KUMPAS KURMAK !

26 Ara 2013

Kelime , tek başına kullanıldığında, “0.02 hassasiyetinde ölçebilen  sürgülü cetvel”,

Arkasına “kurmak” fiili takıldığında ise , “Gizli hileli bir düzen, bir tuzak, bir tezgah hazırlamak”

Konumuz ikinci anlamı.

Malum Bir haftadır, ” Yolsuzluklar, rüşvetler, dillendirmekte zorlandığımız milyon liralar, milyar dolarlar, görevlerden almalar, sürgüne göndermeler, yasaları değiştirmeler ve deliller karartıldığında gelen istifaları” konuşuyoruz.

Bu iddiaların aktörleri,

İktidar ve Cemaat denilen illegal yapı.

Son 11 yılın kankaları yani!

Önce Mavi Marmara gemisine İsrail baskınıyla ters düşmeleri,

Sonra MİT Müsteşarının ifadeye çağrılmasıyla ayrışmaları,

Ardından, Dershanelerle açığa çıkan bir rant  kavgası,

Vee,

İktidar , cemaat aşkının sonu!

 

                                                                                            ****

 

Adı , “Cumhuriyet tarihinin en büyük yolsuzluk ve rüşvet skandal”ında olan bitenleri bir haftadır hayretle seyrediyoruz.

Olan bitenlerin , vicdana, ahlaka, düzene , yasalara, uyan tek yanı yok!

Bir taraftan , yolsuzluk ve rüşvet skandalında delilleri karatmak için akla hayale gelmez çareler büyük bir fütursuzlukta 76 milyonun gözlerinin önünde tüm rezilliği ile oynanır davanın hukuk safhasını ciddi şaibeler altına sokarken,

Diğer taraftan 11 yıldır ortaklık kurmuş olan İktidar ve cemaat birbirlerine veryansın ediyorlar.

“İnlerine gireceğim, inlerine” çıkışına “beddualarla” karşılık gelince Usta’nın siyasi başdanışmanı ortaya çıktı ve köşe yazarlığı yaptığı Star gazetesinde öyle bir yazı kaleme aldı ki, yanında yolsuzluk ve rüşvet iddiaları nokta gibi kaldı.

Ne demiş  bu siyasi başdanışman ve dahi AKP Ankara Milletvekili Yalçın Akdoğan?

”Ellerinde Nur mu Var, Topuz mu?”  başlıklı köşe yazısında Cemaati kast eden köşe taşı cümlesi şu; “Kendi ülkesinin milli ordusuna, milli istihbaratına, milli bankasına, milletin gönlünde yer edinen sivil iktidarına karşı kumpas kuranların bu ülkenin hayrına bir iş yapmış olmayacağını çok iyi bilir. Amaca ulaşmak için her yolu mubah görenlerin nasıl hastalıklı anlayışlar ürettiğini çok iyi bilir”

Bu cümle çok vahim suçlar demetinin en açık itirafıdır!

 

                                                                                  ****

 

Lütfen Usta’nın siyasi başdanışmanı ve dahi partisinin Ankara Milletvekili olan Yalçın Akdoğan denilen bu kişinin bu uzun cümlesine odaklanalım.

Önce Usta’nın cemaate hitaben “ Ne istediniz de yapmadık , ne istediniz de vermedik” cümlesini bir önümüze koyalım.

Sonra da son 5 – 6 senedir başdanışmanın bu ihbar cümlesindeki içerik üzerine binlerce makale, onlarca kitap yazılıp, yüzlerce yürüyüş, gösteri yapılarak bu gerçeği anlatılmaya çalışanların düştükleri durumları hatırlayalım.

Bunları yazanlar , çizenler, yüksek sesle haykıranlar tutklanıp hapislere atılmadılar mı?

Atıldılar.

Ergenekon, Balyoz, gibi asker içerikli davalarda, Oda TV , Nedim Şener , Ahmet Şık ve Hanefi Avcı gibi davalarında savunmalarının  tamamında cemaat kökenli , kumpas içeren sahte deliller, yalancı şahitler, uyduruk senaryolar mahkemelere delil olarak sunulmadı mı?

Sunuldu.

Savcılar, hakimler suçlananların savunmalardaki bu kumpasları dikkate aldılar mı?

Almadılar.

Kumpas içerikli mahkemeler süresince günahsız insanlar hapislerde kahırlarından öldüler mi?

Öldüler,

Uzun süreler süren mahkemeler sonunda onca suçsuz insan müebbetlere, uzun yıllar cezalarla mahkum edildi mi?

Edildi.

Milli ordumuz üzerlerine atılan bu mesnetsiz suçlarla malum tabir kumpasla tasfiye edildi mi?

Edildi!

Bu kirli oyunların oynandığı, kumpasların kurulduğu süreçte iktidarda kim vardı?

AKP yani  o köşe yazısının sahibi Usta’nın siyasi başdanışmanı olan kişinin partisi.

Madem bunlar biliniyordu,

Madem devlet içinde çeteler, devlet ya da paralel devlet kurulmasına göz yumulmuştu,

Madem bu cemaat denilen yapı ülkesinin milli ordusuna, mili istihbaratına ,milli bankasına ve milletin gönlünde yer eden sivil iktidarına zarar veriyordu,

Siz neredeydiniz arkadaş?

5 - 6 yıl sus, bugün saldırdığın yapıya o sürede kol kanat ger, devlet içinde devlet olmasına , çeteleşmesine izin ver, ne istediniz de yapmadık, ne istediniz de vermedik diyerek itirafta bulun,

Öküz ölüp ortaklık bozulunca, pisliklerini açıkla, çık ortaya gammazla.

Pardon “ Pisliklerini açıkla” ifadem çok yanlış oldu!

“PİSLİKLERİNİZİ AÇIKLA !” olacaktı.

 

                                                                                     ****

Madem onlar çeteydi?

Yaptıklarının vatan hainliğine eş bir tavır olduğunu bile bile onlara kol kanat geren kimdi?

Peki , onlar çeteydi de yaptıklarına göz yuman  sizler neydiniz?

Madem , onlar vatan hainiydi ?

Siz neydiniz?

Madem , onlar milli orduya, milli istihbarata, milli  değerlere kumpas kurarak zarar verdiler,

Siz o kumpasın neresindeydiniz?

Onlar amaca ulaşmak için her yolu mubah görürlerken,

Sizler, “beraber yürüdük bu yollarda” türküsünü üfürmüyor muydunuz?

Hiç boşuna kıvırtmayın!

Bugün gammazlayarak suçladığınız o illegal yapıyla, o suç örgütüyle suç ortağısınız, suç ortağı!

Hatta, “suç örgütüne bilerek yardım ve yataklık ettiğinizden suçunuz daha da ağır!”

Usta’nın siyasi baş danışmanı ve partisinin Ankara milletvekili olan Yalçın Akdoğan yazdığı köşe yazısı tüm bunların kabul ve itiraf edilmiş halidir.

Usta’sı da yalanlamayarak, teyit etmiştir!

Eeyy cesur Cumhuriyet savcıları!

Eeyy cesur hukuk adamları!

Sizlerden kıyıda köşede bir yerlerde birkaç tane kalmış olmalı,

Nerelerdesiniz?

Ergenekon, Balyoz, gibi davalar bu itiraflardan sonra tekrar görülmelidir.

Cumhuriyet tarihinin en büyük yolsuzluğu, rüşvet skandalı elbette büyük bir ayıptır ama o köşe yazısındaki  itiraf ve içeriği Cumhuriyet rejiminin temeli konulmuş bir dinamittir.

Ve ne yazık ki, o dinamiti koyanlar ve  suç ortakları bu itiraflarına rağmen hala yönetimdedirler.

İşte  önümüzdeki seçimler bu nedenle çok çok  önemlidir.

Önce oyunuzu akıllı kullanın, sonra da hesap sorun!