AB’DEN ÖRTÜLÜ AMBARGO

08 Ağu 2017

Karşılıklı sataşmalar,

Laf göndermeler,

Efelenme, dayılanma, posta koymalar karşılıklı tepkilere varacak gibi.

Bu tepkinin ilk adımını AB attı bile.

*

Gelen haberlere göre AB Türkiye’ye verdiği FON’ların akıbetini araştıracak.

Proje bazında çalışan bu FON’larda Türkiye hayli faydalanmış durumda.

Ama AB pek emin değil.

“FON” adı altında projeler karşılığı verdiği paraların yerinde harcanıp harcanmadığına, hedeflenenin alınıp alınmadığına bakmak niyetinde olduğu üst makamlarca açıklanmış durumda.

Fiile geçerse başımızı hayli ağrıtacak, biline!

*

AB Komisyonu Bütçe ve İnsan Kaynakları komiseri Günther Öettinger Türkiye’ye verilmesi planlanan 4.3 milyar Avro’yu ödemeye niyetli olmadıklarını açık açık söylemiş.

*

Gerekçesini ise Almanya Dış İşleri Bakanı açıklamış . “Türkiye artık karar vermeli. Ya demokrasi, hukuk düzeni, Güçler Ayrılığı, basın ve düşünce özgürlüğü olan batı ya da kriz gerginlik dolu şark bölgesi” demiş.

*

Belçika Başbakanı Charles Michel “İdam” getirilmesi için referandum yapılmasına tepki vereceklerini” söylemiş.

*

Avusturya ve Almanya yetkilileri de Belçika ile aynı düşüncede olduklarını vurgulamışlar.

*

Almanya’nın silah ve silah sistemleri satışlarını dondurduğu hatırlanırsa tepki zaten başlamış durumda,

*

Avrupalı turist sayılarındaki düşmeler Turizm sektöründeki ambargoyu hissedilir hale getirmiş.

*

En çok ihracat yaptığımız AB’de pazarında ihracatçılarımız yakında sorunlar yaşayabilirler.

*

Orada yaşayan 3 milyon insanımız üzerinde “Ya Türkiye Ya Almanya” baskısı kurulabilir.

*

AB’nin ağır toplarından bu tür açıklamaların gelmesi örtülü ambargo değil de nedir?

*

Yanlış Dış Politikalarımız sayesinden “Geri Kabul Anlaşması, vize ve 6 milyar Avro yardım” derken görünen o ki 4.3 milyar Avro’dan da olacağız.

*

“Ya Amerika?” dediğinizi duyar gibiyim.

Suriye ve Ortadoğu politikaları nedeniyle aramızın hiç olmadığı kadar limoni olduğu aşikar.

Bizim düşman bildiklerimize yaptığı silah yardımı nedeniyle kopma noktasına gelmiş ilişkiler en yoğun günlerini yaşamakta,

Rusya’dan alınacağı söylenen S-400 füzeleri ise bir başka sorun,

Şimdilerde karşılıklı cilalı sözler ediliyor olsa da yakında can sıkıcı cümleler duymaya başlayabiliriz.

*

Dün sizlerle AİHM’e sunduğumuz üye adaylarımızın hallerini paylaşmıştım.

Bu kendi ayağımıza sıktığımız kurşun acısında utanç verici bir durumdu.

AB’den daha fazla beklentilerimiz olması gerekirken yanlış politikalarımızla elde edilmiş kazanımların kaybedilmesi hem acıdır hem de ayıptır kendi adımıza.

Hepsinin temelinde “Dış Politika bilmezlik, diyalogdan uzak kaba dil, kin, nefret politikaları, beceriksizlik” var.

*

“Ne yani adamlar bizim terörist gördüklerimize kol kanat gerip istediğimiz halde geri geri vermiyorlarsa, onların ülkelerinde gösteri yapmalarına göz yumuyorlarsa sessiz mi kalacağız?” şeklinde tepki koyanlar olabilir.

Tepkiye Evet!”

Ammaa, fakaaat, lakiiin böyle değil !

Hep söyler yazar çizerim.

“Dış politikada ana unsur  her hal ve şekilde “Uzlaşmadır” derim.

Uzlaşma ise, “diyalog,  diyalog, diyalog” denilen sabır isteyen girişimlerle oluyor.

Kasımpaşa argosuyla değil sabır, sükunet, özveri gerektiren diplomasi diliyle oluyor.

Dış politikayı iç politikaya malzeme yapmadan oluyor,

Öyle olmayınca ne oluyor?

“İtibarsızlık, dışlanmışlık, yalnızlık.. ”

*

Ülkeyi bu hale sokan “Üç –beş kişi”

Hatta, “Tek kişi”

Ceremesini çeken ise 80 milyon kişi…