VERİLEN İMKANLARA BAKIN !

10 Ağu 2017

Derdi Kılıçdaroğulu,

Fırsat bulduğu her konuşmasında Kılıçdaroğlu’yla beslendiği sır değil.

Adeta veli – nimeti!

Trabzon’da yaptığı konuşmasında bakın ne demiş?

“Türkiye’de adalet, özgürlük yokmuş. Ankara’dan İstanbul’a kadar adalet için yürüdün. Bu hükumet o imkanı sana  verdi?”

*

Çok doğru bir söylem!

Doğru çünkü;

“Ülkede Adalet yoktu. Kılıçdaroğlu da bu yokluğu değerlendirdi. Yürüyerek adaletsizliğe dikkati çekerek farkındalık yarattı. Sadece Türkiye’de değil tüm dünyada gözler üzerine çevrildi. Bu imkanı ona adaleti yok ederek o cümleyi kuran zat verdi”

“Ülkede adalet olsaydı Kılıçdaroğlu yürüme imkanı bulabilecek miydi?”

Hayır, imkan buldu yürüdü..

İmkanı veren kimdi?

O cümleyi kuran kişi..

O zaman kafaya kakma neden?

*

Aslında, o cümlesiyle yürüyüş sırasında yürüyüş konvoyunu engellememesini kafasına kakıyor.

Hükumetin İç İşleri Bakanlığını Emniyet ve Jandarma güçlerinin yürüyüş konvoyunu koruduğunu kafasına kakıyor.

“İstesem  seni korumak bir yana o polisleri üzerine salar TOMA, biber gazı, coplarla güç kullanarak seni engellerdim” diyemediğinden böyle başka yerlere çekilebilecek cümleler kuruyor.

İşin acısı nedir biliyor musunuz?

Bu göndermeyi “Anayasamızda Toplumsal gösteri yürüyüşlerinin bir hak olduğunu o yürüyüşler  için izne gerek duyulmadığını hükumetin devletin polisi ve jandarmasıyla o gösteri yürüyüşlerini yapanları korumak gibi bir görevi olduğunu bile bile yapıyor”

Hani yürüyüş sırasında “Biz incelik gösterdiğimiz lütfettiğimiz için yürüyorsunuz” demişti ya o cümlenin bir başka türünü sergilerken açık veriyor.

Nedir o açık?

“Sana o imkanları hükumet verdi” deyişi.

Verdiği imkan ne?

“Olmayan adalet için yürüme imkanı ve o konvoyu koruma görevi”

Ya da, “İncelik gösterdi, lütfetti” o !”

*

Ahh siyaset sen ne kötü bir şeysin. Ne kadar kirli sapkın bir dilin var,

Ne kadar geren bölen bir yapıdasın. Ne kadar yalanlı dolanlı ne kadar başın kıçın oynar bir halin var.

2019 sendromu bu olsa gerek.

 

KONUŞ  BE KILIÇDAROĞLU …

 

Alman Focus dergisine verdiğin röportajda “ülkeni şikayet etmiş aşağılamışsın”

İddialar bu yönde,

O iddialarda bulunanlar “Baaak elimizde belgeler var. Kıvırtamıyor” deme fırsatını kaçırmıyorlar.

Buldukları her fırsatta edindikleri her kürsüde dile getiriyorlar.

Adın neredeyse teröriste ve vatan hainine çıkacak.

Dikkat ediyorum aynı dozda tepkin yok.

Yardımcıların konuşuyorlar, “Tekzip ettik” diyorlar o kadar.

Yetmiyor.

*

Rivayet o ki, Focus dergisi muhabirine, “Ülkemde can ve mal güvenliği yok. Alman Turistler ülkemize gelmesinler” demişsin.

Böyle demişsen anında o koltuğu bırak istifa et, çekil git.

Dememişsen, lafı çevirme, çık ortaya delikanlı gibi kendini savun,

“Ülkemde adalet yok. Onun için yürüdük” demek başka şey,

“Ülkem güvenli değil. Alman turistler ülkeme gelmesinler can ve mal güvenlikleri yok” demek başka şey.

Yaratılan algı ikincisi üzerine ve vahim.

*

Bir yere röportaj verirken elin televizyoncusunun,  gazetecisinin seni yanlış anlayacağını ya da kasıtlı olarak söylediklerini çarpıtacağını hesap edip o röportajı  kayda almaları şart.

Bu tedbiri almadıysan sen de çevrendekiler de hala acemisiniz demek.

O zaman dile düşüp hırpalanmana razı olacaksın..

Adalet yürüyüşüyle elde ettiğin krediler yok olacak.

*

Çık ortaya gerçek neyse söyle..

 

TEHLİKELİ   BİRİM

 

Haber bugünkü Sözcü gazetesinin manşetinde.

“CHP  açıkladı; “Başkanlık Ulusal Güvenlik Birimi” kurulmuş.

Bu haber gerçek ise çok mühim bir haber.

*

CHP Sözcüsü Tezcan’ın  elinde bir belge var. Savcılıktan edindiği bu belgede “Bilgi Kaynağı Bölümünde “Başkanlık Ulusal Güvenlik” yazıyor.

Devletin MİT’i, Askerin İstihbaratı, Emniyetin istihbaratı varken ve bunlar kanunlardan aldıkları yetkilerle istihbarat toplar ve değerlendirirlerken  bu yeni birim nedir?

Bu birim eğer gerçekse yasal  olmayan bir ortamda sadece bir kişi için ve gizli işler çevirme peşinde olan illegal bir birim olur ki yazımın başlığındaki “Tehlikeli Birim” dediğim budur.

*

Benzer istihbarat örgütleri Saddam da vardı. Kaddafi’de de vardı. Esat’ta da var.

Sadece o kişilere hizmet eden o örgütler milyonlarca kişinin ölmesi ve kaybolmalarıyla anılıyorlardı.

Patronları tarihte “Diktatör” adıyla anılan kişilerdi ve sonları malum..

*

CHP sözcüsü Tezcan’ın iddiası doğruysa ve o gizli örgütün patronu kimse şimdiden tarihteki örneklerini, ülkelerini getirdikleri halleri ve  sonlarını hatırlasa iyi olur.

Ve ayrıca bu açıklamadan sonra MİT, Askeri İstihbarat ve Emniyet İstihbarat tez zamanda bu örgütün ne olup olmadığını araştırıp bulguları kamuoyuyla paylaşmalarını öneririm.

Tabii yapabilirlerse!

*

“Yapabilirlerse” demekten kastım,

“Bu tür bir örgüt varsa devletin İstihbarat kurumları “çoktan açığa çıkarmalıydılar”

Açığa çıkarmanın o kurumlardan değil de CHP den gelmesi “manidar” değil mi?

*

Yine de haber teyide muhtaç. Derinliğine araştırılması şart. Çünkü hayli önemli bir haber..