“HEYT’LE , HÖYT’LE” DIŞ POLİTİKA OLMUYOR !

25 Eyl 2013

Dış Politika,

Sıklıkla  yurt dışına giden bir vatandaş, bir iş adamı olarak,

Hayli hassas olduğum bir konudur bu konu.

Bu nedenle  değinmeden geçemiyorum.

Geçemiyorum, zira bir ülkenin uluslararası alemdeki itibarı bu arenada şekilleniyor.

İstiyorum ki, “Türküm” dediğim zaman suratlar değişmesin, insanlar gülümsesin,  memnuniyetlerini ifade etsinler!

İstiyorum ki , Sporcumuzun, sanatçımızın, yazarımızın,  çizerimizin hatta , hatta siyasetçimizin adı geçtiğinde o memnuniyet, o gülümseme devam etsin.

Çok mu şey istiyorum?

Doğru  dış politika uygulamalarıyla,

Çok sayıda ülkede bu itibarı  görebildiğiniz gibi,

Yanlış politikayla da,

“Yalnız kalmak” gibi istenilemeyen bir durum da söz konusu oluyor.

Acemi politikacılar her ne kadar bu yalnızlığı,

“Değerli Yalnızlık” olarak süsleseler de,

Bu süsleme bir aczin  ifadesinden başka bir şey değildir.

“Dış politika bir uzlaşma sanatıdır “ diyen dış ticaret ustalarını, “Monşerler” diyerek aşağılayan çakma usta’nın bu konuda öğreneceği çok şey var.

 

                                                                                 ****

 

Bugünlerde dış siyasete örnek olacak gelişmeler duyuyor , okuyorsunuz.

İlk haber, Suriye konusunda Obama – Putin anlaşmasıydı.

Savaşa ramak kaldığı noktada, iki başkanın kurdukları diyalog sonrasında,

Esat’ın Kimyasal Silahlarını Rusya ya teslimi konusu tatlıya bağlandı.

O sırada St. Petersburg da olan Usta olan biteni günler sonra bizler gibi gazete haberlerinden öğrenmiş olması ülkemiz adına hoş olmayan bir dış politika ayıbıydı.

Zira,  St. Petersburg da olmasına rağmen bu konu kendisinden gizlenmişti.

Sebebi işe dış politikaya diyalogla , sabırla, uzlaşma mantığıyla değil,

“Heyt – Höyt” mantığında  yaklaşıyor olmasıydı.

Bunun adı, “Yalnızlık” değil ,

Daha da ağırı,  “Dışlanmaydı”,

 

                                                                                  ****

 

Birkaç gün önce başka bir gelişme oldu Dünya politikasında.

34 yıldır ilişkileri dondurulmuş olan ABD  ile İran flörte başladılar.

Son yıllarda İran’ın nükleer silah yapıyor olmasından endişe duyan ABD ve İsrail ikilisinin geliştirdikleri politika sonucu İran’a  ambargo konulmasına  kadar varmış ve İran ekonomik anlamda çökertilmek istenilmişti.

İlk sıralar Türkiye bu ambargonun dışında kalsa da sonuçta gizliden gizliye uymak zorunda kalmıştı.

Zaman zaman çatışma noktasına kadar varan bu politika İran’daki son seçimler sonrasında Modernist’lerin seçimi kazanmalarıyla yumuşamış, ABD de bu yumuşamaya kayıtsız kalmamıştı.

Hafta içinde  BM’de  Suriye görüşmelerinin yapıldığı sırada Obama ile İran’ın yeni Cumhurbaşkanı Ruhani’nin bir araya gelerek tokalaşmaları dahi beklendi.

Her ne kadar bu beklenti gerçekleşmese de, petrol fiyatlarına dahi tesir etti ve fiyatlar düştü.

Bu gelişmeler sonrası Doğal gaz , Petrol boru hattı, İhracat gibi alanlarda  Türkiye’ye fayda sağlayacak gelişmeler yaşanabilir.

Tabii bu politika doğru okunabilirse!

 

 

                                                                                      ****

 

Sizlerle daha önce,  “Dış politika bir alış veriştir, bir şey verirsen karşısında muhakkak bir şeyler alırsın bunun dış siyasetteki adı Mütekabiliyet Esasıdır” bilgisini paylaşmıştım.

Yakın gelecekte ABD ile İran bu esastan yola çıkarak Nükleer, doğal gaz ve petrol, Orta Doğu Politikası başlıklarında bazı bilgileri paylaşabilir, dış politika pazarından karşılıklı bir şeyler alıp verebilirler.

Karşılıklı heyetler ziyaretler, görüşmeler yapılabilir,

ABD ambargoyu gevşetebilir.

Gevşeyen ambargo Türkiye’ye de sinerji sağlayabilir.

Mühim olan “diyalogdur” ve görülüyor ki bu diyalog başlamış durumda.

Tabii bu flörtün aktörleri sadece ABD ve İran değil.

Ortadoğu coğrafyasında, Suriye var, İsrail var , Irak var ve tabii Türkiye de var.

Onların bu diyaloga ne kadar uyum sağlayacakları önem kazanıyor.

 

                                                                                  ****

 

ABD – İsrail bir kutup.

İran, Suriye bir başka kutup,

Irakta Kürt , Arap  ve ABD üçlüsünde mezhep kavgaları v e petrol çıkarları nedeniyle herkes konuşsa da son sözü yine ABD’nin söyleyeceği aşikar.

Ya , Türkiye?

Şekilde görüldüğü gibi yalnız!

“Komşularla Sıfır Sorun”  deyip kısa zaman diliminde tüm komşularıyla kavgalı hale gelmeyi her  ülke beceremez desem yeridir.

Ama Usta ve taifesi becerdi!

“Usta’lık” dönemi eseri böyle bir şey olsa gerek.

Diyalog değil,  polemik üzerine kurulu  ve “Heyyyt , hööyyt”  efelenmesinin adına “Dış politika” diyen düşüncenin yukarıda saydığım guruplar içerisinde yer tutamaması çok acı.

Usta , “2 koyun güdebilen iş adamı da olur, siyasetçi de” diyor da,

Görünen o’ki, “2 koyun güdebilen  siyasetçi de, iş adamı da oluyor  ama  Dış Siyasetçi olamıyor!”

Demek ki, “Monşerler” diyerek dalga geçmek kolay da ,”Monşer” olabilmek o kadar kolay değil!