SUÇLULUK PSİKOLOJİSİ !

24 Ara 2013

Konu malum.

Malum konu Usta’yı kerrakesinden  şaşırttı.

O şehir senin, bu şehir benim,

O kürsü senin, bu kürsü benim demiyor,

Hepsinde var ve hepsinde kükrüyor!

Bir telaşı, bir endişesi olduğu çok açık.

Önüne gelene ayar veriyor.

Dinleyenler her ne kadar “Dik dur bükülme falanca seninle” temposunda,

Kefen giyerek arkasında olduklarını gösterseler de,

Hayır o rahat değil!

                                                                                            ****

 

Hafta sonu, Samsun , Ordu ,Ünye , Fatsa, Giresun, Trabzonu dolaştı,

Kürsülerden höykürdü.

Amerika’ya,

Elçisini muhatap alarak, “Sizi ülkemizde tutmaya mecbur değiliz, işinize bakın!”

Yargıya,

“Kendi içinizdeki kirlileri temizleyin, sizler de öyle tertemiz, pırlanta değilsiniz, biz de sizin açıklarınızı biliyoruz!”

Cemaate,

“Dindarım diyeceksin, hem de iftira atacaksın, ininize inip didik didik edeceğiz!”

Polise,

“Yok öyle, Yürütmenin evini basacaksın, koltuğa elinde tespihle yan gelip oturarak, poz verip lahmacun ısmarlayacaksın, bunun hesabını sorarız arkadaş!”

İş alemine,

TUSİAT’ı kast ederek, ”Şimdi sizler de bazı kirli ittifaklar içine giriyorsunuz, ne yaparsanız yapın dürüst çalışmazsanız bizi karşınızda bulursunuz!”

Muhalefete,

“Asıl çeteler sizde, Rahşan affıyla kurtulduğunu ne çabuk unuttun!”

İster “ayar çekiyor” deyin, ister “tehdit ediyor” deyin, ister “tavsiyelerde bulunuyor” deyin.

Usta’nın ayar ölçüleri bunlar.

Hoş mu?

Değil!

                                                                                       ****

 

Adı “Cumhuriyet Tarihinin En Büyük Yolsuzluk ve Rüşvet Operasyonu” konulan dosya sonrası çileden çıkmış bir hal.

Deliller, dinleme kayıtları ve verilen ifadeler ortada.

Polis soruşturması, savcı iddianameleri ve tutuklamalar gözlerimizin önünde.

24 kişi tutuklanmış 50 nin üzerinde kişi serbest ama mahkemeleri devam etmekte.

Artık Hukuki safha başlamış.

Susması , sessizce takip etmesi gerekli,

Ama o ne yapıyor?

Yargıya ayar veriyor!

Soruşturmalar hazırlanmış,

Polisi sürüyor, atıyor, görev değiştiriyor, tehdit ediyor!

İddianameleri yazacak Savcıya ayar peşinde,

Adalet Bakanının başsavcıya gönderiyor,

Kapalı kapılar ardında konuşması için,

Ne konuşuldu?

Bilen yok!

Ama kürsülerden sağlam ayar var,

“İçinizdeki kirlileri temizleyin, biz de sizin açıklarınızı biliyoruz!”

“Kirli” dedikleri düne kadar, “Ergenekon, Balyoz, Oda TV ” gibi bir döneme adını veren önemli davalarda sahte delillerle, yalancı gizli tanıklarla, savunma hakları kısıtlanarak  yüzlerde kişiyi ağır hapis cezalarına uğratan zamanın temiz (!) hukuk adamları.

Dün AK Paklardı, işleri bitti, bugün konu kendine gelince kirli oldular demek!

Dahası, bir de “Biz de sizin açıklarınızı biliyoruz!” cümlesi var.

Yani , biz de açık , yamuk çok ama sizde de var!

Düne kadar kanka olduğu Cemaati bugün düşman görüyor,

Açıkça, “Bana bu tuzağı sen kurdun, bu haltı sen yedin” diyemiyor ama,

Dün “Ne istediniz de vermedik, ne istediniz de yapmadık” diyerek sahip çıktığı cemaate, bugün

“Devlet içinde devlet oldunuz, çeteler kurdunuz, bir de dindar olacaksın, ininize ineceğiz ininize!” diyerek nefret kusuyor.

İçinde Bakanlar ve Çocuklarının adlarının geçtiği, tutuklandıkları delillerin , iddianamelerin asrın “yolsuzluk ve rüşvet ağı” şeklinde nitelendirdiği operasyon için “Dış Mihraklar” diyerek Amerika’ya da fatura çıkarıyor ve ABD Elçisi de, “Gerekirse kovarız” anlamında nasibini alıyor.

TUSİAD’ a da ayar var.

TUSİAD başkanı, “Hukuk alanının ve Adaleti etkiler yaptırımlar içinde olmayın” dediği için “Kirli ittifaklara girerseniz bertaraf olursunuz” mealinde ince bir tehdit geçiyor.

Bununla da yetinmiyor, basının Emniyete girmesini engelleyerek 50 yıllık basın odasını kapatıyor.

Açık ifadesiyle aleni  sansür.

Bu ikilemli , bu gel-git’li, bu şaşkın ördek kıçtan dalar misali tavırlar sağlıklı bir yapı değil.

 

                                                                                    ****

Sanki onca olan biten, onca yolsuzluk, rüşvet, kara para aklama, usulsüz transferler olmamış.

Şu an iddianame safhasında olsa da böylesi ciddi iddialar  ve ifadeler sonrasında  tutuklamalar da varken,

Usta’nın o tarakta bezi yok!

“Bize tuzaklar kurdular, Kumpaslar altındayız, üzerimizde tezgahlar kuruyorlar, seçim öncesi partimizi itibarsızlaştırmak istiyorlar, iktidardan düşürmek istiyorlar, devlet içinde paralel devlet kurmuşlar,  devlet içinde çeteler oluşmuş” diyerek mağduru oynamakta!

Yani pir-ü pak!

Hiç itirazım yok , henüz iddia safhasında olan suçlamalar için bunların hepsini söyleyebilir.

Ancaaaak!

Bunları söylemeden önce,

Adı geçen Üç bakanının istifalarını isteyip, hukuk karşısında boynumuz kıldan incedir diyebilseydi.

Polis teşkilatını görevlerini yapmadılar gerekçesiyle suçlayarak, dağıtarak tüm delil ve bilgileri kendi kadrolarına vermeseydi,

Kolluk kuvvetlerine olası soruşturmalar için “amirlerine bilgi vermek” zorunluluğu getirmeseydi,

İstanbul Emniyet Amirliği için seçtiği kişiyi uçağıyla getirip makamına oturtmasaydı,

Adalet bakanının kapalı kapılar ardında soruşturmayı yürütmekte olan başsavcı ile görüştürmeseydi,

Basına Emniyet müdürlüğünü kapatarak sansür uygulamasaydı,

Polis de, savcıda, hakimde, zabıt katibi de, mübaşir de, avukat da, infaz memuru da kendisi olmasaydı,

Söylediklerinin hepsinin benim için bir anlamı olabilirdi.

İnsan davranışları hakkında küçücük bilgisi olan birisi  bu tavırlardaki kişinin tamamen suçluluk psikolojisi içinde hareket ettiğini kolayca anlayabilir.

Bu psikolojideki birisinin Yürütmenin başı olarak Yargıyı ve Yasamayı baskı altına alma çabalı ayar verir cümleler kuruyorsa dosyanın hukuki safhası için ciddi endişeler duyarım.

Hukuk ve adalet arayanlar Usta’nın peşin suçlu psikolojisindeki bu durumunu da değerlendirerek bir karara varabilirlerse sanırım gerçek adalete kolayca ulaşabilirler.