IMF ve VATAN HAİNLİĞİ ..

12 Ara 2016

Derin ekonomist , ekonomi konusunda konuşurken “IMF ile anlaşma yapalım diyen vatan hainleri var” diyor,

Ayrıca, “IMF bizden 5 milyar dolar borç istiyor, verebilir misiniz ricasıyla…” diyor.

IMF nedir? gelin önce ona bakalım, sonra detaya gireriz.

*

Kısaca IMF. Uzunca “ International Monetary Fund” ( Uluslararası Para Fonu) olarak bilinir.

1947 yılında Amerika’da kurulmuştur.

Görevleri; Özetle; “Global para ve altın hareketlerini takip etmek, talep olduğunda krediler vermek , o kredileri yönetmek, ödemeler dengeleri konusunda önerilerde bulunmak” şeklinde tanımlanabilir.

Türkiye bu fona üyedir.

Her üye fona katkıda bulunur.

Bu katkılar kredi olarak ihtiyacı olan ülkelere gerekli görüldükçe verilir ve yönetilir.

*

Şimdi gelelim “Vatan hainliği” ithamına.

Türkiye 1961 den bu yana IMF ile tam 19 kez Stand-By anlaşması imzalamıştır.

19 anlaşmaların toplamı 49 milyar 557 milyon dolardır.

En küçük meblağlı anlaşma 1969 yılında imzalanan 9. Anlaşma olup kullanılan kredi miktarı 15 milyon dolardır.

En yüksek meblağlı anlaşma ise 18. Anlaşma olan ve 2002 yılında kullanılan 17 milyar 990 milyon dolarlık anlaşmadır. (2002 yılı Ak Partinin iktidar olduğu yıldır) Anlaşmayı 57. Hükumet yapmıştır ama tamamını AK Parti hükumeti kullanmıştır.

İkinci büyük meblağ 19. Anlaşma olan 2005 yılında 10 milyar Altmış milyon dolar olarak Ak Parti hükumetince imzalanmış ve kullanılmıştır.

AK Parti hükumetlerinin kullandıkları ve imzaladıkları  IMF Stand-By anlaşmaları toplamı 1961 yılından 2005 yılına kadar kullanılan kredilerin yüzde 56’sına denk gelmektedir.

*

Şimdi , “IMF ile anlaşma yapalım kredi alalım diyenler vatan hainidir” cümlesini hatırlayalım ve soralım.

“Son anlaşmaları kullanan ve  imza atan vatan hainleri kimlerdir?”

*

Ayrıca şartlar gerektiriyorsa, ödeme riskini yüklenebiliyorsanız, krediniz varsa elbette talep edebilirsiniz. Ekonomik krize düşmüş çok sayıda ülke böyle yapıyor.

Aksini düşünenler ve anlaşmayı “vatan hainliği” ile yorumlayanlar neden hala o fona üyeler?

Bir ekonomik  ihtiyacı, “Vatan Hainliği” düzeyine indirmek ve hala o fonun üyesi olmak, olsa olsa cehalet ve o cehaletin ürünü olan tribünlere oynamak değil de nedir?

*

Şimdi de gelelim, “IMF bizden borç istiyor, 5 milyar dolar verebilir misiniz soruyor?”  açıklamasına.

IMF yönetimi gerekli gördükçe üye ülkelerden fona katkıda bulunmalarını talep eder. Bu talebini de “Siz şu kadar verebilir misiniz?” şeklinde sorar.

Şimdi sıkı durun,

IMF’nin o talebi, “Bu bir borç talebi değil, üye ülkenin taahhüdüdür”

Durumunuz müsaitse verirsiniz değilse vermezsiniz.

Bu gerçeği “5 milyar dolar borç verebilir misiniz?” şeklinde çarpıtırsanız olmaz!  

*

İşte size yalansız, dolansız, şişirmesiz, süslemesiz, saptırmasız, kandırmacasız , atıp tutmasız, tribünlere oynamasız, su katılmamış sade, doğru  IMF gerçeği.

Artık yorum sizlerin.

*

(X) Bu bilgilerin kaynağı; “Kendime yazılar” bloğunun sahibi değerli hocam kıymetli ekonomist sayın Mahfi Eğilmez’dir.

Girin bloğuna,  IMF gerçeğini ve daha bir çok ekonomik gerçeği  güncel , doğru bir şekilde  kaynağından edinin.

 

İNOVASYON

 

TİM bugünlerde “İnovasyon” üzerine kafa patlatıyor.

Türkçemize son 10 yılda giren bu tanım hala yeterince anlaşılmış değil.

“Şimdi başımıza İcat çıkarma” yaygın cümlesine inat “İcat” şeklinde algılanıyor.

Hayır,

İnovasyon;  “Var olanın üzerinde değişiklikler, yenilemeler, tasarımlar yaparak daha ticari fayda sağlar hale getirmek” şeklinde algılansa daha doğru olur.

Örnek; Kahve cezvesi.

Ateş üzerinde kahve pişirmeye yarayan basit bir mutfak aleti.

Arçelik ne yaptı?

O basit cezveyi, yeni bir tasarımla elektrikli cezve haline getirip tüketicinin emrine sundu.

Cezve ve yenisi. Fiil aynı. Kahve pişiriyor. Aynı amaçta daha kolay ve  daha çok  ticari fayda sağlıyor.

*

Haydi bir örnek daha vereyim.

Bildiğimiz simit.

Düne kadar tahta tezgahlarda ve omuzu üzerindeki tablada taşınarak sınırlı miktarda satılıyordu. Bir girişimci aldı bildiğimiz simidi, dükkana soktu ve “Simit Saraylarını” kurdu. Ana öge simit ticari anlamda büyük kitlelere ulaştı ve yanında birçok maddeye de sinerji verdi.

*

Alın bir örnek daha;

Telefon.

İşi bilenler ne yaptılar?  Masa üzerindeki sabit telefonu alıp zaman içinde mobil hale getirerek cebimize soktular. Ana fiil neydi? Telefon ve konuşmak. Sonra kendilerini de aşarak o telefona her türlü iletişim işini yaptırmayı başararak ticari patlama yaptılar..

*

Gördüğünüz gibi işin içinde İcat yok. İcat edilmişi daha fayda sağlar hale getirmek var. Bunun içinde tasarım var. Yaratıcılık var.

TİM’in İnovasyon toplantısında konuşma yapan  büyük ekonomist ve üst akıl bakın ne diyor?

“Yaratmak Allaha Mahsustur”

Toplantının inovasyon , tasarım ve yaratma ruhu ile ne alaka?

Bünyesinde “Tasarım ve Yaratıcılık Kürsüleri” olan onca Üniversiteye  ne gerek?

*

Bu kadar örnekten sonra işi alıp Allah’a bağlayan kişiye şimdi ben ne diyeyim?

 

TERÖR

 

Önceki gece, 38  canımızı yaktı.

Üzerine söylenecek, yazılıp çizilecek çok şey var.

Ama bugün değil.

Hele acılar geçsin. Karanlık noktalar aydınlansın, elbette yazıp çizeceğiz.

Şehitlerimizin ruhları şad olsun..