KUZU KUZU !

03 Oca 2014

Burhan Kuzu,

Anayasa Hukuku Profesörü,

AKP  İstanbul Milletvekili,

TBMM Anayasa Komisyonu Başkanı,

Bunlar bayağı kallavi unvanlar!

Parti sözcüsü değil ama,

Maşallah, sözcüden geri değil.

Üniversite kürsüsündeki konuşmasında,

“Parlamenter model kokuşmuş bir İngiliz sistemidir aslında, hiçbir faydası görülmemiştir, gittiği ülkelerde” deyince yumurtalı saldırıya uğramış ve korumaların açtığı şemsiyeler sayesinde darbe almaktan kurtulmuştu.

Anayasa görüşmeleri sırasında, Usta’sının başkanlığına karşı çıkanlara,

“Bakın şu Obama’nın ne kadar zavallı bir hali var. Elinden gelse ağlayacak, gözleri doluyor, parlamentoya söz geçiremiyor, parlamento üzerinden hiçbir etkisi yok, acıyorum bazen Obama’ya, onun için bizde güçlü bir başkanlık sistemi olmalı diyorum” şeklinde konuştuğu ve bu açıklamasının devamında “Parlamenter modelde, kuvvetler ayrılığı yoktur sadece ve sadece bir başbakan ve onunla çalışan bir hükümet vardır”  dediği gazete manşetlerinde yer almıştı.

Diyebilirsiniz ki,

Onca unvanı bünyesinde barındıran bu kişinin bu tür sözler sarf etmesi sonrasında önce bir eğitimci, sonra bir hukukçu olduğundan emin misiniz?

Elbette eminim ama hatırlatırım ,  bir de siyasetçi  kimliği var!

“İşin içinde siyasi kimlik girdiğinde diğer unvanların bir kenara konularak , tüm değer algılarının ve kan dolaşımlarının farklı çalıştığını tahmin etmek zor olmasa gerek !”

 

                                                                                         ****

 

İşte o Burhan Kuzu,

2 gün önce “Başbakan Erdoğan’a 2 bin kişilik istihbarat raporu sunulduğunu” açıkladı.

Kuzu, “Raporda devlet içindeki paralel yapının tüm detaylarıyla yer aldığı, 2 bin rütbeli emniyetçinin, akademisyenin, bürokrat, hakim, savcı, basın mensubunun ve iş adamların olduğu” bilgisini de verdi.

Açıklamasında, “HSYK açıkça yargıya dinamit koymuştur” derken “Eyy insanlıktan nasibini almamış vicdansızlar unutmayın hepimiz pilotuna (Erdoğan) saldırdığınız uçaktayız” şeklinde yazdı.

Tüm bu açıklamaları Tweet’lerle yapan Kuzu yazıştıklarıyla ilginç diyaloglara da girdi.

Gönderdiği tweetlere aldığı tepkilere “Vurun ulan vurun ben kolay ölmem – bu açıklamaları yaparken ne içtiğimi soruyorsunuz, siyah Rize çayı içiyorum, yazdıklarımdan belli olmuyor mu?” şeklinde cevaplar yazdı.

Kuzu’yu ilginç çıkışlarıyla tanıyoruz, Karadenizli heyecanı ve doğallığının da hep ön planda olduğunu biliyoruz.

Profesörlüğünü, hukukçuluğunu bir kenara koyarak siyasetçiliğine odaklanırsak, (ki öylesi daha doğru)

o zaman bu tür söylemlerin Prof. kimlikli bir eğitimci, hukukçuyla bağdaşır ifadeler  olmadığını siyasi kimlikli kişilikteki ifadelerle kuzu’nun kurt’laştığını görürüz!

 

                                                                                          ****

 

Kuzu’nun açıklamaları İktidar – cemaat ortaklığının bozulup kavganın başlamasıyla ortaya çıkan karşı saldırının ürünü.

Liderinin cemaate hitaben, “Ne istediniz de vermedik, ne istediniz de yapmadık” cümlesini önümüze koyalım.

Usta’nın siyasi başdanışmanı ve partisinin milletvekili olan  Yalçın Akdoğan’ın Star Gazetesindeki deşifre kıvamındaki “Kumpas” yazısını da hatırlarsak, Kuzu da bu açıklamaları destekler bir havaya girmiş diyebiliriz.

Öyle ya,

Cemaat olarak nitelendirdikleri yapı hakkında kısa sürede 2000 kişilik listenin detaylı bir şekilde ortaya konularak raporlamaları  “olur da bir gün gerekir” düşüncesiyle ortaklarını önceden fişlediklerini, takip ettiklerini ve ellerinin altında hazır tuttuklarını gösteriyor.  

Tuhaflık ise şurada,

İki ortak var. Ortak paydaları TC kurumlarını itibarsızlaştırmak, yok etmek üzerine kurulu.

Bir ayağı iktidarda, diğeri değil.

Değil ama diğeri dediğimiz ortak devlet içinde devlet, devlet içinde çete, ya da kendi ifadeleriyle “Paralel Devlet!” oluşturmuş.

12 yıllık iktidarı süresince bu oluşuma rıza göstermiş, hatta destek vermiş!

Taaa ki, kavga başlayıp köprüler atılıncaya kadar.

Kavga başlayınca da İktidar ayağının savunması çok komik ve çaresizce: ”Saflığımıza geldi , fark edemedik!”

Bu kadar masumlar yani!

Açıklamalarından anlaşılıyor ki, her iki ortak da birbirini takip etmiş, fişlemiş, her iki taraf da diğer tarafın ne halt ettiğinden haberdar, ama düşmanları ortak olduğundan birbirlerini idare eder haldeler.

Son 20 günlük gelişmeler, olaylar ve açıklamalar bunu fevkalade net bir şekilde ortaya koydu.

Ortaklığın, “Paralel Devlet” denilen ayağı çıkışını yaptı, arkasından iktidar kanadı olan “Cadı avını” başlattı.

 

                                                                                         ****

 

Kısaca öküz öldü ortaklık bozuldu.

Ama suç ortadan kalktı mı?

“Hukuken ve ahlaken hayır, suç ortada duruyor ve dahi suç üstüne suç işlenmeye devam ediliyor”

Bunlar yapılırken de iddia edilen suç unutturulmaya çalışılıyor, cemaat denilen yapı üzerine suçlamalar devam ediyor ve mağdura oynanıyor.

Usta’nın, “Ne istediniz de yapmadık, ne istediniz de vermedik “ açıklaması siyasi başdanışmanının Stardaki ihbar ve itiraf niteliğindeki yazısı, Kuzu’nun beş dakikada hazırlanan 2 bin kişilik raporu cemaati suçlama şekileri, hukuk düzenine müdahale “biz de bu suçun ortağız ” niteliğindedir.

Nitekim, bunu fark ettiklerinde hukukun, polisin ve diğer kurumların üzerlerine gitmeleri de bundandır.

Yani, “ortağımız alenen kumpas kurmuştur ve biz de 12 yıldır kumpas suçuna yardım ve yataklık ettik hukuka, polise müdahale ederek bu pisliğin içinden sıyrılmalıyız” çabası.

Suç ve itiraf bu kadar açık ve net iken, mağduru oynamak da işin komik yanıdır.

“Saflığımıza gelmiş, yanlış yapmışız” diyerek suç ortaklığından yırtmak o kadar kolay mı, bu açıklamayı yaptığınız millet o kadar saf mı?

Ortaya çıkan yolsuzluk ve rüşvet iddiaları, ardından savcı ve mahkeme kararına rağmen polisin görevini yapmasının engellenmesi ve sonrasında  gelen Yargı infazları, anayasal güvence olan Üç Erk’in tanınmaması,  hepsi bir panik,  hepsi bir kandırmaca ve mağdur edebiyatının ürünü.

Dahası, “Bilerek ve isteyerek suçluya yardım etmek suçundan yırtma çabasında gerekirse hukuk dahi tanımayız” tavrı!

Tüm bu olan bitenlerden daha acısı da ,

Bizlerinde bu rezillikleri kuzu kuzu  seyrediyor olmamızdır!