KRAL ÇIPLAK !

27 Ara 2013

Akşam, otobüs üstünde,

“Eller havaya!”

Sabah,

Gelsin istifalar!

İki istifa biat kurallarında,

Bir istifa,

“Kral çıplaaak!” modunda.

9 gün sonra gelen istifalar nafile birer çaba olsa da,

Çevre Bakanı Bayraktarın istifası konuşmaya değer.

Sürpriz bir şekilde, alenen isyan etti,

Usta tarafından önüne konulan “istifa ediniz ve beni rahatlatacak deklarasyon yayınlayınız” tarzındaki emre karşı çıktı.

Karşı çıkmakla kalmadı, postasını da koydu,

“Her şeyi sizin emrinizle yaptım, istifa söz konusuysa siz de istifa edin!”

Yani, “Kral Çıplaaaaak!”

Bir başka deyimle Usta’nın karizmasını çizdi.

Karizma çizilince , karşı intikam tarzını bir sürpriz açıklama ile ertesi gün Resmi Gazetede okuduk,

Resmi Gazetede yazılana  göre, “Bayraktar istifa etmemiş, görevden alınmıştı!”

 

 

                                                                                             ****

 

Tarzan zor durumda,

Bu yüz ifadesinden de vücut dilinden de ayan beyan ortada.

Yeni yolsuzluk iddiaları,

Havalarda uçan 100 milyar dolar gibi dilimizin zor döndüğü rakamlar,

Savcının yeni bir dosya için 30 kişinin ifade verme amaçlı getirilmesi emrini dinlemeyen bir Emniyet müdürü

Ardından o savcıların, “Soruşturmadan alındım, delillerin karartılmasına izin verilmiştir” açıklaması Yürütme, Yasama ve Yargı erklerinin yok olduğunun aleni göstergesi oldu.

En önemli belirtisi ise devleti devlet yapan Anayasanın ruhu olan  erkler arasındaki kavga.

Yürütme Yargıyı da yasamayı da kirli olmakla kumpas çevirmekle, suçluyor ve soruşturma yapmak isteyen Cumhuriyet Savcılarını engelliyor.Yargı ve polis kadroları talan ediliyor.

Üzerlerinde hakimiyet kurmaya çalışıyor ve şimdilik başarıyor da!

Bu talihsiz durum, devlet krizinin de ta kendisi.

Gelin görün ki, Usta’nın bu tarakta bezi yok,

O , “Hedef ben ve oğlum” demekte!

Yani, “hedef ben ve oğlum ise Roma’yı da yakarım!”

Velev ki öyle,

“Kendine, oğluna ve hukuka güveniyorsan, bir yanlışın, yamuğun yoksa ne tasa?”

Bırak araştırsınlar, bırak soruştursunlar,

Sonuca saygı duy,

İktidarında olduğun rejimin adı da demokrasi olsun!

Haa bunlara karşı çıkıyorsan,

Sıklıkla, “halkımız ne derse o” dediğin halk yürütmekte olduğun rejime bir ad bulur!

Önce, “Kral Çıplaaak!” diye bağırır,

Sonra, “Diktatööör!” demekte sakınca görmez.

Sandıkta gereğini yapar.

Yine de sen bilirsin!

 

                                                                                           ****

 

Usta geçen hafta sonu Samsun’daydı,

Onca hır , gür arasında bir mizansen ıskalandı,

Hatırlatayım.

Usta ve avenesi ve dahi yandaş basın Usta’nın Samsun’a gitmesini,

“Samsuna Çıktı!” şeklinde sundular.

Usta Samsun da kürsüye çıktı,

“İstiklal mücadelesini başlattığını” ilan etti!

Ardından Sivas ve Erzurum ziyaretleri bekledim, ama o kadarla sınırlı kaldı.

İki cümleyi birleştirelim,

“Samsuna çıktı , istiklal mücadelesini başlattı!”

Vay , vaay vaaay!

“Atatürk” diyemiyor,

Anıtkabire gidip saygısını sunmayı “Sap gibi durmakla” eş tutuyor ama!,

Taklitte sınır yok!

 

                                                                                                   ****

 

Dün akşam iş adamlarının ağırlıklı olduğu bir etkinliğe katıldım.

Gazetecilik dürtüsü ağır bastı tabii.

Daha önce,

“Ülkeyi önce iş adamları sattı” şeklinde yazdığımı bilen iş adamlarına olan biteni sordum.

İhtiyatlı davranıp,

“Hayırlısı” deyip yanımdan kaçan da oldu,

“Hoş değil dünyaya rezil olduk” diyen de oldu,

“İkilemdeyim , seviniyorum o gidecek, üzülüyorum ekonomi bu yükü kaldırmaz” diyen de vardı.

Usta iktidar olduğunda bir önceki güne kadar, kumardan, meyhanelerden, gece kulüplerinden çıkmayan, magazin sayfalarında her gece bir kadınla anılan ama o iktidara geldiği gün ofisinin duvarına seczade asıp, ilk haftası Umre’ye giden bir iş adamı vardı.

Ortamı koklamasıyla ünlü o iş adamı da oradaydı,

“Bu gün olanlara ne diyorsun?” dedim.

“Bu devlet krizidir, hala orada oturuyor, hala ortalığı karıştırıyor, istifaların arkası gelir” demez mi!

Gülerek,

“Kral çıplak yani” dedim.

Yüksek sesle,

“Çırılçıplaaak!” deyip içkisinden bir yudum aldı!

Ortamı koklamaktaki Ustalığını ve duruma göre şerbet vermesindeki becerisini hatırladım.

Bir anda duvarına astığı seczade geldi aklıma,

“Duruyor mu?” diye sordum,

“Yakında inecek!” dedi.

Bir bildiği olmalı,

Uzman o !