MALI GÖTÜRMEK !

20 Ara 2013

Üç ayaklı bir operasyon.

Altın kaçakçılığı, hayali ihracat ve usulsüz para transferleri ayağı,

TOKİ ve usulsüz arazilerin imara açılması ayağı,

Vee,

Belediye eski eser kaçakçılığı ve usulsüz imar izni ayağı.

Tamamına verilen isim,

“Cumhuriyet tarihinin en büyük yolsuzluğu!

Ortak paydaları,

Rüşvet!

Hem de ne rüşvet!

200 milyon lirayı aşan meblağlar,

Çok sayıda kasalar ve çok sayıda para sayma makineleri gerektirecek kadar!

Aramalar sırasında bir gün içinde evlerden toplanan para 17 milyon lira,

İlaveten 87 milyar Euro İran’a ait emanet para.

Bavullar dolusu,

Ayakkabı kutularında zulalı,

Milyon dolarlar ve Türk liraları desteleri.

İsmi geçenler,

4 bakan ve 3 bakan çocuğu.

Bazı iş adamları.

Ve bir Belediye Başkanı.

 

                                                                                        ****

 

Hükümet , dün gizli ortağı gibi gördüğü örgütle,

Bugün papaz.

Köprüler atılmış,

Sabahın köründe evler basılmış,

Göz altılar yapılmış,

Görüntüler, haberler medyaya servis edilmiş,

Ülke genelinde Kırk’ın üzerinde Emniyet Müdürleri ve şube müdürlerinin görev yerleri değiştirilmiş,

Suçları, “görevi kötüye kullanmak” şeklinde açıklanmış!

Yani, “Zamanında bizi uyarmazsın haa!” diyeti.

Haklarında soruşturma açılması ise an meselesi.

Dosya operasyonu başlatan savcıdan alınmış Baş savcıya verilmiş.

Savcı ekibine, talep yokken , 2 yeni savcı daha atanmış!

Gerekçesi “işleri kolaylaştırmak” denilse de,

Başka bir neden de düşünür müsünüz?

Polis kadroları alt, üst edilmiş.

Böyle bir tabloda,

Ağır iddialara hukuk adalet sağlayacak!

Önceki benzer davaları ve akıbetlerini hatırlarsanız,

“Adalet gerçekten yerini bulacak mı?” sorusu hep beyninizi kurcalayacak,

Verilen kararlara şüpheyle yaklaşılacak.

 

                                                                                              ****

 

“Devlet içinde devlet’ten” bahsediliyor,

“Devlet içinde çeteler oluşmuş” deniliyor,

“Sinsi tezgah – Kumpasta sınır yok ” şeklinde manşetler atılıyor.

“Kimdir bunlar?” diye soruyorsunuz,

Sokaktaki çocuğun dahi bildiği adres konusunda,

Herkes, “Kem küm” ediyor!

Kimse okyanus ötesinden dem vurmuyor.

Bu karmaşada bazı tanıdık cümlelere tanık oluyoruz.

Mesela,

“Masumiyet Karinesi korunmalı ” deniliyor,

5 senedir bu cümle kullanılırken sesleri çıkmayanlar bugünlerde bu cümleyi pek sık kullanıyorlar.

“Gel deseler gidecek olanları sabahın köründe baskınla topluyorlar” cümlesi de tanıdık.

Bu cümle de 5 yıldır kullanıldı, kendi ayaklarıyla savcıya gidenler savcıyı bulamayıp evlerine döndüklerinde ertesi sabah sabahın köründe ev baskınlarıyla göz altına alınmadılar mı?

“Bazı haber ve görüntüler sorumsuzca servis ediliyorlar”.

Bu cümle de hayli tanıdık.

Tanıdık ama dün soruşturmanın gizliliğinden dem vurmayanlar bugün “Soruşturmanın gizliliğiii!” naraları atıyorlar.

5 yıldır görülen davalarda aynı servisler yapıldığında “Haber alma özgürlüğü” denilirken bugün tepki neden?

“Hükümet itibarsızlaştırma çabaları bunlar” diyenler de var.

Dün aynı cümleyi TSK mensupları kullandığında, “Yaptıklarınızın hesabını vereceksiniz” cevabını verenlerin bugün “İtibarsızlaşma” ifadesini kullanmaları komik değil mi?

Endişe duyduğum nokta şu;

Dün Ergenekon, Balyoz ve benzeri davalarda bugün savundukları düşünce ve cümlelerin tamamen aksini söyleyenler bugün  kendileri dava konusu olduklarında çark etmiş durumda çifte standart gösteriyorlarsa, hem 5 yıldır gündemde olan davaların süreç ve sonuçlarından , hem de günümüz konusu yolsuzluk davasının süreç ve sonucundan şüpheye düşerim.

 

                                                                                         ****

 

Ortada hayli ciddi iddialar var.

Üç gündür takip edebildiğimiz kadarıyla da hem görsel, hem belgesel anlamda sağlam delillere bağlanmış iddialar bunlar.

Hedef hükümet ve dört bakanı.

Hükümetin,” Devlet içinde yerleşmiş çeteler var” türündeki savunması şaşkınca ve komik.

Şaşkınca ve komik çünkü bu bir yönetim beceriksizliğinin itirafı.

“Uyuyor muydunuz?” diye soracağım ama, uyumadıklarını biliyorum.

Nereden biliyorum?

“Ne istediyseniz verdik, ne istediyseniz yaptık” diyen kim ise, ondan biliyorum.

Bir de, “Babamızın oğlu olsa dinlemeyiz” çıkışı var.

Eee zaten konu da babalar ve oğulları değil mi?

İddialara  göre oğullar malı bayağı götürmüşler ve babaları da işin içindeymişler!

3 gün oldu hala istifalar yoksa,

Demek ki, “dinlemeyiz” diyenler  pek ala dinliyorlar!

Öyle ya,

Bir taraftan “Dinlemeyiz!” denilirken,

Diğer taraftan, 43 Emniyet müdürü ve vali yardımcıları görevden alınıyorsa,

Dosyayı operasyonu yöneten savcıdan alıp Başsavcıya veriliyorsa,

Üstelik, soruşturmaya üst rütbeli İki yeni savcı atanıyorsa,

Bunlardan da kendini soyutlayıp “Valiler görevlerini yapıyorlar” deniliyorsa,

Yasama , Yargı ve Yürütme gibi üç erk görmezden geliniyorsa,

Sorulardan ve şaibelerden kurtulamaz, inandırıcılık kaybedilirken, konuya şüpheyle yaklaşanların  sayıları hayli  artar.

Böylece, dava süreci de inanılırlığını kaybeder.

 

                                                                                      ****

 

Şu ana kadar öne çıkan Altın kaçakçılığı , kara para aklama, usulsüz transferler ve büyük meblağlı rüşvetler, bakanlar ve çocuklarının isimlerinin geçtiği dosyalar.

Daha TOKİ var. Usulsüz İmar izinleri ve büyük müteahhitlerin adlarının karıştığı büyük rüşvetli konularını içeren iddia dosyaları var.

Arkasından, bir ilçe  Belediye Başkanının adının karıştığı usulsüz imar izni ve tabii yine rüşvet iddialarına ait dosyalar da var.

Hasılı , “Devlet Malı Deniz Yemeyen Domuz” isimli oyun 32 kısım tekmili birden sahnede.

Seyrediyoruz!