“GEL” DEDİN GELDİLER .

08 Eki 2013

Başkanlarıyla kankaydın,

Çay partilerine gidip geliyordun,

Nasıl becerdiysen,

Kısa sürede papaz oldun çıktın!

Ama bugün meselem bu değil.

Allah ülkemizi bu beladan uzak tutsun,

Laik bir ülke kısa sürede iç savaşın içinde kaldı.

Şeriatçılar ayaklandılar,

Pek hoşuna gitti,

Destek verdin.

İnce hesaplar  yaptın,

“Eset tez zamanda gider” dedin,

Dalkavukların “3 günde Şam da Cuma namazı kılarız” diyerek sana gaz verdi.

Ama , 2 yıl geçti Esat hala orada.

 

                                                                                 ****

 

Ee , iç savaş bu.

Kim düşman , kim dost belli değil,

Bombalar, kan, gözyaşı , ölüm her yerde.

Çoluk , çocuk, genç, yaşlı  herkes perişan ,

“Gelin” dedin geldiler,

Çadır şehirler kurdun, yedirdin içirdin, tedavi ettin,

Ceplerine para koydun, iş verdin,

Ülkenin çocukları dershane ve sınav kapılarında helak olurlarken,

Onları üniversitelerimize sınavsız aldın.

Olmadı,

Silah verdin , cephane verdin,

“Gidin Eset’i devirin dedin!”

Deviremediler.

Eset yerinde kaldı,

Ellerine silah vererek desteklediklerin,

Kontrolden çıktılar,

Senin  vatandaşlarına bile zarar verdiler.

Askerine , polisine karşı çıktılar.

Yetmedi,

Allah için yola çıkanlar,

“Allahü ekber” diyerek günahsız Müslümanların kafalarını kestiler!

 

                                                                                   ****

 

Çıktın dünya aleme “Sığınmacılar için 2 milyar dolar harcadık” dedin.

Ama, ne kadarı sığınmacılar için ne kadarı silahlı  şeriatçılar için söylemedin.

Diktatör Eset  kimyasal silah kullandı, ” yaygarası kopardın,

İspat edemedin.

“Savaş , savaş” diye çığlıklar attın,

“Operasyon yapalım, rejimi devirelim” dedin,

Sallayan olmadı.

Ama ,

Dış siyaset ustaları  dakikada halettiler,

Sen St. Petersburgda turistik gezi yaparken,

Obama ile Putin işi bitirdiler , savaş tehlikesi ortadan kalktı.

Usta gezinirken çırak çıktın!

 

                                                                                  ****

 

Eee mevsimlerin biri gidiyor biri geliyor.

Allahın hikmeti böyle.

Hani , sen “gelin”  dedikçe sana güvenerek gelenler var ya,

Yaz geçip kış gelmeye başlayınca,

Sürüm sürüm sürünmeye başladılar.

Bağzıları , Alevi olduklarından Çadır kentlere alınmıyorlar,

Bağzıları da muhalif görüldüklerinden giremiyorlar.

Bağzıları kan davalı,  gitseler çadır kentlerde kan gövdeyi götürecek.

Çare yok , kısıtlı imkanlarıyla , başka şehirlere gidiyorlar,

Hatay nireee,  İstanbul nire ?

Kar , kış , yağmur ,soğuk, bora , tufan,

Üstte yok başta yok, ayaklar çıplak,

Cep delik , cepken delik,

Parklarda , kaldırım kenarlarında, basit  naylonlar  altında,

Aç , çıplak , hasta , bitap bir şekilde,

Sefaleti yaşıyorlar.

Haa sadece İstanbul mu?

Hayır!

Ankara , İzmir gibi büyük şehirlerin tamamı böyle.

Bitmişler.

Hayatta kalabilmek için,

Dilencilik, hırsızlık, darp,

Ne ararsan var.

Suçluyor muyum onları?

Hayır  ve asla,

Suçlanacak onlar değil,

Ülkelerindeki  iç savaşın bu kadar uzamasına sebep olan,

Onlara “Gelin” diyen suçlu.

Ne olacak bu zavallıların hali?

 

                                                                                  ****

 

Bak ne diyorlar!

“Aç ve açıkta kalmak savaştan daha zormuş.”( 6 Ekim Vatan)

Ülkelerindeki savaştan kurtuldular,

Büyük şehirlerde , parklarda , kaldırım kenarlarında ölüyorlar.

Bunun adı “Kader” değil,

“Komşularla sıfır sorun” denilen acemi  dış politikadır.

Sevabı, rızk’larından alınarak onlara verilen  2 milyar doların esas sahipleri vergi verenlerin,

Ama günahı,

Bil bakalım kimin?