DÖVİZ UÇARKEN İHRACATÇI İNİYOR.

23 Ağu 2013

FED KARARLARININ YARATTIĞI PANİK SANAYİCİ / İHRACATÇI KESİMDE TELAŞ YARATTI.

Kur riskine karşı savunmasız olan İhracatçı kesim birkaç cephede darbe alacak.

Hızlı yükselen kurlar Milli para birimimizi zayıflatırken , ihracatçıların daha kolay Pazar bulacakları ve yüksek karlar elde edecekleri düşünülür.

Acaba öylemidir , yoksa tam tersi midir?

Döviz Borcu Maliyeti ve Fiktif Kar/ Zarar.

Üç ay önce 178.70 TL olan Amerikan Doları bu dönemde yüzde 12 artış yapıp 2.00.00 TL’ye dayanınca sanayici/ihracatçı kesimde panik başladı.

İhracatçı kurların ani yükselmesi karşısında gerek dövizli yatırımları nedeniyle ve gerekse dövizle aldıkları krediler nedeniyle , borçlarının Türk Lirası maliyeti artarken, piyasadan dövizli alacakları da yüksek kur karı getirecek ve vergi matrahı yaratacaktır.

Bu fiktif karlar/zararlar da dönem mizanlarında fiziki vergi olarak hazineye ödenecek ya da karlarından düşülecek. Bu dönemki bilançolar ve mizanlar çok önemli.

Fiyat Hazırlama Dönemindeki Kur Riski Savunma Mekanizmaları Bilinmiyor.

Sanayi ve İhracatçı kesimin karşı karşıya kaldıkları sorunlar bununla da bitmiyor.

Hızla yükselen dövizin , hızla düşeceği tehlikesi ihracatçılara hızlı fiyat verebilmelerinde problem yaratıyor. Kurların hangi dönemde hangi kur aralığında kalacağının bilinmezliği ihracatçıyı fiyat yapmakta zora sokarken siparişlerin kaçırılmasına da neden oluyor.

Kur belirsizliği fiyat yapma aşamasında ihracatçıları 8 aşamalı bir bariyerle karşı karşıya bırakıyor.

Bu aşamada ihracatçı ;

  • Fiyat hazırlama dönemindeki kuru

  • Müşteri ile sipariş görüşmesindeki kuru

  • Hammadde alımları sırasındaki kuru

  • Üretim aşamasında değişen kuru

  • Yükleme sırasındaki kuru

  • Mal bedelinin geldiği andaki kuru

  • Mal bedelinin TL’ye çevrilmesi sırasındaki kuru

  • Dolar / Euro paritesini iyi takip edip sağlıklı bir fiyat yapabilmeli.

Gelin görün ki; Sekiz aşamalı bariyerlerle dolu fiyat yapma dönemindeki kurların hızlı ve yüksek oranlardaki hareketleri başarılı fiyat politikasını engelliyor.

Bu sarmal içindeki Sanayici/İhracatçı ‘’Tek istediğimiz istikrarlı kur hareketidir. Bu bir kumardır ve bizler kumarbaz değiliz’’ demekteler.

Diğer taraftan ihracatçıların kur savunma mekanizmalarından olan Future market alımları, Hedge ve Forward gibi işlemlere çok uzaklar. 50 bin ihracatçıdan sadece 500’nün genel ihracattan yüzde 58 pay alması, İkinci 500’ün ise genel ihracatın yüzde 16’ni yapıyor olmaları (Toplam Yüzde 74) geri kalan 49 bin ihracatçının genel ihracatın yüzde 26’sını yapabiliyor olması Future, hedge ve Forward gibi ileri teknikteki enstrümanları kullanmalarını engelliyor. AYRICA Bankaların da bu tür işlemleri kredi gibi algılayıp sıcak bakmamaları da bir başka handikap.

Bir İhracat Klasiği ; Müşterilerden ‘’Fiyat İndirin’’ Baskısı.

Yükselen kurlar ihracatçı için fırsat yaratacağını düşünenler yanılıyorlar.

‘’ Fiyat İndirin’’ baskısı , Türk ihracatçısının her kur artışında yıllardır yaşadığı sorundur. Yüksek oranda artan kurlar, TL anlamında gelirini arttıracağını bilen müşteriler, İhracatçılarımız üzerinde bu baskıyı devamlı kurmaktadırlar.

Örneğin Yüzde 12 artmış bir ortamda müşteriden gelecek teklif şöyledir: ‘’ Önce yüzde Altısını bir indir görelim sonra geri kalan yüzde Altıyı yarı yarıya bölüşelim’’

Bu teklif Yüzde 12 artan kuruların İhracatçımıza yüzde 3 yansıyacağı, yüzde 9 iskonto yapması gerektiği anlamındadır.

Müşteri ihracatçılarımızın banka kredileri, Eximbank kredileri kullandıklarını, yatırım ve ihracat teşvikleri taahhütleri DİR Belgeli ithalat taahhütleri yaptıklarını iyi bilmekteler. İhracatçılarımızın yumuşak karnı niteliğinde olan bu zafiyeti ‘’ Fiyat indir’’ baskısında silah olarak kullanmaktalar.

Çok iyi bilinmektedir’ ki , ihracatçılarımız bu zorunluluklarından ya da rakiplerinin fiyat indirip müşterisini kapacağı korkularından ya da taahhütlerini kapatamayacakları korkularından teslim olup fiyat indir baskısı sonucuna katlanmaktadırlar.

Ancak esas tehlike bu noktada başlamaktadır.

Yüzde 12 artan kurlar karşısında yüzde 3 artışa endeksli fiyat vermişlerdir ama o üretimde kullanacakları hammadde, yakıt, nakliye, enerji yüzde 12 oranında artmıştır.

İhracatçı o an çapraz ateş altında kalmıştır.

Önlerindeki tek kurtuluş Mal bedelinin gelip Döviz Alım Bordrosuyla bozdurulması sırasındaki yüksek kur beklentisidir.

Ne tuhaftır ki ani ve yüksek oranlı kurlardan başlarına gelen bu beladan kurtulmanın yolu, yine kurların ani ve yüksek oranlı artmasının umulmasıdır.