EKONOMİK SEFERBERLİK

26 Ara 2016

“Milli seferberlik ilan ediyorum” dediğinde 79 milyon bir anlam verememişti.

Hal böyle olunca Seferberlik ilanı havada kalmıştı.

Her ne kadar danışmanları toparlamaya çalışsalar da seferberlik o karmaşada kaynayıp gitmişti.

Ama önceki gün, DEİK 30. Genel Kurulunda karşısında iş insanlarını  görünce “Milli Seferberliğe” bir kulp bulmuş.

Hem de ne kulp!

*

DEİK üyeleri ülkenin ihracatını geliştirmesi beklenen iş insanları kurumu.

Bir süre önce tamamen özel bir kurumken ne tür hesaplar yapıldıysa  dünyada bu tür kurumların özelleştirmeleri gündemdeyken o kurum bir gecede “Millileştirilmiş” devlet güdümüne alınmıştı.

Önceki gün o taifeye konuşmuş.

“Milli seferberlik dediğim silahla değil ekonomiyle olacak. Bu kritik dönemde, yatırımlarını, projelerini, gayretlerini erteleyen herkes benim nazarımda ekonomimize saldıranlarla aynı saftadır. İşte benim kast ettiğim seferberlik bu ekonomik seferberliktir” demiş.

Yani?

Onca iş insanı yatırım yapmazlarsa teröristtirler!

Aynı kişi iş insanlarını bir tarihte “Taraf olmayan bertaraf olur” şeklinde tehdidinden sonraki en ağır itham.

Alkışlandı!

Gelin önce alkış tutan bu tuhaf kesimin iş hayatlarında yaşadıkları gerçeklere bakalım, sonra da o alkışın gönülden mi, korkudan mı olduğunu tartışalım.

*

Yatırımcı iş adamısınız. Araştırdınız, fizibilite yaptırdınız, yatırım yerini satın  aldınız bir işe gireceksiniz. Ve tabii her iş adamında olduğu gibi sermayeniz yetersiz. Bir takım teşvikler alacağınıza inanıyorsunuz. İnceliyorsunuz teşvikler yeterli değil. Ve bu durumu değiştirmek sizin elinizde değil.

Elbette bir durup düşüneceksiniz.

*

Haydi bu aşamayı aştınız. Yetersiz sermayeniz size kredi ihtiyacı duyuracak. Önünüzde banka kaynaklı çok sayıda kredi imkanı var. Var ama bankanız o yatırımızın krediye uygun olup olmadığını araştırmayacak mı? Elbette araştıracak. Diyelim ki krediye uygun görüldü. Ama önünüze öyle bir faiz oranı ve ödeme tablosu koydu ki bu konuda karar verici siz olmadığınızdan planladığınız yatırımda biraz frene basıp tırsmas mısınız?

*

 

Kredi safhasını aştınız diyelim. Fabrika binası yapacaksınız. Bu aşamada  Belediye karşınızdadır. Önünüze İmar izinleri, inşaat ruhsatları, ÇED raporları, SİT alanları gibi akçeli bariyerler koyan işini bilir memur taifesini nasıl aşacaksınız? “Hay ben böyle iş adamlığının” deyip o ek maliyeti bu bariyerleri aşabilecek misiniz. Ya da yatırım maliyetiniz hesapladığınız gibi olacak mı? Ayrıca yavaş yavaş pişmanlık duymaya başladınız mı?

*

Bir şekilde siz de işinizi bildiniz ve o safhayı geçtiniz.  İşletme ruhsatı gerek, Sanayi odası, Ticaret Odası ve Borsası gibi başka yüklerle boğuşma safhasına geldiniz. Kapasite raporu, kar ortağınız misali Munzam aidatlar,  rutin üyelik aidatları ve yine hesaplanmadık maliyetler. Yatırım keyfinizi kaçırmaz mı?

*

Bina bitti. Makineler de gümrüğe geldi. Tabii Gümrükte de işini bilen memurlar ordusu var. Olmadık sorunlar yaratılacağı ve o sorunların yine iş bilen memurların anlayışlarıyla çözüleceği bir başka süreç. Velev ki malum yollarla anlaştınız. Dönüp baktınız hesap kitap karışmış. Pişmanlıkla  “Nereden girdim arkadaş bu işe” demez misiniz?

*

Makineler fabrikaya geldi. Montaj bitti. İşçi gerek. Kalifiye işçi var mı? Komşu fabrikanın işçisini ayartmaktan başka seçeneğiniz yok. Ama o da ek maliyet. Kalifiye olamayan işçi asgari ücretini devlet takdir ediyor. Sosyal güvenliğini de vergisini de devlet takdir ediyor. Siz seyrediyor ve uyuyorsunuz. Yani konuya hiçbir dahliniz yok. Hesaplar şaşırıyor haliyle.

Derinden bir “Offf”  çekmez misiniz?

*

İşçi sorunu bir şekilde tamam. İşletme sermayenizde sıkıntı var. Banka kredi verecek ama yükselmiş faizlerle. Artık bataklığa gireceğiniz kadar girmişsiniz. Çaresiz boyun eğmeyecek misiniz?

*

Üretim başladı. Tabii satış gerek. Tanıtım, reklam, bedelsiz örnekler, pazarlama faaliyetleri idari kadro ve tabii ek maliyet. Kalite, servis, mal takibi, sevkiyat, maliyet ve fiyat. Kısaca rekabet. Kıyasıya giden pazarda bilinen tek rekabet kuralı “Fiyat indirmek” Çaresiz indireceksiniz. Ama nereye kadar olduğunu bilmeden.. Kafanızda sorular sorular. Ve asla cevap bulamayacağınız şu soruyla  karşılaşacaksınız ; “Yatırımcı benim ama her şey benim kontrolüm dışında gelişiyor,  bir o yana bir bu yana savrulup duruyorum, bu işte bir yanlışlık yok mu?”

*

Diğer taraftan Kurumlar vergisi, KDV, ÖTV, Sosyal Güvenlik yüklerine değer biçmek devletin tasarrufundadır. Bu borçları astronomik gecikme faizleriyle ödemediğinizde iş yeriniz elinizden gidebileceği gibi hapse dahi girebilirsiniz. İşte “Nereden girdim bu belaya” dediğiniz an o andır.

*

Kör topal çalışıyorsunuz. Piyasadan alacaklarınız var. Çekler ödenmiyor. Önünüzdeki tek yol yargı yolu.4 -5 yıl süren mahkemeler sonucu davaları kazansanız dahi karşınızdaki borçlu firma ya batmıştır, ya da kaçmıştır. Ve şimdi sıkı durun. O alacağınızı tahsil edemediğiniz halde Maliye sizden KDV’sini peşin peşin almıştır. Hatta alamadığınız paranın vergisini dahi alacaktır. Biliyorum bitme ve isyan etme noktasındasınız!

*

İhracat yapayım pazarım artsın, riskim azalsın” diyerek anında o pazara dalacaksınız. Dalar dalmaz orasının kurtlar sofrası olduğunu rekabet duvarına çarptığınızda anlayacaksınız. Rakiplerinizin fiyatlarını, kalitelerini, servislerini, pazarlama oyunlarını fark ettiğinizde “Eyvah ben neredeyim” dediğinizi sizi duyan olmayacak!

*

Bu arada ülke kan gölüne dönmüş. Terör almış başını gidiyor. Önlemek yerine germek, toplumu bölmek yoğun. Darbe girişimleri, sınırlarımızdaki savaş halleri ve böyle bir ortamda bir taraftan Başkanlık” takıntısı diğer taraftan Irak ve Suriye’de savaşmak için dur durak bilmeyen  bir siyasi otorite. Ülkeniz batıdan kopuyor. Yalnızlaşıyorsunuz ama o yalnızlığa bir kulp bulup “Değerli yalnızlık” diyerek toplumu kandırma çabasında olan siyasilerle boğuşuyorsunuz. Tüketim durmuş. Tasarruf yok. Siz yatırım peşindeyken bir çok işyeri kapanıyor. Döviz uçmuş, Milli paranız pul olmuş. Turizm çökmüş, Ekonomik krizin göbeğinde ülke güvenliği sıfıra inmiş ülkenize alıcı gelmiyor. Mal satmaya dahi gelen yok. Ve siz yatırım yapmak veya kurulmuş tesisinizi ayakta tutma çabası veriyorsunuz. Ülkeyi yönetenler gelinen noktayı kendi beceriksizliklerine değil dış kaynaklara bağlıyorlar ve siz iş insanlarını tehdit ediyorlar. Psikolojiniz bozulmuş halde, Moraliniz sıfır, tükeniyorsunuz.

*

Kurlar hızla yükselmektedir. Düşünün böyle bir ortamda Maliyetleri düşürmeyi deneyeceksiniz fiyat indirerek Pazar kapabilmek için. Ama elinizde olmayan tüm faktörler öyle bir üzerinize gelecek ki maliyetlerde bir şey yapamayıp her çaresiz ihracatçının yaptığı müşterinin “fiyat indir “baskısına teslim olacaksınız. Oysa kurlar tepenizde Demokles’in kılıcı gibi durmaktadır. Müşteriniz banka kullandığınız banka kredisi karşılığında ihracat taahhüdü verdiğinizi bu taahhüdü yerine getiremezseniz misliye geri ödemek gibi bir yükün altında kalacağınız bildiğinden “Fiyat indir” baskısında devam edecektir. Üstelik siz indirmezseniz hemen yanı başınızdaki rakibinizin indireceğini pek ala bilmektedir. Çaresiz “Bu işe nereden girdiğinize küfür ede ede fiyat indireceksiniz”  Üstelik artan kurların paralelinde tüm maliyet faktörlerinize zam geldiği halde. Bu arada  kontrolünüz dışında artan kurlar döviz kredi borcunuzu ve ithal makine borcunuzun TL maliyetini artan oranlarda arttırmıştır. Yani çapraz ateş altındasınız. Uygun fiyat yapabilmek için farklı 8 kur hesabını yapmak sihirbazlık gerektiriyor ama siz sihirbaz değil iş insanısınız.

*

Diyelim ki bunların hepsini aştınız. “Diyelim ki” dediğimi hatırdan çıkarmayınız!” Malınız üstün kaliteye sahiptir. Fiyatlarınız uygun ve rekabet edebilir kabiliyettesiniz. Şimdi çok acı bir gerçekle karşı karşıya kalacaksınız.

“Ülke itibarınız yerlerdeyse ne yapsanız ne etseniz, hatta ağzınızla kuş tutsanız nafiledir. Ülke yöneticilerinin yarattığı dışlanmışlık siz adamlarına misliyle yansıyacaktır”

O an böyle bir ortamda yatırım yaptığınız için kendinizden nefret edecek , “hay böyle iş adamlığının da ülke yöneticilerini de… Lan ben bu işe burnumu soktuğum andan itibaren seferberlik içindeyim bir de karşılaştığım  şu tutuma bakın  ….” narasını attığınız an olacaktır!

*

Şimdi bir durun ve yukarıda yazdıklarımı tekrar okuyun ve şu soruma cevap verin. “Bu gelişmelerin hangi safhası sizin kontrolünüzdedir? Hangi safhada müdahaleniz oldu da tek kelam edebildiniz?

Hiçbirinde!

Hal böyleyken bir de; ”Milli seferberlik dediğim silahla değil ekonomiyle olacak. Bu kritik dönemde yatırımlarını, projelerini, gayretlerini erteleyen herkes benim nazarımda ekonomimize saldıranlarla aynı safhadır”  tehdidi ile karşı karşıya kalıyorsunuz..

Ey bu cümleye alkış tutan iş insanları. Yukarıda yaşadığınız ve yaşayacağınız gerçekler içinde bu tür tehdit ve aşağılanma , terörist konumuna konulma cümlesini hak ediyor musunuz?

Lütfen elinizi vicdanınıza koyun ve şu soruma  bu kez korkmadan gönülden cevap verin ..

“Böyle bir tabloda gerçekten yatırım yapar mısınız?”

“Yaparım” diyeniniz varsa,

Müstahaktır..