KISASA KISAS !

09 Ara 2016

Meclis Başkan Yardımcısı Ayşenur Bahçekapılı hanımefendi Almanya’ya gitmiş.

Kaldığı otelde çantasını çaldırmış.

Elçiliğimiz anında bir geçici pasaport tanzim ederek kendisine yardımcı olmuş.

Ayşenur hanım ülkeden çıkarken Pasaport polisi elindeki belgeleri yeterli bulmayıp kendisini bir saat alıkoymuş,

Ayşegül hanım alıkonduğunda  diğer göçmenlerle bir arada bekletilmesine incinmiş!

 Diplomat unvanı olan bir kişiye muamele bu olmamalıydı ama olmuş.

Elçiliğimiz bir görevliyle kapıya kadar  eşlik eder meseleyi anlatabilir  kendisine yardımcı olabilirdi, anlaşılıyor ki olamamış.

Mesele bu.

*

Alman polisinin vatandaşlarımıza yıllardır tavrı belli,

Hele hele son yıllardaki tavrı çekilir, kabul edilir gibi değil.

Diplomatik pasaportu olan birine dahi böyle davranıyorsa, sıradan vatandaşın düştüğü halleri düşünün..

Misal Vize çilesi.

Aşağılamanın, küçültmenin, inciltilmenin, hakaretin daniskası orada,

Ankara’da dert eden var mı?

Vize elinde Alman gümrüğü kapısında kuyruklarda çekilen çilenin, bitmez tükenmez sorularla bunaltılmanın, küstah tavırlarla sorulan sorular, sorular..

“Heeeyt bi durun” diyen var mı?

Ama iş Meclis Başkan Yardımcısına gelince “Bu küstah tavır ülkeme yapılmıştır, aynısıyla mukabele ederim” efelenmesi hazır.

Kısasa kısas!

“Yapılan ayıbın aynısını yapmak” düzeyli bir politika güden ülkeye yakışır mı?

Israr varsa efelenmek doruktaysa “Düzey” ifadesini konuşmak gerek..

*

Bu tür çıkış karşı tavır olur mu?

“Hayır”

Seçim önceleri “Milli İrade” diyerek yere göğe koymadıkları yıllardır benzer hakarete uğrar  aşağılanır, tartaklanır, incitilirken umurunda olmayacak, Meclis Başkan Yardımcısı biraz bekletildiğinde “Bu küstah tavır ülkeme yapılmıştır,  ben de aynısıyla mukabele ederim” diyerek  “kısasa kısas” uygulayacak..

Bu bağlamda Ankara Alman elçisi Bakanlığa çağrılarak Nota verilmiş.

Eyvah ki eyvah,  Ankara’ya gelecek ilk Alman Parlamenter yandı!

*

Bu noktada birkaç  sorum var.

Vatandaşlarımızın yıllardır Ayşegül hanımefendinin  önceki gün uğradıkları bu hakaret içeren incitici, aşağılayıcı , itibarsız ortamın müsebbipleri kaba Alman Pasaport polisi mi, yoksa ….?

Karşı karşıya kaldığımız bu utanç verici tavrın nedeni  kaba, incitici, barış , uzlaşma içermeyen yanlış dış politikamız olabilir mi?

Evet Ayşenur hanımın uğradığı davranış diğer vatandaşlarımızın uğradıkları davranışlar gibi kabul edilir değil. Ama bu tür karşı duruş “Ben de aynısını yapacağım, aynen karşılık vereceğim bu hakkım doğmuştur” diyerek dış politikada “Mütekabiliyet” (Karşılıklılık) esasını yanlış anlamak değil mi?

Dış alemde “İtibarsızlığımızın, yalnızlığımızın “nedeni dış politikada kabul görmez bu kabadayı dili değil mi?

Bu olumsuz  politikanın bir müsebbibi olmalı,

Usulen sorayım,

Kim , kim , kim ?

 

YEDEK  VEKİL

 

Hemen, “Asili ne’ki vekili ne olsun?” dediğinizi duyar gibiyim.

Hatta, “Milletin sırtında 550 yük varken bir o kadar daha yüke ne gerek?” diyenleri de duyuyorum.

Tabii bazı vekilleri tenzih ederek bu düşüncede olduğunuzu biliyorum.

İşin aslı şu değil mi? 

Adı üzerinde vekil.

Yani Asil vatandaş, vekil yedek!

O zaman yedeğe yedek ne mana?

*

“Devlet malı deniz ….” diyerek söz girsem,

Diyeceksiniz ki “O alemde deniz de olsa okyanus da olsa biter”

Hatta bitti.

Bakın yolsuzluklara, bakın ihalelere , bakın doların haline ve bakın hükumetteki panik haline.

*

Siyasi Partiler yasasına dokunulmadıkça,

Lider sultası yerinde kaldıkça,

“El kaldır, el indir” saçmalığı ortada durdukça,

Hedef hizmet değil, malı götürmek, ballı bir emeklilik kapmak olunca,

“Dokunulmazlık” zırhı cazip geldikçe,

Önlerine konulan yasa teklifiyle ilgili boş kağıda imza atmak utandırmadıkça,

Mevcutların asil olmaları beklenebilir mi?

*

Bu beklentide olanlar hangi kesim?

CHP değil. İtirazları var.

Adı AK olan ve onları dayanak olarak kullanan kesim..

Bırakın Millet asil,

Vekil ya da yedek onlar kalsın!