BİBER GAZI

04 Nis 2013

Kaynağı nedir bilmiyorum ama ,

4 Nisan 2013 günü Ahmet Hakan Hürriyetteki köşesinde ilginç rakamlar vermiş.

2001 yılında 13 ton ithal edilmiş.

Bu yıl 628 ton.

12 yılda ,

Bu kadar patlama yapılarak ithal edilen nedir?

Biber gazı!.

A.Hakan konuyu , ‘’Bu kadar çok İthal ediyorsanız fabrikasını kurun, bedeli Türkiye’de kalsın’’ la sınırlı tutmuş .

 

****

 

Biber gazı konusu sadece ithal ya da milli üretimiyle konuşulacak kadar basit bir konu mudur?

Bence değildir.

O zaman , gelin biz başka yönlerine bakalım neymiş biber gazı?.

Şili de yetişen ve endemik adı Olerasin olan bir çeşit yemeklik biberden imal ediliyor.

Bazı kaynaklar, Şili biberinin ekstraksiyon işlemi sonrasında ‘’Olerasin Captium’’ kısaca ( OC ) diye isimlendiriyorlar.

Bazı kaynaklar da, ‘’c(10)h(5)cln(2) ‘’ kimyasal formülünden yola çıkarak ‘’o-klorabenzalonitril’’ diyorlar.

Kafa karıştıracak isimler ve karmaşık formüller yazmamın bir önemli nedeni var.

Her iki betimlemeye göre biber gazı diye bildiğimiz gaz öyle uluorta kullanılacak bir gaz değil.

Tam anlamıyla ölümcül sonuçlar verecek bir KİMYASAL SİLAH.

Yakıcı kokusu,

Gözlere, ağza, cilde nüfus ederek,

Gözlerde sulanma, yanma, görme bozukluğu, nefes almakta zorlanma sonucunda,

Alerjik bünyelere , nefes darlığı, astımı olanlara ve fazla dozda alan herkese ölümcül etki yapıyor.

Sonrasındaki psikolojik bozukluk da cabası!

Hani limon, su ve sirkeyle etkisi azaltılıyor denilse de,

Geçiniz.

Koydu mu oturtuyor!

İşte miktara takılıp ‘’İthalatı 12 yılda 13 tondan, 628 tona çıktı , o zaman burada üretelim, para bizde kalsın’’ diyen bezirgan tüccar kafaların ıskaladıkları nokta da biber gazının bir kimyasal silah olduğu gerçeğidir.

 

****

 

Şimdi gelelim 12 yıldaki bu devasa artış miktarına.

Hatırlatmakta fayda var,

12 yılın 11 yılı AKP iktidarı yönetimi.

Bu dönemde biber gazı neden ve nerelerde kullanılmış?,

Siyasi amaçlı olmayan adam kaçırma, rehin alma gibi vaka-i adiye sınıfındaki olayları saymazsak,

Ağırlıklı olarak terör olaylarını ve bazı toplumsal muhalif gösterileri engellemekte kullanılmış.

O zaman şöyle bir mantık geliştirirsek yanlış olmaz.

Biber gazı ithalatı 12 yılda 13 tondan 628 tona çıktıysa yukarıda saydığım olaylar da aynı oranda artmış olmalı.

Terörün genelde açık arazide , dağlarda sürdüğünü düşünürsek,

Demek ki , biber gazı denilen kimyasal silah genelde şehir kaynaklı olaylarda kullanılıyor .

Nedir bu tür olaylar?,

Grevler, sendikal gösteriler, öğrenci protestoları, basın açıklamaları , sosyal tepkiler, muhalif gösteriler.

Bunların hepsi gerçek demokrasilerde toplumun kendini ifade etme yolu hatta, hakkı değil mi?

Öyle ama, faşist, diretici , buyurucu, baskıcı, biatçı yönetimlerin olduğu demokrasilerde değil demek!

Böyle olduğu için ‘’İleri demokrasi’’ diye bir ucube uydurulmuş.

Polis yüzlerce ton biber gazını sabır göstermeyip, bu tür gösterileri dağıtmak için kullanıldıysa,

‘’İktidardaki partiden demokrasi adına memnuniyetsizlik had safhada ve siyasi yönetimin çok ciddi yönetim sorunları var ve tepkiler giderek artıyor ’’ sonucuna varabiliriz.

Veya,

‘’İktidar giderek faşistleşerek belirtilerini verdiği diktatörce yönetimi bir an önce yerleştirmek için ölçüsüz, orantısız bir güçle muhalif gördükleri kitlelere saldırarak onları bir an önce sindirmek niyetindedir’’ de diyebiliriz.

Normal demokrasilerde bu nedenleri izah etmekte zorlanılır.

Ama günümüz iktidarı,

En basit gösteriyi dahi teröre bağlayıp devletin bütünlüğüne kast türünde bir kulp arıyorsa,

İçişleri bakanları, ‘’Gazımız organiktir’’ diyerek dalgasını geçiyorsa,

Küçük çaplı bir toplumsal gösteriye tahammülü olmayan polisin gaz savurganlığı had safhadaysa,

14 yaşından küçüklere dahi sıkılıyorsa,

İktidarda korku dağları bekliyor demektir.

En küçük olayda acımasızca biber gazı kullanılması da,

Orantısız güce baş vurulması da,

Biber gazı ithalatının 12 yılda 13 tondan , 628 tona çıkmış olması da bu korkunun en açık belirtisidir.