DÜN DÜNDÜR BUGÜN BUGÜNDÜR !

14 Ağu 2017

Siyasette “Dün dündür bugün bugündür” şeklinde bir tekerleme vardır.

Rahmetli Süleyman Demirel Cumhurbaşkanlığı sırasında bir gazetecini sorduğu sıkıştırma sorusuna “Dün dündür bugün bugündür” şeklinde alakasız bir cevap verdikten sonra o gazeteciye dönüp “Bak herkes benim gibi dün dündür bugün bugündür deyip işin içinden çıkamaz” diyerek takılmıştı.

Günümüz siyasetinde de dün yapılanlar, söylenenler bugün hiç yapılmamış söylenmemiş gibi yapılıp “Çevir kazı yanmasın” misali öylesine  ustaca kıvırtılarak geçiştiriliyor ki dilinizi yutarsınız.

Yani Rahmetli Demirel’in pabucu çoktaaan dama atıldı.

Neden bu konuya girdim?

*

Hatırlarsınız iki yıl öncesinde  Amerika’ya tepemiz attığında o ülkenin  mallarına boykot başlamıştı.

Parasını verip satın aldığı Coca –Cola şişesini yere dökerek Amerikan sanayiine zarar vereceğini düşünen bademlerden geçilmiyordu.

Yandaş medya “Artık bu zıkkımı içme Müslüman” manşetlerini atıyordu.

Bir başka yandaş medyada şu manşet vardı.

”Cola diye Müslüman kanı içme!”

Amerikan markalı malların ve şirketlerinin listelerini yayınlayan yandaş medya vardı.

*

Bu tavırlar kampanyaya dönüştürülmüştü ve siyasi liderlerce destek de görüyordu.

İki yıl geçti hepsi dün de kaldı.

Önceki gün , o kampanyayı başlatan kişi Isparta’ya gitti. Büyük törenlerle “Coca – Cola fabrikasını açtı ve “Yatırım yapan pişman olmaz” diyerek hayli “Duygusal” bir konuşma yaptı.

O tesisin açıldığı gün daha önce “Cola içerek Müslüman kanı içme” manşetini atan yandaş gazetede ne tür bir haber vardı dersiniz?

“Cola’nın sağlığa faydaları” başlığındaki haberde faydalar saymakla bitmiyordu..

Oysa o kampanya üzerinden İki yıl geçmiş, eski paralel ortakları FETÖ darbe yapmaya kalkmıştı,

Çok bilen daha düne kadar “Eeyy Üst akıl beslediklerin bizi yıkamaz. Ver o darbeciyi bize, sen ne biçim müttefiksin!” diyerek heyheyleniyordu.

Bugün o heyheylendiği ülkenin fabrikasını açıyor.

Yani?

“Dün dündü bugün bugündü!”

“Peki yanlış olan dünkü davranışlar mı yoksa bugünkü açılış mı? “ diye soranlarınız varsa,

“Elbette dünkü davranışlar” derim.

Hep söylerim “Siyasetçinin hası ne söyleyeceğini ne yapacağını değil ne söylemeyeceğini ne yapmayacağını bilendir” derim.

“Politikacı ne demektir?” merakındaysanız bakın sözlüklere.

Eski Yunancada “Poli” ve “Tika” iki ayrı kelimedir. Birinin anlamı “Çok” diğerinin ise “Yüz” (Surat) birleştirin kelimeleri “Çok yüzlü – İki yüzlü” anlamı çıkar.

Sözlükler “Politikacıyı” ise “Kendine menfaat sağlamak için karşısındakileri kullanmaktan çekinmeyen kişi” şeklinde tarif ederler.

Kulunuzda der ki “Seçim sath-ı mailinde politikacıları kan dolaşımlar sizin benim gibi düz değil ters akar”

Artık yorum sizlerin..

*

Bu vesile ile rahmetli Süleyman Demirel’i andık..

 

BAK  SEN TOBB  BAŞKANINA !

 

Başkan Hisarcıklıoğlu “Milletvekillerin maaşları çok düşük. Masrafları çok onlara zam yapılmalı” derken, “Asgari ücret de çok yüksek” buyurmuş..

Ben “bir taşla iki kuş vurmak” diye  buna derim.

Bir taraftan siyasilere hoş görünürken diğer taraftan iş adamlarına kıyak yapan bir hal.

*

“Ne alaka?” demeden edemedim tabii..

“Gerçekten ne alaka sayın başkan ne alaka?”

“Sen git iş adamlarının sorunlarına bak. Sana ne Milletvekillerinin maaşlarından” diyeceğim ama,

acaba ilk seçimlerde siyasete soyunup Milletvekili adayı olacak da şimdiden yatırım mı yapıyor?”

*

Öyle ya iş adamı hesap kitap bilmişliği var!

Ayrıca iktidar partisinin arka bahçesi konumuna gelmiş bir kurumun başı,

Ee.. seçimler de uzak değil,

Bu çıkışları  topla, çıkar, çarp , böl gidişat siyaset!

 

METAL  YORGUNLUĞU

 

Bir metal yorgunluğudur gidiyor.

Etten, kandan  mamul insan adeta robot yerine konuluyor.

Öyle ya,

Meclise listeleyip  o gönderiyorsa. “El kaldır” dediğinde onlar da kaldırıyorlarsa, “İndir” dediğinde kayıtsızca indiriyorlarsa etten kandan mamul insan değil de robotturlar.

Bakan yapacaklarını iki kelam etmeden atıyorsa onlar da robottur.

O da zaten “Metal yorgunluğu” diyerek pek insandan bahsetmiyor gibi!

*

Ne diyor?

“2019 için bize dingin, atak, çalışacak, didinecek o ruhu taşıyacak ve beni tek adam yapacak genç robotlar gerek. Bu ruhu taşımayanlar partimizden ufak ufak uzasınlar”

Acep öyle mi?

Değil ve bakın neden değil..

Derdi Kılıçdaroğlu.

Son Adalet yürüyüşüyle kendisini hayli yıprattı. Acil tedbir gerek.

Kılıçdaroğlu bastırıyor.

“Darbenin siyasi ayağını açıkla.”

Robotlar her ne kadar “bizde FETÖ’cü yok” deseler de mümkün mü?

Elbette değil.

Kendileri de pek ala biliyorlar ki “Beraber yürüdüler o yollarda”

Ammaaa; 15 Temmuzdan bu yana bir yılı aşkın süre geçip içlerindeki FETÖ’cüleri teşhir edip partilerinden kovalayamadılar ya!

Kılıçdaroğlu da bastırdıkça bastırıyor.

O zaman ne yapmak gerek?

“Eyy içimizdeki darbeciler. Ben FETÖ -  METÖ  diyemediğimden metal yorgunluğu gibi abuk bir algı yaratıyorum. Bu şu demek. Biliyoruz hala içimizdesiniz. Yeni kan, genç adamlar yorgun olamayan, çalışacak dingin insanlar, yeni bir ruh falan diyorum ama asıl mesajım size. İçimizde sessizce çıkıp gidin. Biz de sizleri görmeyelim idare edelim” algısı yaratmak.

*

Bu hem içlerindeki FETÖ’cülere mesaj ve hem de kıyak.

Adını her ne kadar “Değişim ve 2019’a hazırlık” koymuş olsa da, benim yorumum bu!