Anladıkları Dil

10 Haz 2013

Artık tüm dünyanın bildiği Gezi Parkta,

Emirle değil,

Bindirilmiş kıtalar misali taşımalı hiç değil,

Belli bir düşüncenin desteği olmadan,

Her düşüncenin sesinde,

Spontane gelişmiş coşkuda,

Şehirlerinin yaşam alanlarındaki yeşili korumak için,

Çevreci masum isteklerle bir araya geldiler.

İsteklerini dile getirirlerken,

Yaşadıkları kontrolsüz aşırı şiddet karşısında,

Şaşıran, şaşırdıkça, çığ gibi büyüyen kitleler,

İstanbul’daki gezi parkı aşıp,

Tüm ülkeye,

Hatta dünyaya yayılan örnek davranışlarıyla dikkatleri üzerlerine çektiler.

Oraya , gönüllerince gelen,

Geldikçe kalabalıklaşan,

Bebe, çocuk, genç,

Orta yaştan, ileri yaş’tan,

Demokratik taleplerini dile getiren,

Aynı idealde birleşmiş kadın , erkek hayli kalabalık halk topluluğu hep aynı dili konuştular.

 

****

 

Bir şeyler söylediler,

Kulak kabartması gerekenlere.

  • Bana hükmedemezsin!

  • Yaşam tarzıma karışamazsın!

  • Annemiz, babamız değilsin, bizleri terbiye etmeye kalkma!

  • Kaç çocuk yapacağıma sen değil ben karar veririm!

  • Yatak odamdan çık!

  • Senin yönlendirdiğin şekilde değil, özgürce yaşamak istiyorum!

  • Beni izleme, dinleme!

  • Gerçek hukuk sistemi istiyorum, siyasallaşmış hukuk değil!

  • Dizilerime kadar karışma!,

  • Sanatçılarıma dokunma!

  • İçkimden sana ne?

  • Atalarıma ‘’ Ayyaş’’ diyemezsin!

  • Bırak dinimi kendi inandığım gibi yaşayayım!

  • T.C. mi geri ver!

  • Türk olmaktan mutluyum , karışma!

  • Eğitim sistemimizi mahvettin, Cumhuriyet değerlerinde eğitim istiyorum!

  • Polis devletin polisidir senin değil!

  • Polisin orantısız güç uygulamasını engelle!

  • Çevreye , yeşilime sahip çıkma hakkıma saygı duy, betonlaşma istemediğimi anla!

  • Ülkemi bölme!

  • Yaşadığım Şehir üzerinde söz söyleme hakkıma saygı duy!

  • Şehrimize yapılacak köprünün ve benzeri eserlerin adını bize sor!

  • İsteklerimize kulak ver!

Bunlar anlayana anlaşılır dille söylenmiş demokratik isteklerdi.

 

****

 

Olan bitene bakılırsa bu masum dilden anlayan yok.

Anlaşılamadığı gibi şiddetin alası var.

Orantısız biber gazlarıyla,

TOMA’larla ,

Coplarla,

Tekmelerle, yumruklarla,

İnsafsızca,

Gencecik polislere halk kırdırılıyor.

Anlaşılır dilde konuştuğunu sananlarca,

Kitleler,

Bölünüyor,

Ayrıştırılıyor,

Ötekileştiriliyor,

Parçalanıyor,

Dilim , dilim ediliyor.

Yalanın bini bir para,

Polis şiddetinden kaçarak camilere sığınmış insanların orada bira içtiklerinden tutun,

Camide toplu seks yaptıklarına,

Kutsal mekanda içki içtiklerine,

Gezi parkında,

Başı örtülü kızlarımıza saldırıldığına,

Kadar varan mesnetsiz, insafsız yalanlar,

Yalan olduğu biline, biline,

Yasal olmayan mitinglerde kalabalıklara söyleniyor.

Özel bankalara,

İş alemine,

Sanatçılara tehditler havalarda uçuyor.

Bu sözlerin sahibi ,

‘’Meydanlardaki çapulcular eylemlerine son vermezlerse anladıkları dilden konuşuruz’’ tehdidine vardıracak kadar vahimleştiriyor işi.

 

****

 

Bu kadar şaşırmışlığın , çılgınlaşmışlığın içinde doğru söylediği bir şeyler var!

Yukarıdaki yalan, iftira, intikam , kin, nefret, öç alma, içeren o dilden hiçbir şey anlayan yok!

Bu doğru!

Bu kirli dil, bildikleri anladıkları dil değil.

Oysa ne kadar kolay,

Anladıkları, bildikleri dili yukarıda detaylarıyla yazdım,

O dilde konuşulsa mesele bitecek.

Ama hayır,

Dil giderek daha da kirleniyor,

Saldırganlaşıyor,

Ortam sorumsuzca gerildikçe geriliyor,

Kitleler karşı karşıya getiriliyor,

Evet, bu dil gerçekten anladıkları bildikleri bir dil değil!

Anladıkları dili konuşmanın vaktidir!