar dolarlık ithalatının ülke bazında İhracatından farkı yok.

İlk 3 ülke yine ABD, Çin ve Fransa.

2008 yılında 449 milyar 265 milyon dolar ithalatı olan Afrika, 2011 de 501 milyar,076 milyon dolar ithalat yapmış.

Ancak ülke sıralaması İhracattaki gibi değil.

İlk sırayı alan ülke Çin İthalat sıralamasında. Afrika 2008 yılında Çin den 51 milyar dolarlık mal ithal ederken 2011 de, 73 milyar dolarlık mal ithal etmiş. Bu artışı izah etmek için yine Çin – Afrika karşılıklılık anlaşmasından bahsetmekte fayda var. Çin yetkilileri 2008 yılında tüm Afrikalı liderleri Çine davet edip 1 hafta ağırladıkları süreçte, Afrikalı liderlere özetle , ‘’Bizde para var, sizde yok. Ama sizde, bizde yeterince olmayan hammadde ve madenler var. Biz bu değerlerinizi işletelim, ülkenizden Çine ihraç edelim, karşılığında ülkelerinizin okul,hastane, yol, kanalizasyon,ulaşım gibi alt yapılarınızı inşa edelim’’ şeklinde bir teklifte bulundular ve başarılı sonuçlar aldılar. 2008 -2011 ithalat ve ihracat rakamları da bu projenin nasıl geliştiğini gösterir nitelikte.  

Fransa İthalatta ikinci sırada. 2008 de 37.2 milyar dolarlık ithalata karşılık bu rakam 2011 de 39 milyar dolara ulaşmış.

Üçüncü sırada ABD var. Afrika bu ülkeden 2008 de 28.6 milyar dolarlık ithalata karşılık 2011 de 32.6 milyar dolarlık ithalat yapmış.

 

Türkiye  - Afrika İlişkileri ;

 

Osmanlı İmparatorluğu döneminde ticari ilişki yerine Eyaletler, kurmak ve valilikle oluşturmakla sınırlı kalan, Afrika Türk ilişkileri Cumhuriyet döneminde özellikle Kuzey Afrika ülkeleriyle 2003 yılında kayda değer ticari ilişkilere konu olmuş 2005 yılından sonra Dış Ticaret Müsteşarlığımızın (DTM) önderliğinde düzenli bir ilişkiye dönüşmüştür.

Müsteşarlıkta geliştirilen ve ‘’Afrika ile Ekonomik İlişkilerin Geliştirilmesi Stratejisi’’ ( AEGS ) adı verilen proje uygulamaya alınmıştır.

Bu proje Afrika kıtasına Kuzey Afrika ve Sahra Altı Afrika ülkeleri başlıklarında yaklaşılmıştır. Kuzey Afrika ülkelerinden  Mısır, Fas, Tunus, Cezayir ve Libya ile öteden beri gelişmiş bir ticari ilişkimiz vardı.

Ancak kara Afrikası ve Sahra altı Afrika ülkeleriyle yok denilecek derecede olan ticari ilişkiler hedef Pazar olarak alındı ve o ülkelere yoğunlaşıldı.

2008 de Dış Ekonomik İlişkiler Kurulu (DEİK) Türkiye – Afrika İş Forumu İstanbul Deklarasyonu kabulüyle Türkiye – Afrika arasında Yatırım ve Ticareti geliştirici teknik destek ve bilgi aktarımı başladı. Takip eden günlerde Afrika Türkiyeyi stratejik ortağı olarak ilan etti.

Özellikle 2008 krizinin zorlaması , batılı ülkelerde ihracatımızın düşme eğilimine girmesi Afrika pazarını alternatif Pazar olarak öne çıkarınca ,öncelikle Güney Afrika, Kenya,Tanzanya, Sudan, Gana gibi ticareti gelişmiş ülkelerle yakın ilişkiler kuruldu. Bu ülkelerle Serbest Ticaret Anlaşmaları imkanları araştırıldı ve Afrika toplamında 26 ülkede Büyükelçilik, Konsolosluk, Ticari Müşavirlik düzeyinde yapılanma tamamlandı. Milli Hava Yolumuz çok sayıda Afrika ülkesine direk uçuş hatları koydu. Bakanlar, Başbakanlar düzeyinde ilişkiler kuruldu. Bu ziyaretlerde Afrika ile iş yapma düşüncesinde olan iş adamları da bulundular. Karşılıklı alım heyetleri gidip geldi, fuarlar düzenlendi.

Bu çabalarda DTM yanı sıra, TOBB ve DEİK gibi kurumların katkıları büyük oldu. Sonuçta 2005 -2012 dönemi rakamsal verileri şu şekilde mukayese edilir hale geldi.

Afrika üzerine bu değerli gelişmeleri kaydederken bir başka konuya daha değinmek gerek. Türkiye – Afrika arasındaki bu ticari gelişmenin Türkiyenin lehine gelişmesinde pay almak isteyen başka guruplar olabilir. Bu gurupların en bilineneni TUSKON adındaki kuruluş. Bu kuruluşun daha ziyade Din ve cemaat eksenli Afrikadaki okulları ve bu okullarda okuyan öğrencilerin aileleriyle kurulmuş yardım , dini ve ticari odaklı ilişkileri  var. Bu kuruluşlar daha ziyade sadece cemaat üyeleriyle sınırlı kapalı devre ticari ilişkilere girdiklerinden ilişki kurdukları Afrikalı esnaf, tüccar niteliğindeki sermayeleri güçlü olmayan kişilerle  büyük ihracat rakamlarında etkili olma kabiliyetleri yok.  Ülke adına her çabayı kutsal ve yerinde görmekle birlikte bu kurumun mevcut kimliği dışına çıkarak uluslararası pazarlama kuralları dahilinde, Dünya Ticaret Örgütünün kuralları bağlamında, ayrımcılık içeren kapalı devreli yapıda değil, daha geniş kitleleri kapsayan, o kitlelerde belli kalıplar aramayan bir anlayışta yaklaşırsa Türkiye İhracatına katkısı olacağından şüphem yok.

 

Afrika ile Dış Ticaretimiz;

 

2005 yılında Türkiye Kuzey Afrika’ya 2 milyar 544 milyon dolarlık ihracat yaparken, Sahra Altı Afrika ülkelerine ihracatı 1 Milyar, 086 milyon dolardı. Bakalım , 2005 yılı toplamında 3 milyar 631 milyon dolar olan ihracatımız bakın 2012 yılında  hangi rakamlara ulaşmış?.

2012 yılında Kuzey Afrika’ya 9 milyar 445 milyon dolar ihracat yapılırken bu rakam Sahra Altı Afrika ülkelerinde 3 milyar 914 milyon dolara toplamda ise 13 milyar 273 milyon dolara ulaşırken Afrika ithalatından % 2.64 lük bir pay kapabilmiş. 7 senede yaklaşık 4 kat büyüyen ihracatımız 2005 yılında başlatılan AEGS projesinin ürünüdür.

Bir de ithalat rakamlarına bakalım.

2005 yılında Kuzey Afrika ülkelerinden 1 milyar 584 milyon dolarlık mal ithal ederken Sahra Altı Afrika ülkelerinden 1 milyar 632 milyon dolarlık ithalat yapmışız.

2012 yılında gelindiğinde ithalat rakamlarımız Kuzey Afrika ülkelerinden 3 milyar 308 milyon dolar, Sahra Altı Afrika ülkelerinden ise 2 milyar 613 milyon dolar olarak gerçekleşmiş. 2005 yılında ihracatımızla neredeyse eş olan ithalat rakamlarımız 2012 ye gelindiğinde ihracatımızın % 44’ünü oluşturmuş ve İhracat fazlası verdiğimiz bir Pazar haline gelmiş.

 

Afrika Pazarına Nasıl Girebiliriz?

 

Önce şunu söylemeliyim.

Çok geç kaldık.

Hele 2008 yılı ve sonrasında Çin’in bu kıta ülkeleri üzerinde kurduğu yatırım ve ihracat odaklı girişimi sonrasında hayli zor ama imkansız değil.

2012 ihracat rakamlarında Afrika kıtası yüzde 8.7 paya sahip.

55 ülke özellikleri ve bu ülkelerden oluşan ve 4 ana gurupta toplanan blokları iyi tanımak ve bu blokların Türkiye ile olan Ticari ilişkilerini iyi bilmek gerekli.

Bu guruplar Batı Afrika CEDEAO / Mautinia Bloğu ( Benin,Burkina Faso, Cape Verde, Gambia, Gana, Gine, Gine Biss. Ivorty Coast, Liberya,Mali, Nijerya, Senegal, Sierra Leone, Togo ) – Orta Afrika CEMAC / STP Bloğu ( Kamerun, Orta Afrika Cumhuriyeti, Çad, Kongo, Kongo DC, Ekvator Gine, S.Tome& Pirinc ) – Güney Doğu Afrika Bloğu / ESA Bloğu ( Burundi,Komoros,Cibuti,Eritre,Etiyopya,Kenya, Malavi,Mauritius, Madagaskar,Raunda,Seycheller, Sudan,Uganda, Zambiya, Zimbabwe, Kongo DC )  ve Güney Afrika / SADC Bloğu.( Angola, Bostwana,Lesotto,Mozambik,Mamibya,Swaziland,Tanzanya,G.Afrika Cumhuriyeti,Madagaskar,Malavi,Morityus, Şeyseller,Zambibwe,Zambiya, Kongo DC.)

Bu ana 4 gurptan başka bir de Afrika, Karaipler ve Pasifik (ACP) gurubu ülkelerinin oluşturdukları CARIFORUM Bloğu var.

 

Şüphesiz bu kıta ülkeleriyle ihracat bazında çalışmayı arzu eden bir İhracatçı bu blokların tamamıyla Türkiye ilişkilerini bilebilmesi mümkün değil. Bu konuda başvuracağı Kaynak Ekonomi Bakanlığı Ülke masaları , DEİK Ve İhracatçı Birlikleri olacaktır.

Türkiye Afrika kıtası ülkerinden Mısır, Fas,Tunus, Morityus ile Serbest Ticaret Anlaşmaları imzalamıştır.Bu ülkelerle belirlenen takvimde karşılıklı olarak Gümrük vergileri düşürülmektedir.

Türk İhracatçısı Kuzey Afrika ülkeleri konumundaki Mısır, Fas, Tunus, Cezayir, ve Libya gibi ülkelerin yabancısı değil.Bu ülkeler her ne kadar Afrika kıtası konumlu olsalar da birer Akdeniz Ülkesi konumundalar. Ayrıca Tarihsel bağlarımız hala canlı, 13 küsur milyar dolarlık ihracatımızın ağırlıklı kısmı da bu ülkelere yapılmakta. Bu durumda Afrika kıtasına ihracatımızı arttırmanın yolu kara Afrikası ve Sahra altı Afrika ülkeleri olmalıdır.

Afrika ülkelerinden ihracatçılarımızın yaşayacağı en büyük sorun, yeterli depolama , dağıtım imkanlarının ve parakende zincirlerinin sınırlı olmasıdır.  İşi kolaylaştırmanın en kolay yolunun önceliğin kıyı ülkelerine verilmesinde yattığını söylememe gerek yok sanırım.Deniz ulaşımı hem kolay ve hem de daha ucuz maliyette nakliye imkanı sağlayacağı şüphesizdir.Bu ülkelerden depolama, dağıtım ve parakende zincirleri imkanları olan ülkelerin seçilmesi öncelik alacaktır.

 

Seçilecek Pazarlardaki ürünüzün muhtemel rakipleri, satış şekilleri, piyasa fiyatları ciddi önem arzeder. Bu konuda bilgilenmenin en doğru ve kolay yolu Fuarlar , genel ve özel sergilere katılmak alım heyetleriyle yakın ilişki kurmaktır.

O ülkelerdeki Ticaret Müşavirleri, ve Ekonomi Bakanlığındaki Ülke Masaları Türkiye – Potansiyel ülke arasındaki Ti,cari anlaşmalar, potansiyel ülkedeki ticari engeller, standartlar, ambalaj bilgileri, kotalar, gümrük vergileri konusunda bilgi alabileceğiniz en doğru adreslerdir.

 

Ticaret yapacağınız ülkenin insanlarını, örf ve adetlerini bilmekte büyük fayda vardır. Bu konu Afrikayı özel yapan bir durum arz etmektedir. Siyahlar, beyazlar, Hintliler, Lübnanlılar, Araplar gibi çok farklı  kitlesel gurupların yaşadıkları Afrikada farklı kültürler, farklı  dinler, farklı diller , farklı lehçeler ve farklı giyim şekilleri hayli yaygındır. Çok farklı Afrika kabile dilleri (2000’ne yakın yerel dil) yanı sıra, Portekizce, Arapça Fransızca ve İngilizce çok konuşulan dillerdendir. Kuzey Afrikada Arapça , İngilizce ve Fransızca, Güney ve Doğu Afrikada İngilizce, Batı Afrikada İngilizce, Fransızca,Portekizce dilleri yaygın olarak kullanılmaktadır. İş bitirmek için öncelikle Fransızca, sonra İngilizce bilmek yeterli olacaktır. Dil sorunu Türkiyede okuyan Afrikalı öğrencilerle çözülebilir.

 

Bir önemli uyarı.

Özellikle batı Afrika ülkerinden firmalarımıza yönelik e-dolandırıcılık faaliyetleri, para aklama operasyonları hayli yaygındır. Bu tür firmalar büyük ihaleler kazandıklarını sizinle çalışmak istediklerini

öne sürerek ön ödemeler talep ederek batılı firmaları dolandırmalarıyla bilinmektedirler.

 

Türkiye Afrika gerçeğini 2005 den bu yana bilmektedir. Bu bilincin Türkiyeyi bugün 13 milyar dolarlık bir ihracat gücüne getirmiştir.

Büyüklü , küçüklü 55 ülkeden oluşan bu kara kıtaya Türk ihracatçısı her  türlü ürünü satabilir.Alt yapı ve imar anlamında her türlü müteahhitlik hizmetleri alabilir. Madenlerini işletebilir. Dahası Türkiyede işlevini kaybetmiş sanayi ve makine parkıyla oralarda yatırım ve üretim yaparak o tesislerine hayat verebilir.

Hatta yeni yatırımlarla o pazarlara girebilir, ucuz işçilik ve ucuz enerji imkanlarını değerlendirebilir.

Bunları kıtayı iyi analiz ederek, fuarlar ve sergilere katılarak, karşılıklı alım heyetleriyle temasta olarak doğru ve güçlü depolama, dağıtım ağları ve parakende zincirleriyle hayata geçirebilir.

 

 

Şevket SÜREK

 

surekavi