KUMALIK VE TAŞIYICI ANNELİK

24 Nis 2017

İstanbul Kumburgaz Üniversitesi Medeni Hukuk öğretim üyesi Profesör  Dr. Şükran Şıpka bir konuşmasında “Kuma adı verilen ikinci kadın olgusunun Türk tipi taşıyıcı annelik olduğunu” söylemiş.

Bu haberi ilk duyduğumda “Yine bir kendini bilmez kör inanışın mahsulü bir abuk söylem” deyip geçtim.

Hatta biraz araştırıp cümleyi kuranın bir profesör hem de kadın bir medeni hukuk profesörü olduğunu öğrendiğimde şaşıp kaldım.

“Kuma’lık ve taşıyıcı annelik ne alaka” demeden edemedim.

Birbirleriyle alakası olmayan bu iki konunun bir hanım profesörünün üstelik medeni hukuk öğretim üyesi bir hanımın ürünü olduğuna inanmakta zorlandım..

Ammaaaa!

Profesör Dr. Şükran Şıpka’nın söylediklerini  tüm detaylarıyla okuyunca fevkalade hassas ve bir o kadar da gerekli bir konuya değindiğini fark ettim.

Sadece sayın hocanın yanıldığı bir nokta vardı.

Toplumda yanlış anlaşılacağı ve basınımızın konuya nasıl yaklaşacağı.

Tabii güzide (!) basımız hocanın onca söylediği güzel şeyler demeti içinden sadece “Kumalık taşıyıcı anneliktir” cümleciğini seçip manşete atınca, konuyu detaylarıyla bilmeyenler “Vaaay yobaz” tepkisini vermekte gecikmediler.

Nitekim sosyal medyada hoca adeta recmedildi!

*

Gelin biraz Şükran Şıpka hocanın söylediklerine kulak verelim.

Türkiye’de sosyal bir olgu var. Çocuğu olmayan kadın toplumdan dışlanıyor. Kuma olarak adlandırılan ikinci kadın bana göre  bir tür taşıyıcı annedir. Kuma’nın doğurduğu  çocuğun annesi olarak nüfusa  resmi nikahlı kadının adı kaydediliyor. Bu nedenle bazı yasa dışı yollar denenerek bazı çözüm yolları aranıyor. Kuma getirmek. Yurt dışına giderek taşıyıcı anne marifetiyle çocuk sahibi olmak gibi legal olmayan yollar deneniyor. Bu nedenle taşıyıcı annelik serbest bırakılmalı” diyor.

Buraya kadar yorum getirmeye çalışalım devam ederiz.

Evet bu konu bir sosyal olgu. Dahası çok ciddi bir sosyal problem.

Ve tabii Kuma getirmeyi çözüm gibi kullananlar ne kadar masumlar?

Kumalık sadece  çocuk sahibi olmak gibi bir masum amaç mı taşıyor yoksa erkek egemen toplumda çok eşliliği teşvik eden uçkurla ilgili çekici  bir yanı da var mı?

Ayrıca resmi nikahlı eşe imam nikahlı eş  getirerek resmi nikahlı eşin rızası dışı durumunda bir psikolojik problemlere gebe bir hal yaratmıyor mu?

Şerri düşüncenin ürünü kumalık medeni hukukla nasıl uyum sağlayabiliyor?

Ve dahi toplum “Taşıyıcı annelik” konusunda ne kadar bilinçli ki kumalığı bu konuda çözüm görsün?

Toplumda bilinen, görülen ve kabul edilen o’dur ki; “Kumalık” bir sosyal bozukluk, resmi nikaha inat şerri inanışla çok eşliliğe çanak açan bir durumdur. Kuma mahalle tabiriyle ahlaksızlık içeren bir betimleme olan “Kapatma” ifadesiyle tanımlanırken öyle bir kadına “Taşıyıcı anne statüsü vermek” hocam kusura bakmasın ama biraz tuhaf kaçmış.

*

Bakın Şükran Şıpka hocam daha neler söylüyor?

“Her ne kadar genel ve dini nedenlerle taşıyıcı annelik kabul edilmek istenmese de birçok ailenin buna mecbur kaldığı bir gerçektir. Hatta, yasaklanması bireyin  - ailenin çocuk sahibi olma konusunda  üreme haklarına aykırılık oluşturmaktadır. Bu toplumsal ihtiyaca hukuk bir çözüm bulmak zorundadır. Neden hukuk onları engelliyor ve Taşıyıcı anneliği kumalık gibi yasal olmayan yollara itiyor”

Şükran  Şıpka hocam özetle diyor ki; “Bu önemli konuyu Kuma ile değil hukuk ile çözmek zorundayız!”

Ağzınıza, beyninize ve cesaretiniz sağlık sayın hocam. Böylesi hassas konuda toplumu aydınlatmaya çalışmanız takdire değer.

*

Gelin görün ki toplum bu tür konuyu tartışmaya ne kadar hazır?

Ve bakın medyamız konuyu alıp nereye getirdi. Sosyal medya nasıl infaza kalktı?

Söylediğiniz onca güzel şeyler içinden bir cümleciğinizi cımbızla çekip ”Kumalık  bir tür taşıyıcı anneliktir” manşetini atınca yobaz takımı sizi alkışladı, aydın geçinenler ise size saldırdı.

Konu çok hassas bir konu ve korkarım toplum daha bu tür konuların açıkça tartışılmasına hazır değil. Her iki şekilde de kadının mağdur edildiği bir ortak payda var.

Resmi nikahlı kadına imam nikahı ile kuma getirmek!

Ne resmi nikahlı kadını ne de dini nikahla kandırılan ve kuma denilen kadını memnun eder tuhaf bir durum var bu ilişkide.

Söyleminizden “Çok eşlilik teşvik ediliyor” anlamı çıkarılırken, “Aman bakın önümüz açıldı hemen kuma alalım” diyen azgın, sapık örümcek beyinler de çıkacaktır.

O örümcek beyinliler “Çocuk gelinler” gerçeğini daha da içinden çıkılmaz hale getireceklerdir.

Hatta mecliste bu konuda kanun teklifi verecek kadar fırsatçı siyasiler sırada beklemektedirler.

*

Aslında mesele basit.

Çocuğu olmayan anne yerine tüp bebek yöntemiyle çocuk dünyaya getiren ve doğurduğu çocuğu yumurtasının eşiyle döllendiği kadına veren kadına taşıyıcı anne deniliyor.

Yani,  

Yumurta anneden, sperm babadan. Tüpte döllendirme tıp ilminden. Rahimde büyütme ve doğurma taşıyıcı anneden.

Kadın rahmi sağlık nedeniyle döllenme ve bebek büyütmeye müsait olmayabilir. Düşük tehlikesi mevcuttur . İntertilite (Gebe kalamama) sorunu vardır . Kısırlık veya sperm sayısındaki azlık görülebilir.

İşte bu tür şartlar taşıyıcı anneliği gündeme getirebilir.

Halk arasında bu konu “Tüp bebek” tanımıyla biliniyor olduğunu farz etsem de hala bebeğin tüpte olduğunu ,orada büyüyüp geliştiğini  sananlar olduğunu düşünmeden edemiyorum.

Ama onlara “Kumalık nedir?” diye sorsanız hemen ağızları kulaklarında salyaları akarak cevap vereceklerdir.

Neden ağızları kulaklarında cevap vereceklerdir acep?

İkinci eş konumundaki Kuma ile halvet olunabilir. Etrafa hava atılabilir. Erkek olduğunu kanıtlayabilir. Bir zenginlik ifadesi olarak şov yapılabilir. Bu değerleriyle toplumda statü kazanabilir.

Bunları taşıyıcı anneyle yapabilir mi?

Asla!

Ama fakat lakin,

Kuma hamile kaldığında çocuk resmi nikahlı eş üzerine yapılabilir. “Boş ol” dendiğinde evinden uzaklaşmak zorunda kalabilir. Çocuğunu göremez ve muhtaç durumda kalabilir. Kocası olacak hayvan öldüğünde mirasından faydalanamaz. Ailesi onu reddedebilir. İtaat etmediğinde ise dövülebilir. Dahası ikili bu ilişkide resmi nikahlı da olsa dini nikahlı da olsa kadın cinayetleri okumuyor muyuz gazetelerde?

“Kumalık” ile “taşıyıcı annelik” arasındaki fark bu kadar nettir.

*

Konu hassas.

Toplumsal ve sosyal yanı var. Dini ve ahlaki ritüeli yoğun. Tıbbı safhası hayli karmaşık ve geniş bir alan. Miras hukuku , nüfus kaydı, soy sop gibi hukuki sorunları içinden çıkılmaz halde. Gerek yumurtasını veren ve gerekse taşıyıcı anne konumundaki kadın üzerinde devasa  psikolojik sorunlar yaratabilir.

İşte  Şükran  şıpka hocam böylesi bir konuyu gündeme taşımış.

Umarım, “Kuma kapmak için acilde bekleyen azgınlar” konuyu başka kulvarlara taşımazlar..