NE GÜNDEM AMA!

04 Oca 2014

Gazeteleri okurken notlar alıyorum,

Okumalarım bitince, önümdeki notlara bakıyorum.

Silah ve mühimmat taşıdığı iddia edilen Tır MİT güdümünde olduğundan kontrol edilemedi”

“TSK  kumpas gerekçesiyle suç duyurusunda bulundu”

“Paralel Devlet – İktidar kavgası büyüyor”

“HSYK’na Neşter”

“Yargıtay İmamını Soruşturuyor”

“İhracat hedefi yakalanamadı”

“RTÜK aşk içermeyen öpüşmeyi seks içerikli bularak ceza kesti”

“Yüksek vergiler ve vergide adaletsizlik çıldırtıyor”

“ TC – RZA Yolcuları – “Umre Yolcusu Kalmasın” “ 

Aynı gün içinde bu kadar bol gündem,

Yazar takımı için “hangisini yazayım” telaşı yaratacak kadar bol malzeme sağlasa da,

Ülke için hoş olmayan , utandıran, can sıkan haberleri oluşturmakta.

O kadar ki!

“Cumhuriyet tarihinin en büyük yolsuzluk ve rüşvet dosyası”

“İktidar – Cemaat kavgası”

“Hukuk üzerindeki siyasi müdahale” gibi haberler dahi  ikinci haber niteliğinde.

Gelin TIR’dan başlayalım, yerimiz bittiğinde kalanları yarına bırakalım.

 

                                                                                         ****

 

TIR , PIIIIR !

 

Kırıkhan  savcısı bir ihbar alıyor,

“İçinde silah ve mühimmat olduğu sanılan bir TIR Suriye’ye geçmek üzere, durdurup arayın”

Kırıkhan savcısı polis ve Jandarma eşliğinde TIR’ı durdurarak aramak istiyor.

Gelin görün ki, TIR’a eskortluk yapan ve MİT’den olduklarını söyleyen kişiler, TIR’daki yükün devlet sırrı olduğunu ve MİT’in korumasında olan bir aracı arama yapamayacaklarını söyleyerek Polisi ve Jandarmayı engelliyorlar.

Kırıkhan savcısı ve Jandarma TIR ve MİT görevlisi olan kişileri bir park da bekletiyor ve bir tutanak tutuluyor.

Devreye Hatay valisi girerek, TIR’ı ve MİT görevlilerini ve kamyonun aranmadan bırakılmasını emreden bir yazıyı Kırıkhan Kaymakamlığına ve Jandarma komutanlığına yazıyor.

Konu Terörle Mücadele konusuna girdiğinden Adana savcısına intikal ettiriliyor.

Adana savcısı, “Bırakmayın , bekletin geliyorum” diyor.

Bu arada Jandarma komutanı validen aldığı emri yerine getirerek Tır ve MİT personelini serbest bırakıyor, kamyonu durduran Polis görevden alınıyor ve TIR esrarengiz yüküyle beraber Reyhanlıya doğru gidiyor.

Adana savcısı ve Kırıkhan savcısı ellerinde mahkeme kararıyla olay yerinde kalakalıyorlar.

Basın konuyu çiçeği burnunda İç İşleri Bakanına soruyor,

Cevap, “O Tır da Türkmenlere giden yardım malzemesi vardı , herkes işine bilsin” diyor.

O zaman işimize bilelim ve soralım.

TIR da Türkmenlere  yardım malzemesi varsa, bu telaş nedendir, yardım  malzemesinin devlet sırrı ile alakası nedir?

Yardım malzemelerini Kızılay Kamyonları taşırken, kaydı kuydu olmayan TIR nedendir?

Yardım malzemesi ne zamandan beri MİT korumasında gidiyor?

Velev ki yardım malzemesi 2 Cumhuriyet Savcısının “Arayın “ emrine karşı çıkmanın gerekçesi nedir?

“Gerekçe Devlet sırrı” adı altında gizlenerek TIR’da arama yaptırılmıyorsa, TIR üzerindeki şaibeler ve şüpheler  kamu oyunda nasıl yorumlanacaktır?

Demokratik bir ülkede mahkeme kararına rağmen devlet kurumlarının karşı karşıya getirilerek birbirlerinin görev alanlarına müdahalesi nasıl izah edilebilir?

TIR’ın yol güzergahı, son varış noktası neresidir?

TIR’daki yüke İHH adının karışmasını nasıl izah edeceksiniz?

TIR’da ki esrarengiz yükün Muhalif denilen çetelere ve El Kaide olarak bilinen terör örgütlerine gönderilmediğinin garantisi nedir?

Bu Yasama , Yürütme ve Yargının birbirine karşı olduğu bir olay değil midir?

Sorular, sorular , sorular!

Cevap,

“Herkes işini bilecek!”

Bu arada, “TIR , PIIIIRR !”

“Bilinecek İş” den kasıt bu herhalde…

Derkeeen!

Birleşmiş Milletler İnsani Yardım Komisyonu bir son dakika açıklaması yapıyor.

“Her türlü insani yardım taşıyan kamyonlar ilgili ülkelerin gümrüklerinde, gerekirse polis tarafından yolda durdurularak kontrol edilirler”

Eee bu da, “İşini bilenlerin açıklaması!”

 

                                                                                            ****

 

TSK YENİ UYANDI !

 

5 – 6 yıl süren Ergenekon , Balyoz ve benzeri davalar,

TSK mensuplarının “Darbeci ve terör örgütü kurmakla” suçlanarak tutuklanmaları,

Davalar , davalar ve uzun süren mahkumiyetler.

Bu sürede “Tık”ı çıkmayan TSK.

Mahkumiyet kararları ardından “Geçmiş olsun” diyen bir TSK.

Mahkeme süresince, gerek şahitleri gerek suçlananlar, gerek suçlananların avukatları, gerek yazar çizer taifesi,

Davalardaki delillerin uydurma, şahitlerin yalancı olduklarını defalarca gündeme getirmelerine, belgeler sunmalarına rağmen mahkemenin dikkate almadığı ve bunlar olurken, mensuplarına sahip çıkmak bir yana “Dava süresince konuşmamız doğru olmaz” diyen bir TSK.

O TSK’ki,  Usta’nın siyasi başdanışmanı ve AKP Ankara milletvekili Yalçın Akdoğan Star gazetesinde cemaati kast ederek “Milli Ordu üzerinde kumpas kurdular” şeklinde yazması sonrası harekete geçmiş ve Ergenekon ve Balyoz davalarını soruşturanlar ve karar veren Hakimler hakkında sahte deliller üretildi ve onlar göz yumdular gerekçesiyle  “suç duyurusunda” bulunmuş!

Günaydııııın TSK , günaydııın sayın Özel !

 

                                                                                    ****

 

HSYK‘na NEŞTER !

 

Gazete manşeti böyle.

İktidar 2010 yılında gerçekleştirdiği Referandumla, Danıştay ve HSYK na kendi görüşü doğrultusunda ayar çekmişti.

Referandumun yüzde 57.9 oranla kabulü sonrasında da,

Bu kurumlar hükümet tarafından yeniden kadrolanmıştı.

Bunun yanlış olduğunu milyonlar söyleseler de sonuç buydu.

Aradan 3 yıl geçti.

“Cumhuriyet Tarihinin En Büyük Yolsuzluk ve Rüşvet Skandalı” gündeme düşüp, bu skandala bazı bakanlar ve oğullarının da adları karışınca iktidar savunma refleksi olarak tüm polis kadrolarını dağıtmıştı.

Bu gelişme sonrasında HSYK devreye girip İktidarın davranışının yanlış olduğunu karara bağlayınca, ardından Danıştay da “Yürütmeyi durdurma “ kararı verince her iki kurum da  kaka oldu.

İktidar, “Demek ki yanlış yapmışız, bu kurumları külliyen dağıtacağız” demekte sakınca görmedi.

Anayasamız “Türkiye Cumhuriyeti bir Hukuk devletidir” derken,

Hukuk mevcut iktidarın canının istediği şekle göre ayar ediliyorsa,

Hangi anayasadan, hangi demokrasiden , hangi  hukuktan bahsediyoruz?

Bahsedilen, “ Siyasi ve Kişiye Özel Hukuk” olabilir mi?