DİKİZLEMEK !

04 Kas 2013

Dikkatlice bakma ,

Gözetleme,

Erkete,

Röntgencilik.

Dilimizdeki sözlük karşılığı bunlar.

Bu  tanımların tamamı argo dili muzipliğinde ifade edildiğinde,

“Dikizleme” olarak da ifade edilebiliyor.

Aslında, “Erkete ve Röntgencilik” tanımlarında da argo tadı var.

Argoyu bazı dil bilimcileri “dilde kirlenme, kabalık, bitirim ağzı” olarak görseler de,

Dil bilimcilerin büyük çoğunluğu “Özel dil - Dile renk katan ağız – Dilde zenginlik” olarak  kabul ederler.

Türkçemizde argo,

Tophane argosu, Çingene argosu, Kasımpaşa argosu, hapishane argosu , külhanbeyi argosu, esnaf argosu , hatta çok daha gerilere gidildiğinde Tulumbacı ve  Yeniçeri argolarına kadar varan çeşitlilikte  görülür.

Ana dilden türetilmiş kelimelerden oluşan ve bilinen anlamlarının  o topluma özel ve muzip bir ifade şekli olan argo dilini bazı yazarlarımızın da,

Siyasilerimizin de sıklıkla kullandıkları görülmüştür.

 

                                                                             ****

 

Gelelim konumuza,

Konumuz, “Dikizlemek”.

Gezi olayları sırasında Usta’nın “Kadıköy’den gelip vapurdan inenlerin durumlarını görüyorum. bunlar benim değerlerimle uyuşan şeyler değil” dediğini çoğunuz hatırlarsınız.

Bu cümleyi analiz edeceksek,

Dikkatlice bakma var,

Gözetlemek, gözlemlemek var,

Üzerinde yorum yapılanlar (Vapurdan inenler) yorum yapanı göremediklerine göre, erketeye yatmak var,

Erkete fiilinin gizliliğinden yola çıkarsak,

Röntgencilik var.

Tüm bunları argo diliyle ifade edeceksek,

Dikizlemenin alası var!

Dahası da var,

“Kimsenin yaşamına karışmıyoruz” derken,

Yaşama müdahale var,

“Benim değerlerimle uyuşmuyor” derken de,

Fikir beyanı ötesinde bir eleştiri , bir yönlendirme,

Yani “infaz” niteliğinde “bir kesin hüküm” var!

Hatta,

Bu düşünce  basına açık bir ortamda paylaşılıyorsa,

Kitlelere ulaşacağı pek ala biliniyorsa,

Topluma ayar çekmek var,

Durumdan vazife çıkarıcılara, “Sizler ne yapacağınızı bilirsiniz” manasında,

Kralından bir muz orta yapmak var!

Vee bunların tamamı suç!

 

                                                                                     ****

 

Kılıçdaroğlu,

Ustanın bu sözü sarf etmesinden aylar sonra uyanmış,

Muhalefet yapayım derken işin gözünü çıkarmış,

Gitmiş, kör gözüm parmağına misali,

“Dolmabahçe’de oturup Kadıköy’den gelen kadınları dikizliyor” demiş!

Demese iyi olurdu ama dilin kemiği yok!

Usta da çok kızmış.

Kızmakla kalmamış , 100 bin liralık manevi tazminat davası açmış!

Avukatları dava dilekçesinde müvekkillerinin ,  “Şahsiyet haklarına saldırı , ağır hakaret içerdiğini, ahlaksızlıkla suçlandığını” ifade etmişler.

Mahkeme suçlamaları kabul eder de davayı açarsa,

Hakimlerin işi zor.

Zor çünkü, “Dikizleme” sözcüğü için ,  bilirkişi niteliğindeki dil bilimcilerin görüşlerini alınması şart.

Dikizlemenin sözlük anlamını da ,

Dil bilimcilerin farklı görüşlerde olduklarını yukarıda yazdım.

Kelime anlamının da, “Ahlaksızlık, şahsiyet haklarına saldırı, ve ağır hakaret” değil de aksine daha çok  muziplik, bir alaya alış içerdiği  çok açık.

Dildeki  Argo deyişlerin, atasözleri, deyimler hatta küfürlerle karıştırıldığı sıkça görülen hatalardandır.

Örneğin: “İmam yellenirse cemaat pisler” cümlesi bir deyimdir.( Aslı böyle olmasa da, deyimler değiştirilemez aynen yazılır kuralı bulunsa da, ahh basın özgürlüğü ahh!) 

Gelin görün ki,  bu deyimi argo ifade şeklinde gören de vardır, küfür olarak algılayan da!

Oysa, cümle  her şeyi ile bir deyimdir.

Hakimlerin işi zor demem bu nedenledir.

Dildeki farklı görüşler sadece ülkemizdeki dil bilimcilerde yok.

Tüm dünya dil bilimcileri argo konusunda farklı düşüncelerdeler ve çoğunluk argonun “bir halk dili, dile renk katan muzip ve bir özel ağız” olduğu konusunda birleşiyorlar.

Bu nedenle bu dava, hakaret ve manevi tazminat davasından daha çok,

“Dil ve dilde argonun yeri” anlamında bir dava olmaya aday.

Hep söylerim.

“Siyasetçinin hası ne söyleyeceğini değil , ne söylemeyeceğini bilendir” derim.

Bu sözüm hem Kılıçdaroğlu ve hem de Usta için geçerli.

 

                                                                                    ****

 

Yeri gelmişken , Bu beylere argo dolu cümlelerimle anladıkları dilde ayar vereyim (dikkatlerini çekeyim)!

 

*

“Sanırım,  daldal (argo ) konusuna neden sazanlaştığımı (girdiğimi) çakozladınız ( anladınız )

Anlayacağınız, koltuk (siyaset) martavalla ( yalanla ) yürümüyor, afi yaparak (gösteriş yaparak) cilalı kelamlar (güzel sözler) ederek, caka satarak ( gösteriş yaparak) halka madik atmak (kazık atmak) yok!

İstedim ki, çıngar çıkarmadan ( kavga dövüş etmeden) argo nedir , raconu ( hükmü) nedir öğrenin.

Her ağzı olan mavra yapmasın (boş  konuşmasın), halk dili daldal’ına ( argosuna) sığınmasın.

Sığınmasın da , fiyakalı, aynalı (güzel) laflar edilsin, halk keriz (aptal - salak) yerine konulmasın.

Dolmayı yutmayacağımı (beni kandıramayacağınızı) dikizimin (bakışlarımın, gözümün) üzerinizde olduğunu bilin!”