KATAR DEPREMİ

06 Haz 2017

2 milyon nüfuslu bir körfez ülkesi.

Emirlikle yönetilen, Arap Birliğine üye olan bir Müslüman ülke.

Kişi başı geliri satın alma paritesine göre 129.7 bin dolar olan,

Petrol , doğal  gaz ve yurt dışı fon  zengini,

Dünyanın en büyük sıvılaştırılmış doğal gaz ihracatçısı,

Ülkesindeki yatırımları 100 milyar dolar,

Dünyada yaptığı 335 milyar dolarlık yatırımlarıyla 14.cü,

Türkiye’de 19 milyar dolarlık yatırımı var,

2022 yılında Dünya Futbol şampiyonasına ev sahipliği yapacak bir küçük ülke.

*

İşte coğrafi konumda hayli küçük ama dolar bazında oldukça büyük bu Arap ülkesi bu günlerde diğer Arap ülkelerince “Terörist gruplara destek veriyor” gerekçesiyle dışlandı.

Başta Suudi Arabistan olmak üzere, Bahreyn, Birleşik Arap Emirlikleri, Mısır, Yemen  Libya ve  Maldivler Katar diplomatlarının 2 günde vatandaşlarını 12 gün de ülkelerini terk etmelerini isterlerken, kara , deniz sınırlarını kapattılar , hava sahasında uçuşlarını yasakladılar ve diplomatik ilişkilerini kestiler.

Ayrıca Arap yarımadasındaki DEAŞ’la mücadele koalisyonundan da çıkarıldı.

*

Ani gelen bu yaptırımdaki suçlama çok ağır.

Bu suçlama , DEAŞ, Müslüman Kardeşler , Al Kaide ve Yemendeki ayrılıkçı aşiretler gibi terörist gruplara hem parasal ve hem de silah desteği verdiği şeklinde.

Yani Katar da bir terörist ülke!

Bu iddia dünyanın bir çok ülkesinde önemli yatırımları olan Katarın  yatırım yaptığı ülkeleri de zor durumda bırakan bir iddia aynı zamanda.

*

Bu ülkelerden biri de bizim ülkemiz.

Katar’ın ülkemizde iletişimden, otomotive, digital ortamdan sanayiye kadar  farklı sektörlerde 19 milyar dolarlık yatırımı var. Ayrıca bekleyen, hazırlıkları tamamlanan ama henüz duyurulmayan daha çok sayıda yatırım girişimleri de var.

Bunlardan biri “Varlık Fonu”

Rivayet  o’ki Katar’a peşkeş çekilmek için bu  oluşuma gidildi.

Bu yatırımların yanı sıra Cumhurbaşkanı Erdoğan ile Katar Emiri arasında çok özel bir bağ var.

Oğul Bilal’in başında bulunduğu Vakfın  özel ilişkileri de ayrı bir konu.

Ayrıca,  zaman zaman açıklanan “Ülkemize giren ve kaynağı bilinmeyen milyar dolarların” Katar çıkışlı olduğu söylentileri yaygın.

Veee, Katar da askeri üssü bulunan nadir ülkelerden biri Türkiye.

*

Kısaca, bugün Arap kardeşleri tarafından “Terörist “yaftasıyla suçlanarak dışlanan Katar ile bu yakınlığımız başımızı ağrıtacak gibi.

Bu panikle C.Başkanı Erdoğan girişimde bulunarak ilk tahlilde Putin ile konuşmuş. Suudi Arap Kralını aramış. Şimdilik telefon trafiğinde giden bu çaba yakında ziyaretlere kadar varabilir.

Gelin görün ki, “Terörist gruplara parasal ve silah desteği veriyor” şeklinde suçlanan bir ülkeyi savunmak korkarım ki “aynı suçlamayla suçlanmak” gibi çok ciddi bir tehlikeyi de beraberinde getirecek bir durum  arz ediyor.

Bu alandaki karnemizin pek iyi olmadığı bir ortamda gösterilecek tek çaba “Katar’ı terör desteğinden çekilmesini sağlamak”

Bu çaba Katar’a karşı kurulan koalisyondan yana Taraf olmak anlamına gelir ki, Türkiye bunu pek göze alamaz. Ayrıca Katar bu suçlamayı şiddetle reddediyor.

Aksi hali ise  Katar’a karşı oluşturulan koalisyona karşı durmak onlara “Bu kararınızdan geri dönün” çağrısı yapmak bu kez Başta Suudi Arabistan olmak üzere diğer 6 ülkeyi de karşımıza almak olur ki bu da bir başka zor durum.

Hasılı Türkiye “Sakalla bıyık arasında kalmış durumda nereye tüküreceğini bilemez halde!”

*

Başka zorluklar da var.

Başta Suudi Arabistan olmak üzere diğer 6 ülkenin de o koalisyona katılıp Katar’a yaptırım uygulamaları dikkat edilirse Trump’ın Suudi Arabistan’ı ziyaretin hemen arkasından gelmesi manidar.

Suudi Arabistan’la hareket eden diğer 6 ülke ekonomik anlamda Suudi Arabistan ve Amerika’nın desteğine ihtiyaçları olan ülkeler.  

Erdoğan’ın bu bağlamda  o ülkeler üzerinde etkili olması şansı zor.

Ya Amerika?

Aramız Cumhuriyet tarihinde  hiç olmadığı kadar kötü. Körfez krizi konusunda Amerikan başkanı ve Erdoğan arasında bir görüşme olabileceğine ihtimali hayli uzak.

*

Devam edelim.

Körfezde bir de İran faktörü var.

Katar ile İran arasındaki ilişkiler son zamanlarda hayli ilerlemiş ve iki ülke aralarında çok yumuşak bir diyalog kurmuşlardı. Bu yakınlık Suudi Arabistan’ı ve Amerika’yı rahatsız etmekteydi.  İran’ın askeri gücü körfezde Amerikan donanmasını taciz eder bir durum yaratırken hemen yanı başında bir dost ülke Katarın olması İran’ın hayli işine gelen bir ortam oluşturuyor.

Tabii hem bu durum hem de nükleer konusunda İran’la araları zaten  bozuk olan Amerika Katar’a tepki veren diğer 7 ülkeden yana  ve belki de oyunun bir parçası.

Bu gelişme de Erdoğan’ın elini zayıflatan bir başka durum.

*

Erdoğan tarihi bir karar vermek zorunda,

Suudi Arabistan koalisyonundan yana mı olacak, ülkesine 19 milyar dolar yatırım yapmış daha da yapacak , hatta özel ilişkileri dorukta olan bir ülkeyi mi karşısına almalı?

Daha büyük tehlike “Teröre destek veren ülkeden mi yana olacak yoksa onunla savaşan ülkelerden yana mı?”

Öyle bir durum ki,

Her iki tarafı anlaştıracağım derken terörist damgası yemek de var!”

Dış politikadaki itibarımız ortada. Amerika ile limoni durumdayken, Rusya ile gel – git’li haldeyken , Almanya ile ipler ha koptu ha kopacakken, AB ile köprüler atılmışken, Irakta ve Suriye’de gırtlağımıza kadar boka batmışken, Ortadoğu koalisyonundan dışlanmışken “Müslümanın Müslümanı kırdığı” bir tuhaf savaşta taraf olmak ya da kenarda durmak!?

“To be or not to be” durumlarıdır..