DİNLEME SKANDALI

02 Kas 2013

Bütün dünya dinleme skandalıyla çalkalanırken,

Biz pek ipler bir havada değiliz.

Dinlendik mi?

Dinlenmedik mi?

Konusunun bizi ilgilendiren kısmı,

Dinlenmenin,

Din kısmı!

Onu da Meclise turbanı sokarak,

Pek ala becerdik!

 

                                                                                           ****

 

Amerikan Milli Güvenlik Ajansının (NSA) dinlemediği ülke kalmamış gibi.

NSA eski sistem analisti Edward Snowden’in NSA dan kaçarak verdiği gizli bilgilere göre,

ABD dost , düşman , müttefik  falan tanımamış,

Alayını dinlemiş.

Haydi Almanya , Fransa , İspanya , Yunanistan bir yana,

Ordusu bile olmayan Vatikan bile nasibini almış,

PAPA’yı dahi dinlemiş.

“Baba , kutsal ruh ve oğul diyor sör!”,

“Hııım ilginç bir şifre hepsini izlemeye alın!”

Hani, NSA sistem analisti Snowden teşkilattan tüyüp tüm bilgileri sızdırmasa,

Kimsenin de pek fark edemeyeceği dinleme skandalı günler geçtikçe büyüyerek yayılıyor.

 

                                                                                           ****

 

Şimdi tepkiler var,

Tepkilerin nereye varacağı meçhul.

İşin ilginç yanı,

Tepkiler sadece dinlenen ülkelerden gelmiyor.

Amerikan halkı da kendi hükümetine tepki koyuyor,

“Neden herkesi dinliyoruz?” diye soruyor.

Bu sorular soruldukça gelen bilgiler ülke dinlemelerini aşıyor,

Büyük Uluslar arası şirketlerin,

Hatta,

Google  ve Yahoo’nun dahi dinlendiği gelen haberler arasında.

Google ve Yahoo’nın tüm dünyadaki merkezlerine birbirine bağlayan ana iletişim hatlarına gizlice girerek verilerin kopyalandığı iddiaları var.

 

                                                                                            ****

 

Merkel’in cep telefonunun dinlenmesi haberi ardından,

Bir Alman heyeti apar topar Amerika’ya gitti.

“Biz müttefikiz bizi neden dinlediniz?” diye sormak için,

Sordu da,

Amerika’nın cevabı ilginç oldu,

“İstihbarat teşkilatları bu iş için vardır”

Bu ifadenin açık meali şuydu,

“Aç gözünü  dinletme, becerebiliyorsan sen de beni dinle!”

St Petersburgda, G-20  toplantısı sırasında,

Merkel’in Obamaya sitemi karşısında aldığı cevap daha da ilginç.

“Dostlar arasında olur böyle şeyler!”

 

                                                                                          ****

 

Farkında mısınız?

Dinleme skandalının mimarı Snowden’in,

“Dinlenen ülkeler arasında Türkiye de var” demesine rağmen,

Bizden “tık” yok!

Amerikan Elçisi Ricardione’nin MİT Müsteşarı Fidan için,

“Beraber çalışmaktan zevk aldığım bir kişi”  açıklaması da ilginç,

Bu ilginçlik, “Beraberce dinliyoruz” anlamına da gelebilir.

“Gizlimiz saklımız yok” anlamına da!

Ayrıca,

Kendi vatandaşlarını izinsiz dinlemesiyle ünlü hükümet ve ona bağlı kurum MİT’in

Bu konudaki sabıkaları mahkemelerce tescilli.

Dahası,

Bir dediğinin iki edilmediği,

“Yes sör” konumunda olduğumuz bir ülke olan ABD hangi sırrımızı bilmiyor ki?

CIA’nin  ofisi Ankara’nın göbeğinde alenen faaliyette bulunurken,

“Bizi dinliyormuşsun arkadaş” demenin anlamı ne?

Öyle ya,

Ankara’nın orta yerinde konuşlanmasına izin verildiğine göre,

“Gel bizi de dinle!” diyen sensin.

Ayrıca,  bu soruyu sorabilecek bir babayiğit var mı Ankara’da?

 

                                                                                          ****

 

Özetle,

Yüksek Teknoloji üreten bir ülkeyseniz,

Bu teknoloji casusluk sistemleri ve istihbarat üzerine gelişmiş, üstün teknoloji ile donanmış uzay, yer altı, kara , hava, deniz tanımaz hale gelip , siber alemlerde gezinir hal almışsa,

Görevi  istihbaratı toplamak olan Milli İstihbarat ve Güvenlik güçleriniz,

Her türlü bilgiye ulaşmak anlamında sınır tanımazlar.

Dost , düşman , müttefik sallamaz , herkesi dinlerler!

Amerika’ya kızabilirsiniz,

“Müttefikiz bak ayıp oluyor” diyebilirsiniz,

Nitekim, diyenler de oldu.

Cevap neydi?

“Aç gözünü dinletme , dinleyebiliyorsan sen de beni dinle!”

Ayrıca , dinleyen sadece Amerika mı?

İmkanı olan her ülkenin imkanları nispetinde bir diğerini dinlediği sır değil ki?

Mesele sırrı gizleyebilmekte ve yakalanmamakta!

İşte Dış İlişkiler denilen arena böyle bir alan…

 

                                                                                         ****

Amerikan tarihini biraz bilenler,

Amerika’nın her dönemde bir düşmana ihtiyaç duyduğunu bilirler,

Bu İkinci dünya savaşından bu yana böyledir.

Kendine her dönemde bir düşman aramış ve bulmuştur.

İşte Kore, İşte Küba , işte Vietnam, işte Irak, işte Afganistan, işte Libya ve sıradakiler!

Ee,  böyle olunca da,

Kendi düşmanını kendi seçebilmek için,

Hassas olması  gerekir,

O zaman, her fırsatta, zaman ve zeminde,

Hem dinleyecektir, hem de izleyecektir.