TERÖR

13 Ara 2016

Yine terör.

44 can kaybettik, 170’e yakın yaralımız var,

Yine acı çektik, yine üzüldük ve yıkıldık. Gözü yaşlı babalar anneler eşler çocuklar kaldı ortada.

Bu konuda binlerce söz edildi, milyonlarca defa, “Bizi test etmeye kalkmasınlar, köklerini kazıyacağız” denildi ama canlarını kaybedenler bitmedi.

*

O melun olaydan 36 saat önce Televizyonda İç İşleri  Bakanı Soylu’yu dinledim.

Hayli öfkeli bir şekilde şöyle diyordu.

“Bugün iyi günleri, çok net söylüyorum. Nisandan sonra başlarına geleceklerin ne olacağını tahmin edemeyecekleri kadar büyük bir yok olmayla karşı karşıya kalacaklar”

Bu cümleyi duyduğumda “Eyvah” dedim.

“Sen Nisan ayını beklersin ama düşman beklemez. Bir tepki vereceklerdir” şeklinde endişelendim.

Nitekim 36 saat geçmeden olan oldu.

*

Şimdi eğri oturup doğru konuşalım.

“İç İşleri Bakanısınız. Canlar kaybediliyor, günahsız halk ölüyor, askerimiz polisimiz şehit oluyor. Elbette öfkelenir, köpürür, kızarsınız. Ama bir süredir benzer olaylar yaşanmıyorsa, bu tür çıkışı hak etseler de susar beklersiniz. Ne yapacaksanız sessiz sedasız yaparsınız. Allah’ın belası terörist de olsalar onların da Allah’ın belası kamuoyları var. Onlara “Bu tehdide  papuc mu bırakacaksınız?” diye soran kan içicileri var. Bu tür çıkışlarla  teröristi kendilerini ispat etmek gibi mecburiyetin içinde bırakırsanız, iyi şeyler olmaz ve olmadı da..”

*

“Ne yani susalım da korktuğumuzu mu sansınlar, elbette öfkemizi kusacağız!” diyenler olabilir.

“Savaştayız arkadaş. Savaş ortamının her anının bir değeri bir anlamı, her sözün, her hareketin bir amacı vardır. Niyet, düşünce asla belli edilmez. Hisler asla öne çıkarılmaz. Böyle dönemlerde akıllıca planlanmış taktik ve stratejik davranışlar sizin avantajınız olur ve ustalığınızı gösterir. Bu tür tavır ve davranışlarda bulunacaksanız, güçlü bir istihbaratınız vardır, olabilecekleri tahmin edebiliyorsunuzdur. Ona göre tedbirlerinizi almışsınızdır. Bu tür söylemlerle onları inlerinden çıkarmayı amaçlıyorsunuzdur ki tepelerine binebilesiniz. Hayır, fiilen bir şey yapmayıp 4 ay sonrasına randevu vermek, üstelik öfke dolu cümlelerle o örgütü tetikleyen manada sözler sarf etmek bir zafiyet belirtisi  olarak algılanmaz mı? Böyle bir zafiyetin o örgüte güç katacağı çok açık değil mi?”

Maalesef durum bu minvalde..

O zaman sorumlu kişi ağzından çıkanı duyacak. Konuşmadan bir hareket yapmadan önce defalarca düşünecek, planlayacak,  ne yapacaksa sessizce yapacak.

Öyle acemice kalkıp da “Hele Nisan ayı gelsin göreceksiniz…” şeklinde randevu vermeyecek.

Vermeyecek zira daha önce de söylediğim gibi düşman bırakın  4 ay sonrayı 4 saniye dahi beklemez!

O zaman sen 4 salisede harekete geçeceksin.

*

Siyaset bilimcileri, “Siyasetçinin hası ne söyleyeceğini değil, ne söylemeyeceğini bilendir” sözünü boşuna söylememişler.

Böyle acemi siyasetçilerin bir gözü rol modellerinde diğer gözü tribünlere odaklandığından ne ağızlarından çıkanı biliyorlar, ne de ne söylediklerinin farkındalar.

Sonuç; Faturayı günahsız insanlar ödüyor, ardından hüsran, gözyaşı ve kayıplar geliyor.

*

Ve ertesi gün.

Biri araçlı, diğeri canlı bombalı 2 büyük patlama . 44 insanımız kaybetmişiz. 170 civarında yaralımız var ve çoğu ağır durumda.

Gazete başlıklarına bakıyorum.

“Gurur Gecesi (Star) - Vesayet Bitiyor (Akit) – Hayırlı olsun (Karar/Güneş/Milat) – İşte o Paket (Vatan) – İşte Milletin Anayasası (Akşam) – Yeni Döneme İlk Adım (Türkiye) – Anayasa Teklifi Mecliste (Milliyet) – Tarihi Adım (Haber Türk) – Cumhur  ile Başkanı Buluşmaya Hazır (Sabah)”

Alayı Başkanlık teklifinin Meclise verildiğini müjde verircesine duyurma yarışında..

44 canımızın kaybedildiği 170 canımızın yaralandığı terör olayı İkinci haber.

İktidara yakın medya onca kayıp verdiğimiz terör olayını Anayasa değişikliği yasa tasarısının gerisinde değerlendirmiş.

İzleyenler Ahaber muhabirinin “Başkanlık olunca böyle patlamalar olmayacak” dediğini duyuyorlar.

Ve bir kendini bilmez başkası “Başkanlığı çekemeyenler teröre başvurdu” şeklinde yaklaşıyor gündeme.

Bir kan içici; “Ya Başkanlık ya kaos” cümlesini paylaşıyor sosyal medyada.

“Hay başkanlığınıza” demek var ama “Pes arkadaş” deyip geçeyim!

*

Oysa,

Yabancı basın daha duyarlı ülkemizde olan bitene,

İspanyol, İtalyan ve Alman medyası gazete logolarının yanına Bayrağımızı resmederek acımızı paylaşıp üzüntülerini belirtmişler…

Beşiktaş’ın eski antrenörü Biliç taa İngiltereden “Bugün kazandığımız puanları Türkiye’de hayatlarını kaybedenlere adıyor , Türk halkına taziyelerimi sunuyorum” diyor.

“Bizim için bağımsızlık gavura gavur diyerek karşı çıkabilmektir” diyen dili gevşek , beyni tutsak sözcüye duyurulur..

*

İç İşleri Bakanı öyle, basını böyle!

Terörle mücadele böyle mi olmalı?

Cevap; “Böyle olunca olmadığı görüldü. Ağır bir fatura ödendi”

Bu mudur sorumluluk, böyle mi olmalı medya, böyle mi davranmalı sorumlu kişi, dış kaynaklarına laf yetiştirme yarışına girileceğine oturup konuşmak mı gerekli?

*

Yine İç İşleri Bakanımız sahnede,

Canı yanmış, personelini, vatandaşını  kaybetmiş. Acısı büyük.

Ama o bir İç İşleri Bakanı. Hayli önemli bir makamda. Hislerini frenleyebilmeli. Bu tür olayları kaldırabilecek topluma  moral verecek kabiliyette olmalı.

Ama hayır,  yine öfkeli, yine saldırgan, hatta köpürmüş halde,

“Yarından tezi yok, tepelerine binecek , intikamımızı alacağız” diyor. Öfkesi kontrolsüz halde.  “ Geberip gittiğinizde arkanızdan hayır duası okuyacak var mı, hayır!” diyor “ benim içim “Cııız” ediyor..

Elbette intikamını alacaksın. Elbette yok edecek yanlarına bırakmayacaksın. Ama ne yapacaksan sessiz ve derinden yapacaksın sayın İç İşleri bakan kardeşim…

Lütfen sakin ol, iyice düşün taşın, suskun kal ve ne yapacaksan öyle yap.

Bak öfkeyle kalkıp zararla oturuyorsun. Olmuyor, faturayı  günahsız insanlar ödüyor!

 

BÜYÜMEDİK  KÜÇÜLDÜK ..

 

Üçüncü çeyrek büyüme verileri açıklandı.

Yüzde 1.8 küçüldük.

İkinci çeyrekte yüzde 3.4 büyüdüğümüzü hatırlarsak kayıp yüzde 5.2 gibi  hayli büyük bir oran.

Dönem Temmuz, Ağustos ve Eylül dönemi,

Başkanlık takıntısıyla gerilen ortam, terör, darbe girişimi, sınır ötesi harekattaki belirsizlik, Rusya krizinin ekonomiye yansıması ve gelinen nokta.

Şimdilik bu kadar. Elbette üzerinde konuşacağız ..