AMERİKAYA GİTMEDEN !

01 May 2013

Ben dönüyorum.

Başbakan gidiyor.

Şüphesiz gitmeden bazı hazırlıklarını tamamlayacak,

Ondan neler istenecek?,

O neler verecek?,

Dış İşleri Bakanlığı, Ekonomi Bakanlığı,

Danışmanları hazırlıklarını tamamlamış olmalılar.

Başbakan Bir Tekstil örgütü toplantısında,

‘’Obama dan, Nitelikli Sanayi Bölgeleri kurulmasını isteyeceğim’’ demiş.

Devam etmiş.

‘’ABD ile Dış Ticaretimiz 20 milyar dolar , Rusya ile 35 milyar dolar bunların artması şart’’.

Gelin, şu Nitelikli Sanayi Bölgesi işi nedir ona bir bakalım.

 

****

 

Hani, başbakan kendisini dinleyen Bin’e yakın tekstilciyi karşısında görünce onları can damarından vuracak bir kelam edecek ya!

Gitmiş 12 yıldır posası çıkmış bir konuyu gündeme getirmiş.

Amerikalıların, ‘’Qualifed Industrial Zone’’ (QIZ),

Bizim ise ‘’Nitelikli Sanayi Bölgesi’’ (NSB) olarak adlandırdığımız konuyu açmış.

Bu konu ilk defa 2002 yılı Ocak ayında rahmetli Ecevit’in Başkan Bush’u ziyareti sırasında gündeme gelmiş ve öncesinde ‘’Stratejik Ticari Ortaklık’’ oluşturulması planlanmıştı.

Amaç Türk ürünlerinin Amerikan pazarına kotasız ve gümrük vergisiz girmesini sağlayarak ihracatı arttırmaktı.

Konu ziyaret öncesi 2 -3 Aralık 2001 de Washington da, gündeme getirilmiş, ziyaret sonrası 25-26 Şubat 2002 de Ankara da devam edilmişti.

Bir dizi toplantı sonrasında Amerikalıların deklare ettikleri sonuç şuydu.

‘’Ürdün topraklarında İsrail patronajından olan NSB’nin bir şubesi Türkiye de oluşturulabilir, ama içerisinde Tekstil, Konfeksiyon, Hazır Giyim, Deri ve Ayakkabı olamaz. Bu sektörler ancak High-Tech ürünleri orada üretebilirler ancak üretimde kullanılacak ürünlerin yüzde 40’ı İsrail ve Amerikan menşeli olmak zorundadır’’.

ABD yetkilileri de gerekçe olarak kendi Tekstil lobilerinin bu konuya sıcak bakmadığını ifade etmişlerdi.

Türk tekstilciler bu şartları kabul etmeyince diğer sektörler de sıcak bakmadılar ve konu rafa konuldu.

Ama ardından Amerika’yı ziyaret eden her başbakan ve bakan tarafından veya Amerikalıların Türkiye ziyaretlerinde bu konu devamlı gündem dosyalarında oldu ama değişen bir şey yoktu.

 

****

Başbakan şimdi bilmem kaçıncı defa Washington’a gidiyor.

Dosyasında yine bu konu varmış.

Ama sunumu daha önceleri hiç konuşulmamış da, ilk defa o bu ziyaretinde gündeme getirecekmiş şeklinde.

Böyle olunca da dış ticaret hacmimiz 20 milyar dolardan yukarılara çıkacakmış!

Hani başbakanın ‘’Ufak at da civcivler yesin’’ diye bir cümlesi var ya,

Ayynen öyle!.

Aynen öyle , çünkü artık kota yok.

Tarihinin en büyük ekonomik krizini yaşamakta olan Amerika’nın paraya ihtiyacı var ve ülkesine giren her ürün vergiye tabi, bu kaynaklardan dün de vazgeçemezdi bugün de vazgeçemez.

 

****

 

İlgili bakanların ve de başbakanın bir ülkeye giderken dile getirdikleri ‘’Dış Ticaret Hacmimiz’’ cümlesi var ya , yeri gelmişken ona da değinelim.

Bu cümle ne gariptir ki sadece ‘’İhracat’’ anlamında sıklıkla kullanılıyor , çünkü o ülkeyle ilgili en büyük rakam o cümlenin içinde.

‘’Dış ticaret hacmimiiiz Yiirrrmiii Miilyaaar Dolaaar’’ demek abartı anlamında işlerine geliyor.

Oysa, o hacmi şöyle bir açtığımızda görüyoruz ki,

İthalat 16 milyar dolarken, İhracat 4 milyar dolar!

Rusya daha da komik,

‘’Otuuuz beeeşşş millyaaar Dolaaar dış ticaret hacmimizi arttıracaağıııız’’ diye üzerine basa, basa konuşurken,

İthalatın 30, ihracatın 5 milyar dolar olduğundan bahseden yok.

Hele bir Çin var ki sormayın.

Dış ticaret hacmimiz 24 milyar dolar.

İthalat 21.5 milyar dolar, ihracat 2.5 milyar dolar.

Ama ‘’Çin ile Yiirrrmii Dörrrt milyaarrr Dolaaarrr olan dış ticaretimizi arttırcağııız’’ cümlesi kulağa hoş geliyor ya.

‘’Dış ticaret hacmini arttıracağıııız’’ diye nara atarken,

Artacak ihracat değil de , ithalat olacaksa ,

Bu vaveyla nedendir?.

Nedeni basit,

Bu palavraların yiyeni, yutanı var da ondan.

Bu tür ekonomik palavralarda,

Siyasi kazanç gani de ondan !

Atış serbest , salla gitsin!

****

 

2002 yılında rahmetli Ecevit tarafından ABD ile imzalanan ‘’Stratejik Ticari Ortaklık’’ mevcut verilerdeki dengesizliğe bakılırsa rafa kalkmış durumda.

Sonraki yıllarda AKP iktidarı var ve ABD ile Stratejik Ticari Ortaklık raflarda tozlanırken,

Stratejik Siyasi Ortaklık tam gaz gitmekte.

Başbakan Oval odada ‘’Özlemişim, şükür kavuşturana Obama’cığım’’ tavrında,

Dışişlerimizin uyarısıyla bacak bacak üstüne atmış bir şekilde otururken,

‘’Nitelikli Sanayi Bölgesi’’ konusunu ilk defa gündeme getirecekmiş!.

Obama dosyayı alacak, hemen oracıkta sonradan hatırlamayacağı birine verecek,

Başbakanın koltuğunun altına da,

Orta Doğu planlamasıyla ilgili kalınca İsrail, Suriye, İran, Kürt dosyalarını koyarken,

‘’Git dersini çalış, gereğini yap, gözüm üzerinde, bak imtihan edeceğim’’ diyecek.

Senaryo gereği birkaç dandik düşünce kuruluşunda konuşmalar yapacak,

Körler sağırlar birbirini ağırlar misali sadece Türklerin doldurduğu salonlarda fahri unvanlar alacak,

Bu arada belki Huston da tefrişi yapılmakta olan yeni uçağını görecek.

Bindirilmiş kıta güzide basınımız,

Başbakan üzerine methiyeler düzecek , çok başarılı bir seyahat olduğundan dem vuracak.

Bir Amerika ziyareti daha böylece bitecek.

Kürkçü dükkanına dönüş yolundaki , başbakan artık önümüzdeki Washington seyahatlerine bakacak!