KİMİN YAŞAMINA KARIŞTIK?

14 Eyl 2013

Soru bu.

7/24 yandaş televizyonlarda aynı surat,

Kızgın , öfkeli, saldırgan ve günlerdir aynı yalan dolan!

Kendisine sorsan,

Mağdur,

Ezilmişlerin ezilmişi!

O mutat televizyon konuşmalarında  soruyor,

“Kimin yaşamına karıştık?”

Bu boş sorunun cevabını anında kendi veriyor.

“Yok içkiyi yasaklamışız, yasaklamayalım da şarıbül leyli ven Nehar (sarhoş) gezip kaza mı yapsınlar?”

Bu soru cümlesi ve cevabı aynı anda aynı ağızdan çıkıyor,

Veee, “evet yaşamınıza karışıyoruz” cevabı oluyor.

O farkında değil!

 

                                                                                 ****

 

Aynı ekranlarda yine aynı kişi.

“28 Şubat’ta sermaye , yazılı ve görsel medyanın katkısı yok muydu? Niye hala yargılanmıyorlar, merak ediyorum” diyerek pası atıyor.

“Benim savcım , benim hakimim” dediği hukukçu taifesinden cevap anında geliyor.

“Üzerinde çalışıyoruz”.

Bir avukat anında, Aydın Doğan, Koç Holding ve bazı medya çalışanları ve sendikacılar için suç duyurusunda bulunuyor.

Bu germe çalışması nedendir merak edenler olabilir.

Cevabım şu.

Dün , “Demokratikleşme Paketi” adı verilen çalışma dün açıklanacaktı.

Ama görünen lüzum üzerine , bazı yerlerden icazet alınması gerekince açıklama önümüzdeki Cuma gününe kaldı.

Suriye ve Mısır konusunda da çırak çıkınca,

Yeni bir gündem gerekti,

Yandaş medya kanalıyla 28 şubat servis edildi,

O’da gereğini yaptı.

 

                                                                                 ****

 

Gelin görün ki, sermaye dediği iş adamının gündemi başkaydı ve ustanın hiç hoşuna gitmeyecekti.

İSO’nun çiçeği burnundaki başkanı  Bahçıvan,

“Adeta kadın istihdamı caydırılmak isteniyor, kadın çalışan sayısı artmalı ancak düzenlemeler nedeniyle işveren eleman alırken kadın elemandan kaçıyor” deyiverdi.

Hani,  “usta buyur buradan yak” denilir ya aynen öyle  bir cümle.

Her dakika televizyonlarda  “Üç yetmez, Beeeş çocuk istiyorum, gençler evlensinler” diyerek kimsenin yaşam hakkına karışmayan (!)  ustaya sermayenin başından bomba gibi bir cevap geliverdi.

Birkaç gün önce sizlerle “Lisede evlilik” konusunu paylaşmış,

“Okumaları planlı bir şekilde engellenerek , gençlerin gelecekleri daha o yıllarda karartılıyor, sosyal yaşamları daraltılıyor, toplumdan dışlanmaları hızlanıyor, pedagojik yapıları, psikolojileri bozuluyor, potansiyel boşanmalara , kavgalara, cinayetlere çanak açılıyor” demiştim.

Tabii bir de iş hayatı var.

Onca çocuğu doğuran kadınlarımızın iş hayatlarının olması mümkün mü?

Şüphesiz değil.

Gelin görün ki , Engellenmiş eğitimleri , uzun doğum izinleri iş verenleri kadınlarımızdan uzak tutacak geçerli bir neden.

İşte İSO başkanı da buna itiraz ediyor.

Ediyor çünkü erkek , kadın eşitliğinin bozulması bir  yana işverenin özellikle kadınların yapacakları iş gücüne de ihtiyaçları var ve bu imkan siyasi iktidar tarafından sırf oy uğruna kaybediliyor.

 

                                                                                  ****

 

Ne demişti usta ?

“Kimin yaşamına karıştık?”

 

                                                                                  ****

 

Gelin yaşamlarına karışılmayan kadınlarımızın hallerine bakalım.

TÜİK verilerine göre , yurdumuzdaki son sayımın  37 milyon , 671 bin ,216’sı kadın, kız ve bebecik.

TBMM deki 550 milletvekilinin sadece 79’u kadın vekil.

26 Bakandan bir tanesi kadın.

Kadın Müsteşar ve bakan yardımcısı yok.

81 validen sadece bir tanesi kadın.

185 büyükelçimizin 21’i kadın.

103 Rektörden 5’İ kadın.

Kadın işsizlik oranı yüzde 13.7.

Çalışan 3 kadında 1’i sosyal güvencesiz çalışıyor.

Çalışan kadınların yüzde 58’i sigortasız.

Kadınlarımızın dünya işgücüne katılma sıralamaları 135 ülke içinde 125’nci.

Okuma yazma bilmeyenler arasında kadınların oranı yüzde 82.

Eşit işlerde erkeklere göre daha az maaş alıyorlar.

Son bir yılda 200’ü aşkın kadınımız cinayete kurban gitmiş.

 

                                                                                  ****

 

Demek ki, İleri demokrasilerde,

Bu kadar berbat karneye sahip kadınlarımızı kuluçka makinesi gibi görüp ,

Üç değil, Beş çocuk doğurmaları bekleniyor,

Sezaryen ve kürtaj hakları yasaklanır,

“Kadın dediğin örtünür” baskısı kurularak giyim kuşamlarına ayar verilmek istenirken,

“Kimin yaşam hakkına karışılıyor?”  diye sorulabiliyormuş!

Düşünebiliyor musunuz?

Ya bir de yaşam hakkına karışsaydı!